Suyun Gizli Mesajı – Masaru Emoto

2
1256

Suyun Gizli Mesajı – Masaru Emoto

“Suyun Gizli Mesajı, uluslararası üne sahip Japon araştırmacı Masaru Emoto’nun bütün dünyada büyük yankı uyandıran su kristalleri fotoğraflarını içeren sıra dışı kitabı. Su moleküllerinin düşüncelerimizden, duygularımızdan ve kullandığımız kelimelerden etkilendiğini bulgulayan Dr. Emoto, suyun, söylenen sözlere, hissedilen duygulara, gösterilen görüntülere ve dinletilen müziğe göre nasıl bir değişim gösterdiğini birbirinden muhteşem su kristali fotoğraflarıyla gözler önüne seriyor. Hem dünyamız hem de bizler büyük ölçüde sudan oluştuğumuz için suyun mesajı hepimizin bireysel sağlığı, doğanın yenilenmesi ve dünya barışı açısından muazzam bir önem taşıyor. Depremden hemen önce ve hemen sonra yeraltı sularından aldığı numunelerdeki kristal oluşumlarını inceleyen Dr. Emoto, bu verilerin biriktirilmesi durumunda, su kristali teknolojisinin depremleri önceden tespit etmekte kullanılabileceğini de ortaya koyuyor. “Yüzyıllar boyunca, insanlık, yeryüzünden sürekli çaldı ve her seferinde geride çok daha kirli bir dünya bıraktı. Ama şimdi su bizimle konuşuyor; su kristalleri aracılığıyla, bilmemiz gerekenleri bize söylüyor. Bugünden itibaren yepyeni bir tarih biçimlendirmeliyiz. Su, kendimize nasıl bir yön belirlediğimizi büyük bir dikkatle izliyor ve kayda geçiriyor. Benim tek arzum, suyun bütün insanlığa verdiği mesajın herkesçe duyulması ve özümsenmesi.” Kuraldışı

 

Sudaki dalgalanma değişimlerinin ölçümüyle ilgili araştırmalar yaparken, daha sonra su kristallerini keşfeden Japon bilim adamı Dr.Masaru Emato, ‘’Suyun Gizli Mesajı’’ adlı kitabında çektiği birbirinden muhteşem su kristali fotoğrafları eşliğinde suyun insanlığa mesajını anlatmış. Dr.Emato yaptığı çalışmada son derece uyumlu bir madde olan, fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olan suyun, çevreden aldığı enerji ve titreşimlerle moleküler şeklinin de değiştiğini göstermiş. İçinde su olan şişenin, üstüne yazılmış veya sözel söylenmiş olan sözcükler, düşünceler, suya çalınmış olan müzik veya oynatılmış film ile suyun moleküler yapısının değiştiğini çektiği fotoğraflarla ispat etmiş.

Dr.Emoto çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi ortaya koymak için dünyanın değişik kaynaklarından ve değişik durumlarda alınan su örneklerini de incelemiş ve suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ve su borularında, depolarda bekletilen durgun su şekilsel bozukluk göstermiş.

Fotoğraflardaki dondurulmuş sulara, fotoğrafları çekilmeden önce ya sözel olarak ya da şişenin üstüne yazılarak resimlerin altındaki kelimeler yüklenilmiş. Suyun, kelimelerin manalarının enerjisini kopyalayıp, görüntü olarak verdiği yansımaların gerçekliği şaşırtıcı.

Bu kitapta özellikle vurgulanan ve altı çizilen konuları birkaç maddede özetlersek:

