Tarık bin Ziyad ve Gemileri Yakmak

0
3635

Berberiler Batı Afrika’da yaşayan göçebe bir toplumdur. Kökenleri Orta Asya’ya uzanan bu topluluk, Emevi Müslümanlarının buralara yayılmaları sonraları müslüman olmuştur. O dönemde Kuzey Afrika valisi Nuseyr oğlu Musa idi. Avrupa’ya yayılmak için Berberi askerlerden oluşan bir ordu hazırlaması için, gene bu halktan olan kölesi Ziyad’ın oğlu Tarık’ı görevlendirdi. Tarık oniki bin kişilik bir ordu hazırlayıp, gemilere bindirerek, karşı sahildeki bir dağa ulaştı ve oraya Tarık Dağı adını verdi (Cebelitarık)

O dönemlerde o bölgede kökenleri Cermen ırkına dayanan , Batı Roma İmparatorluğu’nu yıkarak, Roma’yı yağmalayan Batı Gotları (Vizigotlar) adlı barbar bir kavim hüküm sürmekteydi. Bunlar oradaki halka ağır bir şekilde zulmetmekteydi. Tarık’ın ordusu ile bu bölgeye geldiği haberini alan Vizigotlar sayıca daha üstün olan ordularını onların üzerine doğru sürdü. Çarpışma yaklaşıyor ve gerilim yükseliyordu. İşte bu noktada Tarık askerlerinin zoru görünce kaçmasını önlemek için, oraya gelmek için kullandıkları tüm gemileri ateşe verdi. Askerlerine “artık bizim için geri dönmek olanaksızdır. Önünüz düşman, arkanız deniz ile çevrili bulunuyor. Direnmekten başka şansınız yok. Canınızı kılıçlarınızla kurtarmaktan başka bir şey yapamazsınız. Kısa bir süre derde ve güçlüğe katlanmayı göze alırsanız, uzun süre rahat edersiniz. Ben düşmana hücum ediyorum, siz de arkamdan gelip saldırın. Ben ölürsem zafere ulaşana ya da şehit olana dek savaşın”. Savaşın sekizinci günü Tarık’ın ordusu sürekli tazelenen Vizigotlar karşısında yorulmaya ve geri çekilmeye başladı. Bunun üzerine Tarık tekrar askerlerine “ Kahramanlar nereye gidiyorsunuz? Gaflete kapılıp, nereye kaçmayı düşünüyorsunuz? Unuttunuz mu önünüz düşman ve arkanız denizdir. Bana bakınız ve ben ne yaparsam siz de onu yapınız” diyerek düşmana doğru atıldı. Kendisine barbar kavmin sancağını hedef aldı. Sancağın yanındaki, kıymetli taşlarla süslü tahtında rahat bir şekilde oturan Vizigot kralı Rodrik’i bir anda karşısında bulan Tarık, hasmını öldürdü. Bunun etkisi ile Vizigot ordusu dağıldı. Ancak Musa, Tarık’ın başarılarını kıskanarak, Tarık’a kaçanları kovalamamasını bildirdi. Ancak böyle davranmak büyük bir hata olacaktı. Tarık mantıklı olanı yaptı ve düşmanı kovaladı. Gotların başkenti olan Toledo kentini alarak, 350 yıllık barbar Got hakimiyetini yıktı. Bundan sonra Batı Avrupa’da yaklaşık sekizyüz yıl sürecek farklı bir uygarlık dönemi başlayacaktı.

Hedeflerinize ulaşmak için, hayallerinize inanmanız gerekir. Kararlılık gösterdiğinizde karşınıza çıkabilecek engelleri göğüsleyebilirsiniz. Belli bir işe başlamadan önce, planlı ve programlı hareket etmeniz, ekibinizi iyi seçmeniz gerekir. Planlı hareket etmeniz, işi şansa bırakmanızı önler ve daha sonra kullanabileceğiniz ‘keşke’ler azalır. Her ‘keşke’ acıdır. Ancak deneme yanılma ile öğrenilenler de kolay unutulmaz. Kararsız tutumlar sizin yeterli ön hazırlık yapmamanız, kendinizi yetersiz görmeniz ya da olayları aşırı büyütmeniz ile ilgili olabilir. Unutmayın ki, kimse belli bir işi annesinin karnında öğrenmez. Her öğrenme süreci bir parça yıpratıcıdır. Yürümeyi öğrenirken sık sık düşersiniz, Tatil yapmak için de ders çalışarak sınıfınızı geçmek zorundasınızdır. Size verilen bir görev, o görevi alamayanlar ya da o görevi başaramayanlar tarafından haksızca eleştirilebilir de. Ancak unutmayın ki, meyve veren ağacı taşlarlar. Bu düşünce ile yıkıcı eleştirilere dayanabilir, bıyık altından gülebilirsiniz. Alabileceğiniz olumlu eleştirileri faydalanmak üzere belleğinize kaydedip, daha iyi hale gelmeye çalışabilirsiniz. El elden üstündür, hedefe yönelik akıllıca fikirler kimden gelirse gelsin dikkate alınmalı, edinebileceğiniz ham fikirler işlenerek zenginleştirilmelidir. Her zaman için mutlaka bir acil eylem planınız olmalı, koşulların değişimine çabuk uyum sağlamalısınız. Yani zamana, zemine ve rakibe göre oyun stratejinizi değiştirebilmelisiniz. Ancak bu yetiye sahip olabilmek için de, olabildiğince çok sayıda uygun kişiyle iletişim halinde olup, onlarla çalışarak, onların beceri, bilgi ve görgülerinden istifade etmeniz gerekir.

Hayatta çocukluk, ilk gençlik ve mesleki hayatın başlangıç dönemleri ‘alma dönemleri’dir. Bu dönemde maddi ya da manevi açıdan dış desteğe daha çok gereksinim duyarız, gelişmemiz alabilmemize bağlıdır. Eğer hayatımızın daha önceki basamaklarını sorunsuz geçmişsek, kendimizle barışığız demektir. Bu duruma gelen bilge kişiler ‘verme dönemi’ne girer. Kendilerinden sonrakileri olumlu, yapıcı ve doğru bir şekilde etkilerler. Etraflarına maddi ve manevi destek verirler. Aksine hayatlarının erken dönemlerinde yeterli düzeyde sevgi görememiş, önlerinde olumlu örnekler bulamamış kişiler kendileri ile barışık olmayabilir. Bu durumlarda verme dönemine giremez ve uygunsuz bir şekilde almaya devam ederler. Başkalarını haksızca eleştirip, kendilerine haksız kazançlar sağlamaya çalışabilirler. Bu da hem kişilerin kendilerine, hem de topluma zararlı kişiler haline gelmelerine yol açar.

Hepinize işlerinizi ve kendinizi ciddiye alarak, planlı, kendisi ile barışık, kararlı ve dolayısı ile hedeflerinize ulaştığınız günler; alma döneminden verme dönemine geçebileceğiniz, bilgelik düzeyine ulaşarak sizden sonrakilere örnek olabileceğiniz yarınlar diliyorum.