SOL yarıdan SAĞ yarıya BEYNİN SIRLARI

1
1627

SOL yarıdan SAĞ yarıya Kişisel Gelişim Açısından BEYNİN SIRLARI

beyin5Beyin…

İnsan bedeninin en mucizevi organlarından bir tanesi. Tamamen kapalı bir kutu. Sırlarla dopdolu. Her yeni gün, her yeni bilimsel araştırma ile pek çok yeni buluşa imza atılıyor. Ancak hala beynin o MUCİZEVİ öyküsü tam olarak aydınlatılmış değil.

Aşık olmamızdan hissetmemize, görmemizden işitmemize, beden ısımızın dengelenmesinden tüm beden kontrolümüzü sağlamamıza kadar pek çok işlevi yapan beynimiz; yaklaşık 1400 gram ağırlığında. Kadın beyni erkeklerinkinden 200 gram daha hafif. (Ünlü bilim adamı Einstein’ın beyin ağırlığı ise 1230 gram)

Anatomik yapı olarak ise hayli ilginç ve girift bir yapısı var. Vücudumuzdaki oksijenin ve kanın yüzde yirmisini kullanan; en yağlı organımız. Yüz bin mil uzunluğunda damar, yüz milyar sinir hücresiyle donatılan beynimiz bizim hatırlama merkezimiz. Tek kelimeyle MUHTEŞEM bir yapı…

Hızı ise inanılmaz boyutlarda. Dünyadaki en hızlı bilgisayar saniyede 1 MİLYAR işlem yaparken; BEYNİMİZ saniyede 1 KATRİLYON hızla işlem yapabiliyor…

Aslında hepimiz doğduğumuzda eşit sayıda beyin hücresine ve sinirine sahibiz. Altı yaşına geldiğimizde beyin hücrelerimizin sayısı maksimum seviyeye ulaşıyor. Henüz doğmuş bir bebeğin beyni, doğduktan altı ay sonra tam üç kat büyüyor. İlk oluşan duyu dokunma duyusu ve ilk kez anne karnında oluşuyor.

Beynimizde yeni sinir hücrelerinin oluşmasını ve gelişmesini istiyorsak sürekli çalıştırmamız gerekiyor. Günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi bu aslında. Giderek artan bunama, Alzheimer tarzı hastalıklar günümüz insanının korkulu rüyası olmaya başladı çünkü.

Tüm bu olumsuzlukları yenmenin sırrı ise; bizzat hayatın içinde yer almak; bedensel ve zihinsel aktivitelerle dinç kalmanın yollarını aralamak; doğru besinlerle sağlıklı beslenmek; okumak, bulmaca çözmek, müzik dinlemek, zihni açık tutmak; yeteri kadar uyumak şeklinde özetleniyor uzmanlar tarafından. Ayrıca yoğun zihinsel faaliyetler beyni doğrudan olumlu şekilde etkiliyor. Başkalarının hayatlarını iyileştirmek için çabalamak da beyni zinde tutuyormuş. Bu anlamda ABD’de 80-100 yaş arası rahibeler üzerinde bir araştırma yapılmış. Hayatları boyunca sağlıklı yaşayan, alkol ve sigara kullanmayan, beslenmelerine özen gösteren rahibelerin beyinleri öldükten sonra incelendiğinde; ileri yaşlarda bile Alzheimer hastalığıyla hiç karşılaşmadıklarını görmüşler.

beyin8Biyolojik yapısına baktığımızda beynimiz; bir köprü ile birbirine bağlı iki benzer küreden oluşuyor.

*SOL yarı-küre MANTIK evi olarak kabul ediliyor. Karar verme, harfler, dil, sayı, hesaplar, düşünceler ve vücudun SAĞ bölümünün fiziksel kontrolü gibi işlevleri yönetiyor.

*SAĞ yarı-küre ise DUYGULARIN evi olarak kabul ediliyor. Görsel şekillerin (grafikler, haritalar ve çizgiler), sezginin kullanılması, yeniliklerle, belirsizliklerle ilgilenme ve vücudun SOL bölgesini kontrol etme işlemleri yapılıyor.

