Üniversite Kampüsünü Kullanma Klavuzu

1
408

Üniversiteler başlayınca yerleşkeye meraklı bakışlarla adım atan birinci sınıf öğrencilerini zorlu bir süreç bekliyor. Kabile halinde yaşamayı tercih eden, yatay geçiş yapma hayalleriyle okulu bitirmeye aday gençlere yol haritası çizdik.

Üniversitelerin açılmasına sayılı günler kaldı. Bazı öğrenciler ‘tatil bitti’ telaşındayken, bazıları okulun açılmasını dört gözle bekliyor. Gözleri fal taşı gibi açık olanlar, üniversiteyi yeni kazanmış olanlar hiç şüphesiz. Birkaç hafta önce müjdeli haberi alıp uçuş denemesi yapan gençler, 5 Eylül’de kayıtlar için üniversiteye ilk adımını atacak. Üniversite hayaliyle sabahlayan adayların hayal kırıklığına uğramamak için bazı şeylere dikkat etmesi gerekiyor.

Sevgili öğrenciler; sınav bitti sanmayın, en büyük sınavınız kayıtlarla başlıyor. Eşe-dosta hava attığınız bölüme girerken kaza yaşamamamız için belgelerinizi eksiksiz hazırlayın. Okulun istediği belgelerin dışında yanınıza (vesikalıkların boyutu ve diğer belgelerin sayısı önemli) alacağınız küçük şeyler (yapıştırıcı, makas, pilot kalem, toplu iğne, zımba…) işinizi kolaylaştırır. Kayda gittiniz diyelim, öğrenci işlerindeki görevlilerle papaz olmayın aman ha! Önünüzde ya da arkanızda sıraya giren yeni adayla ailece tanışmak zorunda değilsiniz. Anne babanızla yerleşke içinde gezerken “Buraların ağası benim.” havasına girmeyin. Unutmayın ki, burayı sizin dışınızda kazanan binlerce kişi var. Okul başladığında kan-ter içinde derslikleri aramamak için binaya şöyle bir göz gezdirin.

Hayırlısıyla kayıtları bitirdiniz. Okulların açılacağı tarihe kadar geçen bir-iki hafta çok önemli. Evde duygusal atmosfer oluşabilir, YGS’ye hazırlanırken ensenizde boza pişiren ailenizle kanka olabilirsiniz. Panik yapmayın, bunlar normal! Örneğin hukuk ya da tıp kazandınız. Babanızın “Hâkime kızım, bir bardak su kap gel.”, annenizin “Doktor oğlum, karnım ağrıyor bir bakıver hele.” çıkışlarıyla gaza gelmeyin. Daha yolun başındasınız. İyisi mi, bunlara kulak vermekten vazgeçip ihtiyaçlarınızı karşılayan bir bavul hazırlayın.

Evden ilk defa ayrılan gençler, bir daha eve uğrama ihtimali yokmuş gibi hazırlık yapıyor. Erkekler, askere gider gibi iç çamaşırları, terlik, tıraş köpüğü vb; kızlar, ‘gelin olmuş gidiyor gibi’ peluş oyuncaklarını bile yanına alıyor. Bunların hiçbirine gerek yok aslında. Gittiğiniz şehirde her türlü alışverişi yapabileceğiniz yerler var elbet. Okulu bitirip eve geri taşınırken kendinizle derin bir hesaplaşmaya girmek istemiyorsanız seçici olun.

Aileyle vedalaştınız, gurbete yerleştiniz. Yurtta kaldığız ilk gece uzun gelebilir ama en güzel hatıralardan biri olarak kalacak. Memleketinizden ayrı düştüğünüz ilk aylar çekilmez olması normal. Çünkü birçok öğrenci daha iyi bir yerde olabilirdim düşüncesiyle bulunduğu yeri yadırgayabilir. Sizden ricamız, “… puan aldığım halde buradayım.” benzeri cümlelerinin geçtiği muhabbetlerden uzak durun. Bunun yerine kader arkadaşlarınızı tanımaya çalışın.

