Sabrınızın sınırları ne kadar geniş?

0
152

Bir işi sonuna kadar götürme sabrı ve kararlılığına sahip misiniz? İş dünyasında şansına değil sabrına güvenenler kazanıyor. Bir işi sonuna kadar götürenlerin çoğu şansa inanıyor, ancak bununla yetinmeyip sebat da ediyorlar…

BİR İŞİ SONUNA DEK GÖTÜRECEK KADAR SEBATKAR MISINIZ?

Şans, iş dünyasının sevmediği ve tercih etmediği bir kelime. Yine de ben şanslıyım ve şansa inanıyorum. Her şansı kendimin yaratmadığını bilecek kadar hayatın akışına güveniyorum, akışa kapılmayacak kadar da işimi sansa bırakmadan hareket etmeye devam ediyorum.

Türk, yabancı, Türkiye’nin ve Dünya’nın alanında başarılı iş insanlarında şunu dinliyor ve gözlemliyorum: onlar şansa inanıyorlar ve sebat ediyorlar.(bir işi sonuna kadar götürüyorlar.)

Başarma azminde olanlar, genelin kolay işlere koştuğu noktalarda, onlar herkesin korktuğu ve tercih etmediği işlere el atıyorlar. Sonuna kadar o işin arkasından koşturuyorlar. Engeller, zorluklar, inişli çıkışlı patikalar belki yoruluyorlar ama geri adım atmıyorlar. Dirençliler; dirençleri kırıldığında bir iç motivasyon bulmayı beceriyorlar.

Nedenini bende bilmiyordum. Ta ki, Dr. Ben Dean’in bu yazısını okuyana kadar.

Sebatkar olan kişilere, yaptıkları işin zor olduğunu söylediğinizde, o işi başarmak için ısrarla çalışmaya devam ettiklerini bulmuşlar. Kolay olduğunu söylediğinizde, sebatkarlar daha kolay vazgeçebiliyorlarmış verilen işten. Sebebi ise ilginç: Kolay olan bir işte başarısız olmak yüz kızartıcıyken, herkesin zor kabul ettiği bir işte başarısız olmak yüzü pek de fazla kızartmıyormuş.

Zor işi başarmanın verdiği haz da elbette büyük oluyor.

Zor işleri başaranların iç dinamiklerinde yaşadıklarını dolayısıyla tahmin edebiliyorsunuzdur; ne var ki onların seçimi ortalama olmaktansa, büyük sularda dolaşmak oluyor. Her iki seçimde de başarısız olma ihtimalini bilmelerine rağmen, riski kendilerini zorlayacak alanlarda kullanmayı tercih ediyorlar.

Janoff-Bulman & Brickman diyor ki ‘bazı hedeflere ulaşılması mümkün değildir, bazı başarılar da kaçınılmazdır ve ikisi arasındaki farkı görebilmek, işte o bilgelik gerektirmektedir.’

Yazan : Fatmanur Erdoğan