SUUR, BEYiN, HOLOGRAM

0
282


Modem nörofizyolojik terminolojide zihinsel yasamımızdan sag beyin/ sol beyin ayrımı baglamında söz edilir;bizim kültürümüz sol beyin kültürüdür.Analitik ve mantıksal düsünce kapasitesi neredeyse tamamıyla beynin sol yarım küresinin islevsel kapasitesi içindedir. Kuantum fiziginden buna esdeger iyi bir metafor vermeye kalkarsak, parçacık/ dalga ayrımını verebiliriz ve diyebiliriz ki,bizim kültürümüz zihnin parçacık yönüne dayanır.

Holistler, suurun her elemanının aslında gerçekligin her elemanı, her seyle baglantısı oldugunu düsünerek, deneyimin dalga yönü üzerinde dururlar. Bütün, parçaların toplamından daha büyük bir seydir ya da hologramik modelin bas savunucularından David Bohm´un ortaya attıgı gibi, “gerçeklik bölünmez bir bütünlüktür”. Her sey ve herkes birbiriyle öyle bütünlesmis durumdadır ki, bireylerden ya da ayrılmadan söz etmek gerçegin çarpıtılması ve bir yanılsamadır.”

Bugünkü holistik evren anlayısının temelinde hem kadim Dogu Bilgeligi hem de analizci Batı vardır. Budizm´in Elmas Sutra´sı bu konuda söyle diyor: “indra´nın evinde öyle bir inci agı olusturulmus ki, bir tanesine baktıgınızda diger bütün incileri onun içinde görebilirsiniz. Dünyadaki her nesne de sadece kendisi degildir, diger her nesneyi içerir ve aslında diger her bir nesne odur.Mikro kozmosla makro kozmosu birbirine baglayan´ Büyük Varlıklar Zinciri´ gerçekligin her bir küçük parçasının bütünü içinde tasıdıgını ileri sürer. Spinoza felsefesinde de dünyadaki her seyin tek bir özden yapıldıgı vurgulanır. Hologramı bir beyin modeli olarak göstermeye çalısanlar bilimsel tabanlı bazı metaforlar yapmaya kalkısıyorlar.

Hem genelde ´holografik paradigma ´nın hem de özelde beynin holografik modelinin çekici özellikleri vardır. Modern zihne ulasabilen bir metafor olarak hologram, iliskiden ve islemden kaynaklanan suur ve gerçeklik unsurları üzerinde yararlı bir rol oynar. Bize bütünün parçaları oldugumuzu hatırlatır. Fakat bazı konularda metafor olarak biraz fazla ileri giderek, mekanizma olarak varlıgın dalga benzeri yanına asırı vurgu yapar, bilgisayar modeli de parçacık yanını vurgular. Bildigimiz gibi gerçeklik hem dalgaları (iliski) hem de parçacıkları (bireysellik) kapsar. Yani açıkçası gerçeklik dedigimiz sey iliskilerden ve bireylerden olusmaz mı? Bu tıpkı insanın zihinsel yasamının hem anlık suurlu birlik ve bütünlüge sahip olmasını, hem de hesaplamayı ve eylemi düsünce ve yapı gibi kapsamasına benzer. Zaten suurun dogasına ve onun beyinle iliskisine gerçekten uygun bir model her ikisini de açıklayabilmelidir.

sUURUN HOLOGRAFiK MODELi

Hologramlar bir lazer yardımıyla olusturulan, içine aldıgı görüntünün sıradan fotograflar gibi iki boyutlu degil üç boyutlu oldugu bir çesit seffaf resimlerdir. Eger elinizde bir elmaya ait bir hologram varsa, plakayı bir kenara dogru bir miktar egip elmanın arkasında gerçekten ne oldugunu görebilirsiniz. Bir hologramla ilgili en gizemli sey eger onu ikiye bölerseniz her birinde tam bir elma bulunan iki tam resim elde edecek olmanızdır. Kesime devam edilirse dört, sekiz vs. elma elde edersiniz, çünkü holografik filmin her parçasında tam bir resim bulunur. ´Holografik´ olma özelligi ya da bir bütünde her bir parçanın.bulunması dikkat çekicidir; çünkü bu, bir hologramda bulunan bilgi düzeninin sıradan bir resimdeki bilgi düzeninden çok farklı oldugunu gösteriyor. Bir hologram parçalara bölünemez. Çünkü holografik bir resmin görünürdeki her parçası ancak resmin tamamına ait ortak parçalarla ilgisi oranında anlasılabilir, Holografik resim ´alan´ özelliklerine sahiptir denilebilir.

Düzenlemenin holografik modelinin tartısmamızla ilgisi vardır; çünkü Yeni Fizik,maddenin temel birimlerinin yani atom-altı parçacıkların tek basına parçalar ya da yapı tasları olarak soyutlanamayacaklarını bulmustur. Bunların davranısları da parçacıkların ortaklasmasıyla belirlenen alan özelliklerine sahiptir. Bu gizemli bir seydir, çünkü aynı holografi-alan iliskisi hayatın yapısını ve aslına bakarsak düsünce sürecimizin yapısına hükmediyor gibidir.

http://metafor3.sitemynet.com/m13.htm