40 yıllık öğrenci gibi görünün

Ertesi gün akşamdan hazırladığınız elbiselerinizi giyip okula gittiniz. Etrafta kimseciklerin olmadığına şaşırmayın, çünkü üst sınıfların çoğu ikinci haftadan sonra okula gelir. Kayıt sırasında tanıştığınız arkadaşları aramayın, zaten bulmanız da çok zor. Etrafa çömez izlenimi vermeyin, dersliklerde veya bahçede bu okulda 40 yılınız geçmiş gibi göğsünüzü gere-gere yürüyün. İlk dersi yadırgayabilirsiniz. Öğretim görevlisi sınıfa geldiğinde ayağa kalkamadıysanız sorun yok. Hocaların top sakallı olması, fularlı, kimsenin üniforma giymemesi, ders zilinin çalmaması zamanla sıradanlaşıyor.

Komşu komşunun notuna muhtaç!

“Üniversiteye kapağı attım ya, gerisi kolay” diye düşünmeyin sakın! Dersler yata yata geçilmiyor. Mahmut Hoca gibi amfinin kapısının bekleyen bir müdür yok artık, devam zorunluluğu olan derse girmeyen kalır. Bunun için derse zamanında girin, yaramaz çocuklar gibi en arkaya geçmeyin. Herkesle aranızı iyi tutun. Ön sıralarda hocanın öksürüğünü bile not alan öğrenciler hakkında ileri-geri konuşmayın sakın. Final zamanında komşu komşunun notuna muhtaçtır. Üst sınıfların ‘bu ders şöyle, şu hoca böyle…’ laflarına aldanmayın oturun çalışın. Son gece mesaiye kalacağınızı biliyoruz ama biz yine de hatırlatmış olalım. Son gün yanınıza oturtup derslerin özetini geçecek bir arkadaşınız varsa ne ala.

Yemekhaneyi bulmak için kalabalığı takip edin

[pull_quote_center]

Çimlere oturup gitar çalmak, fotoğraf çektirmek zorunda değilsiniz. Üniversite hayatı çılgınlık demek değil, okuyup kendini geliştirebileceğiniz bir yer. Her şeyi ölçülü yaşayın!

Sosyal paylaşım sitelerinde mezunların kurduğu sitelerde hocalarınız hakkında ileri-geri konuşmayın. Unutmayın ki onlar da bu sitelere üye.

İlk ay sınıfın %70’i başka bir üniversiteye geçiş yapacağını söyler. Hayallere kapılmayın bu okul bitecek!

Fotokopicilerle iyi geçinin. Hatta paranız varsa bir fotokopi makinesi alın!

Okul kütüphanesine sadece son sınıfta mezuniyet belgesini almak için uğramayın, nimetlerinden faydalanın.

Bir-iki öğrenci kulübüne üye olun, sosyalleşmeye çalışın.

Mezun olunca makarna ile hazır çorba müzesi açmak istemiyorsanız, yeni yemekler öğrenin.

Kitap kapaklarını göstere göstere dolaşmayın, topluluk içindeki telefon konuşmalarınızda kullandığınız üniversite kelimesini minimuma indirin.

[/pull_quote_center]

Kabileler zamanla dağılıyor

İlk haftalar harçlığınızın büyük bir kısmı kontör parasına gidecek. Evden daha fazla para koparmak için yaptığınız çetin pazarlığı bir kenara bırakıp faturayı üstlenmelerini sağlayın. Babanızın üzerine bir hat alıp faturayı onun üzerine yıkın mesela! Sözümüz ailelere, her gece yapılan uzun soluklu telefon konuşmaları paraya sıkıştığı zamanki aramalara dönüşüyor zamanla. Arkadaşlıklara gelince. Yeni öğrenciler genellikle ‘kabileler’ halinde hareket eder. Ders aralarında kol kola gezen, sinema kapatan gruplar; ilerleyen zamanlarda düet gruplarına dönüşür. Kalabalık gruplar ancak mezuniyet gecesinin duygusal atmosferinde bir araya gelir, okul bitince yalnız bir-ikisi görüşür. ‘Bu çocuk tam kafama göre’ dediğiniz birinden nefret etmeniz işten bile değil. Kılık-kıyafet mevzusu da ayrı bir hengame. Hemen herkes imaj değişikliğine gider. Erkekler saçı sakalını özenle birbirine karıştırır, farklı takılarla seyyar sergi açar, kızlar mağaza vitrinlerindeki bütün ürünleri üniversiteye taşır. Yerleşkede saç şekli ve takılarıyla Barış Manço gibi dikkat çekenlerin %98’i birinci sınıf öğrencisidir. Okul bittiğinde hemen herkes evine geldiği gibi geri dönüyor. Tecrübeyle sabit!