Sosyal Fobi, Alkol ve Madde Kullanımını Artırıyor

0
96

“Sosyal fobi ile alkol ve madde kullanımı 2-3 kat artmaktadır. Çünkü kendi kendini tedavi edici araçlar olarak kullanılmaktadır”

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erhan Kurt, birçok psikiyatrik hastalıkla birlikte görülebilen sosyal fobinin alkol ve madde kullanımını 2-3 kat arttırdığını bildirdi.

Kurt, yaptığı yazılı açıklamada, sosyal ortamlarda ve kişisel performans gerektiren durumlarda, başarısız olacağı, aşağılanacağı ve utanılacak şekilde davranacağına ilişkin kişinin aşırı ve sürekli korku duymasının “sosyal fobi” olarak adlandırıldığını söyledi.

Bu yüzden sosyal fobisi olan kişinin bu tür ortamlara girmekten kaçındığını, girmediğini, girerse huzursuz olduğunu belirten Kurt, “Eğer kaçma ve kaçınma davranışı iş, özel ve sosyal yaşamı olumsuz etkiliyorsa kişiye sosyal fobi teşhisi konulmaktadır” bilgisine yer verdi.

Kurt, hastalığın belirtilerinin ergenlik döneminde başladığını kaydederek, şunları dile getirdi: “Çarpıntı, terleme, gerginlik, ağız kuruluğu, yüz kızarması ve midede rahatsızlık hissi en sık belirtileridir. Sosyal fobisi olanlar için en sıkıntı verici davranışlar ise, kalabalık önünde konuşmak, başkalarıyla birlikte yemek yemek, başkalarının önünde yazı yazmak, toplu taşıma araçlarıyla seyahattir.”

Sosyal fobinin birçok psikiyatrik hastalıkla birlikte görülebileceğini de aktaran Kurt, bunların, depresyon, agorafobi, yaygın anksiyete bozukluğu olduğunu dile getirdi.

“Sosyal fobi ile alkol ve madde kullanımı 2-3 kat artmaktadır. Çünkü kendi kendini tedavi edici araçlar olarak kullanılmaktadır” ifadesine de yer veren Kurt, bu alanda yapılan araştırmaların, hastalığın Türkiye ve dünyada farklı oranlarda görüldüğünü gösterdiğini ifade etti.

Kurt, şöyle devam etti: “Çünkü bazı toplumlarda utangaçlık ve çekingenlik desteklenen ve tasvip edilen bir durumdur. Ülkemizde ’ne kadar uslu çocuk’, ’ne kadar ağırbaşlı genç’, ’ne terbiyeli hiç sesi çıkmıyor’ cümleleri hepimizin kulağına çalınmıştır. Ülkemizin batı ve doğu coğrafyasında farklı tutumlar olduğu gibi dünyanın bize göre doğu ve batısında da farklı tutumlar ve gelenekler sosyal fobi oluşumuna zemin hazırlamakta veya önleyici olmaktadır. Örneğin Japonya’da normal kabul edilen bir davranış ABD’de sosyal fobik bir davranış, yani hastalık olarak kabul edilebilmektedir. Yani toplum, aile tutumları ve eğitim önemli bir faktördür.”

Sosyal fobi kadınlarda daha sık görülüyor

Sosyal fobinin aynı aile içinde ve ikizlerde daha sık görüldüğünü kaydeden Kurt, “Bazı araştırmalar kadınlarda daha sık görüldüğünü göstermektedir. Erkekler sosyal anksiyetelerini yatıştırmak için alkole başvurmaları nedeniyle daha az sosyal fobi tanısı alıyorlar. Medeni durum olarak sosyal fobik olanların olamayanlara göre daha sıklıkla yalnız yaşayan, evlenmemiş ya da boşanmış kişiler oldukları görülmektedir” ifadesinde bulundu.

Doç. Dr. Erhan Kurt, tedavinin en önemli ayağının bu durumun bir “huy” ya da “kişilik özelliği” değil, hastalık olduğunun kavranmasından geçtiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Günümüzde pek çok ilaç sosyal fobi tedavisinde kullanılmaktadır ve başarılarını ispat etmişlerdir. En etkili terapi yöntemi diğer kaygı bozukluklarında olduğu gibi bilişsel davranışçı terapidir. Bunun bir parçası olarak sosyal beceri eğitimi uygulanması gereken yöntemdir.”

Milliyet