Yabancı dil nasıl öğrenilmez ?

0
354

Seçimlere kilitlenmiş durumdayız. Siyasi partilerin seçim beyannamelerinde eğitimle ilgili en fazla öne çıkan, ÖSS kalkar mı kalkmaz mı konusu. Partilere göre eğitimle ilgili önemli diğer bir konu da, YÖK. YÖK kalkacak mı, kalacak mı, yoksa yetkileri mi azaltılacak?

ÖSS ve YÖK´ün olması ya da olmaması, partilerin eğitimle ilgili en önemli maddesi gibi görünüyor. Ancak yıllardır çözülemeyen hayati bir sorun var: Yabancı dil eğitimi.
Yabancı dilin ülkemizde nasıl “öğretilemediğini” ispatlamak için, kendimden örnek vereceğim. Bir çocuğun İngilizce öğrenme süreci nasıl yıllara yayılabilir, bu kadar yıl içinde nasıl bir kişiye İngilizce “öğretilemeyebilinir”, anlatayım. İlkokulu bitirdiğim yıl, yani 11 yaşındayken anadolu liseleri sınavına girdim. Tam sınavdan eve döndük, sınav sorularının çalındığı, sınavın iptal olduğu haberi geldi. Haydi haftaya bir daha gittik sınava. Neyse sonuç iyiydi de bu kadar zahmete değmişti.

Anadolu lisesinin hazırlık sınıfı tam bir hayal kırıklığıydı. Bugün hala görevine devam ettiğini öğrendiğim bir hocamız, daha ilk dersten İngilizceyi “öğrenemeyeceğimizi” müjdelemişti aslında. Çünkü kendi de öğrenememişti. Her cümlesine 3 kez “I think” diyerek başlıyor, ancak cümlenin sonu pek gelmiyordu. İşte bu yüzden, o yıl özel İngilizce hocasından yardım aldık. Ve o yıl verdiğimiz yüklü paralar nedeniyle babam için zor bir dönem olmuştu muhtemelen. Bu arada okul derslerinde okutulduğu için almamız zorunlu olan orijinal Oxford kitaplarının da o yıllarda ekstra pahalı olduğunu eklemem gerek. Hazırlık sınıfı bittiğinde, yani 12 yaşındayken, okuldaki değil ama özel öğretmenim sayesinde İngilizcem hayli ilerlemişti. Ortaokul başladı. O zamanlar Anadolu liselerinde fen ve matematik dersleri İngilizce görülürdü. Bu sefer de sorun buydu. Ortada İngilizce bilen fen, matematik hocası yokken, bu dersler İngilizce olarak nasıl işlenebilirdi? O zor problemleri çözen matematik hocalarının, tüm o formülleri bilen fen hocalarının bu soruya yanıtları neydi acaba? Neyse ki yıllar sonra Milli Eğitim Bakanlığı bu dersleri İngilizce okutmaktan vazgeçip, sorunu da ortadan “kaldırdı.”

Ortaokul böyle geçti. Lisede de pek bir şey değişmedi. Hocalar aynıydı. Lisenin ilk yılından sonra, tüm derdimiz ÖSS olduğundan, İngilizceyi kimse takmadı. İngilizce derslerinde sağolsunlar anlayışlı hocalarımız bizi test çözmemiz için serbest bıraktı. Çok minnettardık onlara. Hiçbir sorun yoktu. Çünkü İngilizce falan kalmamıştı artık, yok olmuştu. Çok çalışmıştık ya, üniversiteyi ilk yıl kazandık çoğumuz. Çoğumuz iyi üniversitelerin makbul bölümlerine girdik. İngilizce eğitim yapılan üniversitelere girmeyi başaran birkaç arkadaşımız İngilizceyi burada öğrendiler. Eğitimin “İngilizce yapıldığı iddia edilen”lere girenler, lisede öğrendiklerinin üstüne hiçbir şey eklemediler. Bizim üniversitede eğitim dili İngilizce değildi ama, bir İngilizce dersi vardı. O dersin sınavına bir kez girdim, 90 alıp üniversitede İngilizceden “muaf” oldum. İngilizce “bildiğim” için üniversitede İngilizce gibi bir “sorunum” olmadı.

Sorun, üniversiteden sonra kendini gösterdi. “İngilizce biliyor musun?” hatta, “Ne kadar iyi biliyorsun” soruları sorulmaya başlandı. İşte ben ve arkadaşlarım o zaman anladık aslında 11 yaşından beri İngilizce “öğretilmemeyi ve öğrenmemeyi” başardığımızı. Sonuçta İngilizceyi öğrendim, evet. Ama maalesef 11 yaşından bu yana dil öğrenen biri gibi değil. Ben İngilizceyi işimde kullanmaya başlayınca öğrendim, geliştirdim.

Sonuç:Bugünkü aklım olsa, üniversitede okurken, üniversiteden mezun olduktan sonra, hatta liseyi bitirdiğim yıl hiç düşünmez, yurtdışına dil öğrenmeye giderdim. Bu kadar yıl didinmektense, en fazla bir yılda bu sorunu çözerdim. Kaynak: atlasedu.com