1) Su, bilgiyi kopyalama ve hafızada tutma becerisine sahiptir. Suyun bu özelliğini, yaşamsal değerini kavrayan ve kullanan alan Homeopatidir. Homeopatide maddeler ondalık ya da yüzdelik birimler olarak suyla seyreltilir. Bu kadar seyreltik bir solüsyonda maddenin kendisi yok denecek kadar azdır fakat nitelikleri suyun içinde mevcuttur. Hastalık belirtilerini ortadan kaldırmak için maddenin etkisi yerine, hastalığın bilgisini silmek için suya kopyalanan bilgi kullanılır. 1988 yılında, Fransız bilim adamı Dr. Jacques Benveniste, homeopatinin temel prensiplerini deneysel bir teste tabi tutmaya karar vermişti. Bir ilacı, klinik bakımdan hiçbir anlam ifade etmeyecek noktaya varana dek suyla seyreltmiş, ardından seyreltilmiş maddeyi hastasına vermiş ve sonuç olarak ilacı suyla seyreltilmiş halde alan hastalarla, seyreltilmemiş olarak kullanan hastalar arasında hiçbir fark gözlemlememişti. Seyreltilmiş ilaç seyreltilmemiş olanla aynı etkiyi yaratmıştı.

2) İnsan bedeninin %70’i sudan oluşur. Fiziksel açıdan baktığımızda aslında insan sudur. Dr.Emoto fotoğraflarıyla suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığını açıkça ortaya koymuştu. Ruh halimizin, düşüncelerimizin, ağzımızdan çıkan kelimelerin, bedenimizin %70’ni oluşturan suda da benzer değişimler yaptığını düşünecek olursak, zihinsel durumumuzun bedenimizi nasıl doğrudan etkilediğini daha iyi anlayabiliriz. Gün içinde düşündüğümüz ve söylediğimiz her şey tüm hücrelerimizi etkiler, çünkü bedenimizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile biz bir bakıma düşündüğümüz ve konuştuğumuz şeyler oluruz ve bedenimizi de etkileriz. Düşündüklerimizin ve konuştuklarımızın kalitesinde yaşarız. Tüm hayatımız ve sağlığımız hücrelerimizde var olan, atalarımızdan aktarılan ve kendi geçmişimizden gelen, bedenimizdeki suda kayıtlıdır. “Ben hep hasta olurum.” dediğimizde içimizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir. “Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim” cümlesi yüklenilmiş olan suyun fotoğrafına tekrar bakarsanız bu gerçekliği açıkça görebilirsiniz.

3) Bütün evren bir titreşim halindedir ve her şey kendi frekansında titreşir. Yeryüzündeki benzersiz frekanslara aşırı derecede duyarlı olan, bütün frekansları duyabilen sadece sudur. Bu yüzden suya söylenen ya da yazı yoluyla iletilen sözler farklı kristaller oluşturur.

4) Öte yandan kelimeler eşsiz ve özgün titreşim frekanslarına sahiptir. İnsan şuurunun ve kelimelerinin enerjisi, su kristallerine biçim verecek kadar yoğundur; dolayısıyla sadece düşüncelerimiz, dinin ve felsefenin ötesinde, dünyayı şekillendirecek kadar büyük güce sahiptir.

5) Yaşadığımız bu kaos çağında, milyarlarca insana ışık tutabilecek tek çözüm yolu suyun mesajıdır. Hem dünyamız hem de bizler büyük ölçüde sudan oluştuğumuz için suyun mesajı hepimizin bireysel sağlığı, doğanın yenilenmesi ve dünya barışı açısından muazzam bir önem taşımaktadır. Suyun karşısında oturup içinizdeki sevgiyi ne zaman aktarsanız, dünyanın bir yerinde birinin yüreği sevgiyle ısınacaktır. Hiçbir yere gitmenize gerek yok.  Tam karşınızda duran su, yeryüzündeki bütün sularla bağlantı halindedir. Baktığınız su her yerdeki suyla rezonans içindedir ve sizin sevgi mesajınız dünyadaki bütün insanların yüreğine ulaşır. Dünya barışı için kararlı bir şekilde dua eden 350 kişinin kelimelerinin, birkaç saniye içinde tertemiz yaptığı  Biwa Gölü örneğindeki gibi, hayatımızı sevgi ve şükran duygularıyla doldurursak bu şuur bütün dünyada hüküm sürecek harikulade bir güç haline gelecektir. Suyun mesajı sevmek ve şükretmektir. Su kristallerinin bize anlatmaya çalıştığı da budur.

Derlemeyi Yapan
Dr. Ercan Zeydan Eriş
Kişisel Gelişim Uzmanı