Kısacası, sol beynin anahtarı KELİMELER; sağ beynin anahtarı ise GÖRÜNTÜLER.

Erkekle kadın beyinleri birbirinden farklı işliyor. İçsel duygular, cinsellik, hırs erkek beyninde daha baskın. Kadınların ise matematik ve mantık zekası daha iyi.

Eskiden beynimizin yüzde 10′unu hatta yalnızca yüzde ikisini kullandığımız söyleniyordu. Günümüzde ise tüm sinirlerin çeşitli eylemler esnasında çalışmakta olduğunu biliyoruz. Yani beynimizde kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı bulunmuyor. Herhangi bir darbe veya yaşlanma neticesinde kaybedilen sinirler sonucu beyin kapasitesinin olumsuz etkilenmesi de bu yüzden.

Vücuttaki yansıması kalpte olduğu halde AŞK; beyinde başlıyor, beyinde gelişiyor ve beyinde bitiyor aslında, uzmanlar böyle söylüyorlar. Yapılan bilimsel araştırmalar aşkın, beynin kimyasını değiştirdiğini de ortaya çıkarmış. Aşk adeta uyuşturucu etkisi yapıyor insanda.

Bu doğrultuda bir grup kadınlı erkekli denek teste tabi tutulmuş. Önce sevdikleri kişilerin ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek, kan akışları izlenmiş. Araştırma sonucunda aşkın, kişilerdeki muhakeme yeteneğini yitirmesine sebep olduğu ortaya çıkmış. Hani zaman zaman söylediğimiz ‘‘Aşkın gözü kördür’’ sözü de buradan geliyor sanırım.

Beynin sırlarındaki keşifler öyle güzel ki… Son yapılan araştırmalara göre; beynin eski hatıraları çağırırken, bilginin hafızaya kaydedilmesinden bir hafta önce oluşan yeni sinir hücrelerine başvurduğu ortaya çıktı.

Pekiyi beynimizin hangi tarafı daha çok çalışıyor diye hiç düşündünüz mü? Uzmanlar beynin sol ve sağ yanının eşit çalışmasının doğru olduğunu savunuyor. Ancak, okullarda verilen eğitim sol beyin ağırlıklı olduğu için, sağ beynin görevini de sol beyin üstleniyor. Bu da, kişilerde performansın düşmesine neden oluyor. Bu nedenle başarıyı ve mutluluğu yakalamak adına uygun meslekler seçmek ve beynimizin az çalışan yarısını geliştirmek için egzersiz yapmayı unutmamak gerekiyor.

Şimdi gelin beynin her iki lopunu da aynı anda çalıştıran mini bir egzersiz yapalım beraberce. Parmaklarla yapılan bu egzersizin ismi Hakini Mudra (Alın Çakrasını açma adına ellerin mistik tutuşu) Kısaca şöyle;

beyin3Öncelikle bu egzersiz herhangi bir zaman diliminde uygulanabilir. Sağ ve sol elin tüm parmak uçları birbiri üzerine getirilerek birleştirilir. Bir şeyi hatırlamak istediğimizde, kaybettiğimiz düşünceyi veya ismi bulmak için parmaklarımızı birleştirip, gözlerimizle yukarı bakıyoruz. Bir yandan nefes alırken dilimizi dişlerimizin dibine yapıştırıyor ve nefes verirken dilin tekrar aşağı inmesine izin veriyoruz. Sonra da derin bir nefes alıyoruz. Tüm yapacaklarımız bu kadar aslında. Bir şey üzerine uzun süreliğine yoğunlaşmak istediğimiz zaman, okuduğumuz bir şeyi hatırlamak için veya aklımıza güzel fikirler gelmesi için bu hareketi kullanabiliriz. Bu parmak duruşu, bilimsel açıdan incelendiğinde beynin sağ ve sol yarım küresi arasında koordinasyonu arttırdığı kanıtlanmış. Bu nedenle de bugün özellikle hafıza eğitim programında kullanılmakta. Çünkü bu hareket hafızanın saklandığı sağ beyin yarım küresine giden kanalları açıyor; aynı zamanda solunumu geliştirip derinleştiriyor ve beyin de bundan faydalanıyor. Uzmanların görüşleri böyle, bence denemekte fayda var. Ancak beynin sırları bunlarla kalmıyor.

