Su Hakkında Bilmedikleriniz

0
117

MADEN SUYU MU YOKSA KAYNAK SUYU MU?
Her su tadına, özellikle de içindeki madeni tuzlara ve Oligo-elementlere göre diğerlerinden ayrılır. Maden suyu, içinde fazla miktarda mineral ve bazı gazlar bulunduran sudur. Maden suyu içinde bulundurduğu maddelere göre sağlık üzerinde etkili olabilir. Özellikle bazı mide ve bağırsak sorunlarında, sindirim ve böbrekle ilgili rahatsızlıklarda maden suyunun etkili olduğu düşünülmektedir. Kaynak suyu ise vücudumuz için yararı olan maddeleri içerir, bunların oranı son derece önemlidir. Kaynak sularının özellikleri mevsimlere göre büyük değişiklikler göstermez. Kaynak suları, maden sularına oranla çok büyük kitleler tarafından tüketilir. Sağlık için hayati derecede önemlidir. Tüketilen suların sağlığa uygun şartları sağlaması koşuluyla maden veya kaynak suyu olması insanların kişisel tercihlerine bağlıdır.

NE ZAMAN SU İÇMELİYİZ?
Çok basit bir şekilde cevaplamak gerekirse; istek duyduğumuz an dememiz mümkün. Bazı bünyelerin suya daha çok ihtiyaç duyduğu, bazılarının da azla yetindiği sıkça rastlanan bir durumdur. En iyi yöntem ise az ve sık, özellikle de yemeklerin hazmedildiği saatlerin dışında içmektir. Ancak güç sarf ederken kesinlikle içmemeye çalışın ve karşılaşmalar sırasında sadece suyla ağzını çalkalayan boksörleri düşünün. Eski zamanlarda madenlerde çalışanların da susadıkça bu yöntemi denediği bilinen bir gerçek. Eğer bir defada çok su içerseniz günün birinde böbreklerin iflas etme olasılığı çok fazla. Özellikle sabah yataktan kalkar kalkmaz ve de aç karnına bir bardak su içmek ise tüm organizmayı temizleyerek, toksinlerden arıtıyor. Zinde ve dinç olmayı sağlıyor.

NEDEN SUSARIZ?
Susamak, tiroit bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj olup; sulanmaya ihtiyacın var anlamını taşımaktadır. Ancak bu kişisel ve psikolojik boyutları olan ve kişiden kişiye farklılık gösteren bir ihtiyaçtır. Kimi insanlar günde 2 bardak su içerken, kimilerinin tükettiği su miktarı 2 litre olabilir.

İNSAN VÜCUDUNDA NEMLENDİRME SÜRECİ NASIL İŞLER?
Suyu içinde tüm hücrelerin yıkandığı bir sıvı olarak düşünürsek, su seviyesinin azalması halinde cildin neden kuruyup pul pul olduğunu anlamamız kolaylaşır. Ancak bu pek de sık görülen bir olay değildir. Vücuttaki tüm enzimatik ve immüniter sistemlerin görevlerini yapabilmesi için suya ihtiyacı vardır. Hücreler arası oluşumlar ve antiradikal enzimlerin oluşumu için de yine su gerekli derken, eksikliğinde ciltte gözenekler oluştuğunu da hatırlatmakta fayda görüyoruz.

İNSAN VÜCUDUNDA SIVI AZALMASININ YARATACAĞI SONUÇLAR NELERDİR?

İdrar yolları enfeksiyonları;
İdrar yolları enfeksiyonları, prematüre doğum, plasenta hipotropi, uterus içi büyümenin gecikmesi, doğuştan biçim bozuklukları, çocuk düşürme ve bebek ölüm oranında artış gibi, cenin üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir Bu tür enfeksiyonlar ayrıca böbreklere zarar verebilir ve annede septisemi meydana gelmesine yol açabilir.

Bu tür enfeksiyonlar, çeşitli faktörlerden ötürü hamile kadınlarda daha çok meydana gelebilmektedir. Hamile kadınlarda, progesteron’un düz kaslar üzerindeki gevşetme etkisinin sonucunda idrar yollarında hipotoni meydana gelmektedir. Ayrıca vücut bağışıklığının genelde azalmasından ötürü enfeksiyon süreci başlayabilmektedir. Bu koşullar altında, yetersiz böbrek faaliyeti, ağırlaştırıcı faktör olmaktadır. Bu olguların tümü, yeterli böbrek faaliyeti sağlamak ve enfeksiyon riskini azaltmak için su tüketiminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Kabızlık;
Hamilelik sırasında, progesteron’un düz kas üzerindeki gevşetme etkisinden ötürü kabızlık eğilimi ortaya çıkmaktadır. İçilen su miktarı yetersiz ise, bu eğilim güçlenmektedir; yeterli miktarda su içilmesi ise iyi bir önleyici önlem olabilmektedir.

Ciltte nem kaybı;

Cildin üzerindeki koruyucu bir örtü dış ortam ile sürekli alışveriş halindedir. Bu koruyucu insan sağlığı için çok önemli bir rol oynar; iç ortamı ve vücut ısısını korur, rahatlık ve dış görünüş oluşturur. Cildin elastiklik, yumuşaklık, renk ve görünüş özelliklerini koruması için su kullanımı, primordiyal önem taşır. Cilt bir yönde geçirgendir, diğer yönde geçirgenlik yoktur, ve iç ortamdan dış ortama sürekli akış yapılan olur. Bu nedenle cildimiz, deri içindeki su stokunu yenilemek için her gün yeterli miktarda su içilmesine gerek duyar (aksi halde su kaybı riski doğar ve sonuçta cilt elastikliğini yitirerek kırışır), yanı sıra epidermis’in görünüşü ve bariyer görevi için gereken yüzey su / lipit katmanının yenilenmesi gerekir. Cilt içindeki suyun miktarı, vücut ağırlığının %10’una karşılık gelmektedir ve genelde dermis adı verilen doku içinde depolanmaktadır (dermis’in %80’i sudur, fakat bu oran yaş ilerledikçe azalmaktadır).

Çeşitli türlerde fonksiyon bozukluklarını veya hastalıklar;
Yeterli su içilmesi halinde çoğu kadını etkileyen idrar yolları enfeksiyonları riski azalmaktadır. Buna ek olarak, su kaybı kabızlığı arttırmaktadır. Yeterli miktarda su içmek, böbrek taşlarını önlemeye yardımcı olduğundan tedavi diyetlerinin başlıca unsurlarından biridir.
Su kaybının insan vücudu üzerine etkileri
Vücudun günlük kaybettiği su ihtiyacını karşılamak için uzmanlar normal bir insanın günde 6-8 bardak su içmesi gerektiğini belirtmektedir. Vücut ağırlığının yüzdesi olarak su kaybının sonuçları şu şekilde olabileceği belirtilmektedir:

%1: susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması %2: ısı artması, artan susuzluk hissi %3: vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi, %4: fiziksel performansın %20-30 düşmesi %5: baş ağrısı, yorgunluk %6: halsizlik, titreme %7: fiziksel etkinlik sürerse bayılma %10: bilinç kaybı %11: olası ölüm