Susma! Sustukça Öfken Artıyor

0
1465

Tartışma çıkmasın, kimsenin tadı kaçmasın, patron sizi kara listeye almasın, arkadaşlarınızı memnun etmek için sustukça susuyorsanız… Susmayın! Çünkü susmak öfke krizlerine davetiye çıkartmaktır…

SUSUYORSAM NEDENİ VAR DEMEYİN!

Ne çok duygunuzu içinize attığınızın farkında mısınız?

Sırf tartışma çıkmasın, ortamın tadı kaçmasın, patron size takmasın, evliliğiniz kavgalı gürültü olmasın diye sustukça susuyorsunuz. Ta ki öfkeyle patlayıp her şeyi berbat edeceğiniz güne kadar…

Karşımızdaki insanla ‘Ne olacak bu memleketin hali’ başlığı üzerinden saatlerce konuşabiliyoruz. Çocuğumuz için hayal ettiğimiz eğitim, son gittiğimiz tatil, hangi ünlünün kiminle beraber olduğu hakkında gayet rahat, özgüvenli ve keyifli bir şekilde sohbet edebiliyoruz. Ancak konu, hayatımızı doğrudan etkileyecek önemli konulara geldi mi dut yemiş bülbüle dönüveriyoruz. Sanki biz hiç söylemeden de müdürümüz maaşımıza zam yapacak, aramadığı için kırgın olduğumuz arkadaşımız telepati yoluyla üzüntümüzü hissedip arayıverecek ya da sevgilimiz o çok sinir olduğumuz davranışına birden son verecek sanıyoruz. Neyse ki ilişki uzmanları imdadımıza yetişiyor ve bize hayati önem taşıyan konulara nasıl girmemiz, kendimizi nasıl ifade etmemiz gerektiği konusunda ipuçları veriyorlar.susmak

7 ADIMDA DOĞRU DİYALOG YOLLARI

1. Kendinizi savunun

Bir kız arkadaşınızı düşünün; canı sıkkınken hiç haber vermeden sık sık kapınızı çalıyor, sizi zorla bir yerlere götürüyor, sizin onunla görüşmeye ihtiyacınız olduğunda ise nedense hep meşgul oluyor. Ve siz rahatsızlık vermeye başlayan bu durumla ilgili onunla bir türlü konuşamıyorsunuz. Geçmişte birisine karşı kendinizi nasıl savunduğunuzu düşünün. Örneğin size ait olmayan bir ödeme nedeniyle kapınıza dayanan kargo şirketi elemanına karşı kanınızın son damlasına kadar nasıl tartıştığınızı ve yanlışlık ortaya çıktığında ne kadar rahatladığınızı hatırlayın. Arkadaşınızla hislerinizi paylaştıktan sonra onun bir süre kendini kötü hissetmesi kaçınılmaz olacaktır ama zamanla her şey rayına oturacaktır. Bunun, bir gün aniden ona bağırıp çağırmaya başlamanızdan ve belki de arkadaşlığınızın sona ermesinden çok daha sağlıklı bir yol olduğunu inkar edebilir misiniz?

2. Kendinize ve ona açık olun

Hangi duyguların etkisi altında olduğunuzu düşünün; mutluluk mu, üzüntü mü, kızgınlık mı, gıpta mı, utanç mı, öfke mi? Karşınızdaki kişinin onun için önemli olan bir günde yanında olamadığınız için ateş püskürdüğünü, oysa sizin bugüne kadar benzer durumlarda hep onun yanında olduğunuzu farz edelim. Duygularınızı yazın; kendinizi suçlu hissettirdiği için ona kızgınsınız. Sizin varlığınıza bu kadar değer verdiği için onu takdir ediyorsunuz. Sizin diğer sorumluluklarınızı da önemsemesine ihtiyaç duyuyorsunuz.

3. Doğru zamanı seçin

Doğru yer ve zaman çok önemli… Örneğin eşinizle sosyal hayatınızın monotonlaştığını ve daha hareketli bir yaşam istediğinizi konuşacaksınız, onun kanepede keyif yaptığı anı tercih etmeyin. Bunun yerine beraber gittiğiniz harika bir partinin dönüşünde, ikinizin de keyfi yerindeyken, hareketli bir sosyal yaşamın ikinize de ne kadar iyi geldiğine vurgu yapın.

4. ‘Sen’ değil ‘Ben’ dilini kullanın

Bir konuyu tartışmaya açarken unutmamanız gereken şeylerden biri de sürekli eleştirmekten kaçınmanız gerektiği… Karşınızdakini ‘Sen böyle davranıyorsun’ diye eleştirmeye başlamadan önce sakinleşin ve o davranışın sizde hangi hisleri uyandırdığına odaklanın. Bu duyguları dile getirirken de ‘Ben böyle hissediyorum’ ile başlayan cümleler kurun.

5. Sorun değilmiş gibi yapmayın

Biz kadınlar bazen canımızı çok sıkan bir olay hakkında ‘hiç önemli değil’ diyebiliyor ya da bir kabahatimiz yokken sırf sorun çıkmasın diye özür dileyebiliyoruz. İtiraf edin, buluşmak için sözleştiğiniz arkadaşınız yarım saat geç geldiğinde aslında çok sinirlenmişken, sırf gecenin tadı kaçmasın diye ‘Olsun, ben de yeni geldim zaten’ deyip tüm sinirini yutan siz değil miydiniz? Oysa bekletilmenin size kendinizi kötü hissettirdiğini kibarca dile getirmeniz hem sizi rahatlatacak hem daha dürüst bir arkadaşlığın yolunu açacak hem de arkadaşınızın bir dahaki sefere daha dikkatli davranmasını sağlayacak.