Beynimizi daha iyi çalıştırmanın yollarını daha detaylı olarak incelemekte fayda olduğunu düşünüyorum. Önerilenler o kadar da zor değil aslında, hatta bir kısmı gün içinde farkında olmadan yaptıklarımızdan ibaret…

*beynimiz açık havada ve ayaktayken %10 daha fazla çalışıyor; o halde açık havada yürümek ve yürürken kolları sallamak beyin için en ideal olanı. (özellikle önemli kararlar almadan önce tavsiye ediliyor)

*yabancı dil öğrenmenin beyni güçlendirdiği saptanmış; sözlük okumak, birkaç yabancı sözcük ya da yerli ama yeni kelime öğrenmek bu anlamda faydalı.

*Bulmaca çözmek, satranç gibi akıl oyunları oynamak beyni dinamik tutuyor.

*Rutinden, tekrar ettiğimiz davranışlardan vazgeçmemiz gerekli. Sürekli kullandığımız sağ sol el tutuşlarında değişiklikler yapmalı. Dişimizi bazen sol elle fırçalamak, çantayı bazen sağ elle taşımak gibi, eve farklı yoldan ulaşmak gibi…

*beyni sürekli kaliteli cümlelerle beslemek ( özdeyiş, şiir gibi)

*her gün güzel bir resme bakmak ( estetik algıyı geliştiriyor)

beyin8*sevdiğimiz bir müziği bir süre gözlerimiz kapalı dinlemek. ( özellikle klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia ediliyor beyin otoriteleri tarafından)

*günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçiyor. Ve bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatımız da ona göre şekilleniyor.

*bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğümüzü de gözlemlemek. Çünkü düşüncelerin farkındalığını yakalamak adına düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini arttırıyor.

*düzenli ve kaliteli uyumak beyin için çok önemli (Einstein’in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor) 24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapıyor.

*bol ve temiz oksijen beyin için çok önemli. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2’sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin yüzde 25’ini tüketiyor. Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyin.

*farklı düşünme tarzları beyni geliştiriyor. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirmek, bizden farklı düşünen insanlarla konuşmak bu anlamda çok faydalı.

*sürekli televizyon seyretmek beynimizi köreltiyor maalesef.

*beynin en tehlikeli yanı ters çaba kuralına göre çalıştığı anlar. Başımıza gelmesinden en çok korktuğumuzu başınıza getiriyor! Buna ‘ters çaba kuralı’ deniyor. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışıyor.

*beyni esas yoran şey monotonluk. O halde hayatımızı ne kadar renklendirirsek, beynimizi o kadar neşelendirebiliriz diye düşünüyorum.

*beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebiliyor. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atıyor. Buna ‘sihirli sayı’ kuralı deniyor. Bu kural aşılıp aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz ‘servis dışı’ oluyor. Hayatımızın en büyük kararlarını alırken ‘kafadan’ değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığımız gibi, bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplamanın doğru karar almamız adına güzel bir adım olduğu kabul ediliyor.

beyin7Beyni aldatmanın yolları da var aslında; bu kadar hızlı ve girift olmasına karşın beynimiz gerçekle hayali birbirinden ayıramıyor.

İsteklerimize sahip olmuş gibi davrandığımızda beynimizde yeni nöron ağları kuruluyor. Yeterli sayıda nöron ağı kurulduğunda ise isteklerimize artık gerçekten sahipmişiz gibi hissediyoruz.

