Sizi Engelleyen Zincirler Zihninizin İçindedir

0
2770

 

Bizi bağladığını sandığımız zincirler çoğu zaman zihnimizin içindedir.

Bir sirkte gösteriler bittikten sonra her gece hayvanları kafeslerine koyar filleri de kaçmasınlar diye ayaklarından zincirlerlerdi. Bir gece sirkte yangın çıkmış ve maalesef tüm hayvanlar yanarak ölmüşlerdi.

Yangından sonra yapılan incelemede yanarak ölen fillerin yangından önce ayaklarından zincirle bağlanmalarının unutulmuş olduğu farkedildi. Filler her gece olduğu gibi zincirlendiklerini zannedip nasıl olsa zincirle bağlıyız kaçamayız diye düşünüp kaçmaya çalışmamış ve yanmışlardı. Bilselerdi zincirli olmadıklarını, kaçıp kurtulabilirlerdi.

Birçok insan zincirin bağlı olmadığının farkında değil, yangından kaçmaya çalışmıyor ve sürekli bu yaştan sonra veya ülkenin bu kötü ekonomik şartlarında iş, eş bulamam, spor yapamam, yabancı dil öğrenemem, para kazanamam vs. gibi düşünceleri sürekli kendilerine tekrarlıyorlar.

Bu düşüncelerin herbiri bu insanları kısıtlayan birer zihinsel zincirdir. İnsanların sosyal, iş, sağlık vs. konularında zor durumlarda olmalarının sebebi nadiren gerçekten birşey yapılamayacak dış koşullardan ve başka insanların davranışlarından kaynaklanır. Çoğu zaman çıkmaz zannetikleri duruma girmeleri kendi kısıtlayıcı olumsuz düşüncelerinden kaynaklanır. İnsanlar imkansız dedikleri şeylerin çok azının gerçekten imkansız olduğunu bir anlasalar gerisi kolay. Yapamadıkları şeyler için çoğu zaman başka insanları ve olumsuz koşulları gösterirler.

Yapamam, imkansız, bu yaştan sonra…… maz/mez en çok kullandıkları kelime ve cümlelerdir. Bilmezlerki engel dış dünyada değil yapılamaz diye kendilerine sürekli tekrar ettikleri bu olumsuz kısıtlı düşüncelerdir. Peki çözüm nedir ? Kısıtlayıcı olumsuz düşünce alışkanlığından kurtulmaktır.

Tarihi değiştiren ve insanlığın ilerlemesini sağlayan insanlar bu kısıtlayıcı düşünce kalıplarına girmeyen hep bu başkalarının yapılamaz dedikleri şeyleri çok olumsuz koşullara rağmen başaranlardır.

Yeni Zelandalı Edmund Hillary ve Nepal’li Tenzing Norgay 29 Mayıs 1953’te Dünyanın en yüksek noktası olan Everest dağının 8,850 metre yüksekliğindeki zirvesine tırmanan ilk insanlar olarak “insanlar Everest’in zirvesine tırmanamaz” iddiasını çürütmüştür. Şükrediyorum ki ATATÜRK bu “imkansız, yapılamaz, bu yaştan sonra…..maz/mez” düşüncesinde olanlardan değildi. “ Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.

Ben hiçbir zaman umudumu kaybetmedim” demişti. Yoksa Bandırma Vapuru ile 19 Mayıs 1919’da Karadeniz’den Samsun’a çıkıp Kurtuluş Savaşını başlatmaya teşebbüs etmez ve bugün Türkiye Cumhuriyeti olmazdı.