6. Siz buna değersiniz

İnsanların sizi dinlemek istemediğini nereden çıkardınız? Daha en baştan 1-0 yenik başlamaya ne gerek var? Siz kendinizi değersiz hissettiğiniz sürece örneğin patronunuz da maaşınıza zam yapmayı aklının ucundan geçirmeyecek. Böyle hissetmek yerine iş hayatındaki başarılarınıza odaklanın; verilen işleri zamanında bitiriyorsunuz, her ay hedef tutturuyorsunuz, müşterilerinizden olumlu geri dönüşler alıyorsunuz. Bunların farkındaysanız, patronunuzun da fark etmesini sağlamak sizin elinizde… Kendinizi iyi ifade edebileceğiniz, deyim yerindeyse doğru pazarlayacağınız bir konuşma hazırlayın.

7. Harekete geçmeye hazır olun

Hangi konuda olursa olsun uzun zamandır ertelediğiniz konuşmayı yaptıktan sonra ne kadar rahatlayacağınızı ve tahmin edemeyeceğiniz kadar mutlu olacağınızı biliyor musunuz? O zaman daha fazla ertelemeye gerek yok, harekete geçin… Derin bir nefes alın, sakin sakin konuşmaya başlayın ve bu sırada daha mutlu bir gelecek için çok önemli bir adım attığınızı aklınızda tutun.susmak

YAŞAYANLAR ANLATIYOR

Yıllanmış dostluğumuz bir günde bitti

“Yıllanmış dostluklar belli bir yaştan sonra asla bitmez sanıyordum, yanılmışım. Liseden beri içtiğimiz ayrı gitmeyen kız arkadaşımla 30 yaşından sonra bir gün telefondaki tartışma nedeniyle koptuk. O gün ona neden bu kadar tepki gösterdiğimi düşününce aslında yıllardır biriktirdiğim kızgınlığımı bir günde boşalttığımı anladım. Son yıllarda hep onun dertlerini paylaştık, hep onun canı sıkılınca eğlenmeye gittik, hep onun yaptığı programlara uyduk. Üstelik ben ona destek olmak isterken o beni hep eleştirdi; ilişkilerimi, seçimlerimi hatta giydiklerimi bile… Şimdi düşününce ona değil kendime kızıyorum. Böyle bir insan olmanın yolunu ona ben açtım. Zamanında tepkimi gösterseydim belki o daha iyi bir arkadaş olurdu ben de birikimimi bir konuşmada akıtmazdım. Bu saatten sonra kimseyi bu kadar idare edebileceğimi düşünmüyorum.” Zeynep, 32, İstanbul

Kocamla konuşmak imkansız

“Kocamla farklı fikirlerde olduğumuz bir konu hakkında konuşmak mümkün değil. Geçmişe dair hiçbir olayı ve söylenmiş hiçbir sözü unutmuyor. İlgisi olsun olmasın, konuşma sırasında geçmişten bir şeyleri hemen konuya dahil ediyor. Tabii orada ipler kopuyor ve karşılıklı bağrışmaya başlıyoruz. Bu nedenle bugüne kadar hiçbir konuyu tatlıya bağlayamadık ve her şeyi içimize attık. Ona da bana da doğru konuşmanın ve tartışmanın yollarını öğretecek bir uzmana ihtiyacımız var sanırım.” Selda, 34, İzmir

Maaşıma zam istemek mi? Asla…

“Ne zaman maaşımın düşüklüğünden söz etsem annem bana sık sık “Ağlamayana meme vermezler” sözünü hatırlatıyor. Zam ayından önce müdürümle konuşmamı, neden daha fazla maaşı hak ettiğimi anlatmamı istiyor. Oysa bunu yapmak benim için adeta imkansız. Bugüne kadar kimseden bir şey istemedim. Bana neden zam yapsınlar ki diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunları söyleyince annem de haklı olarak, “O zaman niye şikayet ediyorsun?” diyor. Sanırım özgüven eksikliğim hayat boyu yakamı bırakmayacak.” Yeliz, 27, İstanbul

Okudukça öğrendim, uyguluyorum

“Bu kadar kişisel gelişim kitabı boşa yazılmıyor ya… Ben de 20’li yaşlarımda tartışmayı bilmeyenlerdendim. Hiçbir şeyi içime atmazdım ama ister kız arkadaşımla olsun, ister sevgilimle, her anlaşmazlık kavgayla biterdi. Sonra günlerce kendimi yerdim, kim haklı kim haksız diye. Son yıllarda olgunlaştığımı ve okuduklarımdan bir şeyler öğrendiğimi düşünüyorum. Kafama bir şey takıldığında asla o anda konuyu açmıyorum ve isterse günler, haftalar sürsün, uygun zamanı kolluyorum. Konuşurken sinirlenmemeyi kendime ilke edindim, sesimi yükseltmiyorum, sırtımı dönüp gitmiyorum, kapıları çarpmıyorum. Karşı tarafı dinlemeye çalışıyor, kendimi ifade ederken suçlayıcı olmamaya gayret ediyorum. Her tartışmanın tatlıya bağlandığını söyleyemem ama vicdanımın daha rahat olduğundan emin olabilirsiniz.” Ebru, 39, Antalya