Bu anlamda yapılan bir deneyi paylaşmak istiyorum sizlerle. Belirli sayıda deneğin karşısına bir nesne konarak ona bakmaları söyleniyor. Onlar bu nesneye bakarken beynin yapısı inceleniyor. Çeşitli araçlar ile ( tomografi gibi ) bunu kaydediyorlar. Sonradan nesneyi kaldırıp, deneklere az önce gördükleri nesneyi hayal etmeleri söyleniyor. Denekler o nesnenin kendisine direkt bakmadan sadece hayalini kurduklarında bile; beyin yapılarında aynı değişikliklerin olduğu tespit ediliyor. Bunun nedeni gördüğümüz bir nesneye bakarken nöron ağlarının ateşlenmesi.

İşte buradan hareketle hayal etmek, hayal ettiğimiz şeyi olmuş gibi kabul etmek bizi isteklerimize daha çabuk ulaştırıyor. Güzel bir düşünce ya da hayal bizi mutlu ediyor. Aksine gerçek olmasa bile kötü bir şey hakkında ‘ya olursa’ diye düşünmek ise; bizi mutsuz edip, korkutuyor. Film sektörü de bu noktadan hareketle çalışıyor. İzlerken hiçbirimiz ‘bu gerçek değil’ diye düşünmüyoruz. Heyecanlanıyoruz, üzülüyoruz, gerçekmiş gibi etkileniyoruz. Üstelik bir film boyunca veya reklamlarda ya da haberlerde bolca tekrar edilen sözler, sahneler, hareketler, tavırlar… Hep beynimizi etkileyip istenilen şeyin yerleşmesini sağlıyor.

Masal ve hikayelerin insanları etkilemesi de beynin gerçek ve hayali ayırt edememesinden kaynaklanıyor. Gerçek olmadığını biliyoruz ama; dinlerken veya okurken gerçekmiş gibi algıladığımız için etkileniyoruz. Bu yüzden çocuklar masallardan çok etkileniyor. Aynı masal ne kadar çok tekrar edilirse masalın içindeki mesajın kalıcılığı ve etki gücü de o ölçüde artıyor.

Beynimizin hafıza bölümü aslında unutmaya programlı. Bir gün içerisinde bile bir çok şey konuşuyoruz, dinliyoruz, izliyoruz. Duyduğumuz ya da okuduğumuz bir şeyi önem derecesine göre; üç saniyeden başlayarak bir kaç gün, bir kaç hafta içinde unutuyoruz. Ancak tekrarlanan bilgileri beyin kaydediyor.

İlginç olan bir başka özellik ise; beynimizin SAĞ tarafının YENİ giren bilgilerle, SOL tarafının ise ESKİDEN kalan bilgilerle çalışıyor olması. Gelen bilgiyi sağ taraf alıyor, bilgi tekrar edilmiyorsa bir süre sonra siliniyor. Bilgi tekrar ediliyorsa sol taraf kayda geçiyor. O artık bize ait bir bilgi oluyor. Eğer o bilgi davranışa sebep olacak bir bilgiyse; bilgi davranışa dönüşüyor, otomatik sisteme geçiyor ve artık düşünmeden davranıyoruz.
beyin6Beynimizin en gelişmiş bölgesi olan ve korteks denilen üst kabuğunu geliştirmek adına kitap okumanın faydaları ise saymakla bitmiyor. Duygusal zekamızı artırmakla kalmıyor aynı zamanda entelektüel zekamızı da destekliyor. Umutlarımıza daha sıkı sarılmamız, sıkıntılardan uzak durma becerisini kazanmamız da cabası. Kitap okumayı çok seven birisi olarak bu konuya dikkat çekmeden geçemedim.

Unutmadan, insanların yaklaşık yüzde 12’sinin gördüğü rüyaların siyah beyaz olduğunu biliyor muydunuz?

Beyinle ilgili araştırılacak pek çok şey var, her okuduğumuz ve öğrendiğimiz bilgi ise bizlere yepyeni kapılar açıyor elbette. Tüm bunları takip edebilmek, hayatımızı kaliteli yaşamak ve hayatın her ANından keyif alabilmek ise ancak sağlıklı bir beyinle, beden kadar ruh sağlığımızla da ilgili. Bunu unutmamak gerek.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

belgineryavuz.blogspot