Yaşamdaki anahtar sözcükler

0
203

Hayata pozitif bir duruşla bakmanın ve isteklerinizin önünü açmanın reçeteleri var! Yazıya döktüğünüz olumlu düşünceniz sizde güçlü bir “telkin” yaratır. Çünkü yazmak, bir isteği kuvvetlendirir.. Kağıda döktüğünüzde onun gerçekleşmesi için karşı konulmaz bir istekle donanırsınız.. Bir yere not ettiğiniz dileğinizi okuduğunuz sırada, salgılanan hormonlarınız ve beyninizde oluşan nörolojik ağlar onun hayata geçmesi noktasında sizi sürekli motive eder…

Hayat her zaman insanın önüne yeni sorunlar getiriyor. Oysa engeller yaşamın bir gerçeği. İhtiyaçlar listesi uzayıp gidiyor, çözülmeye muhtaç sorunlar yığılıyor. Zihninizi negatif dış koşulların kuşatmasından özgürleştirmek için öncelikle bir bakış açısı gerekli. Aklın çıkmazına işaret eden düşüncelere mağlup olmamak elinizde. Hayatta engellerin aşılması için yardımcı olabilecek müthiş “alternatif” yollar var. Bazen küçük bir hareketiniz değişim için bir fırsat olur. Zihinsel ve fiziksel olarak insanı tehdit eden onlarca obje, olay bireysel yaşamda kaçınılmaz. En karmaşık sorunlara ve zorluklara çözüm bulacak olumlu bir zihniyet, alternatif bir yol, yordam mutlaka var. Potansiyel olarak olumsuz ve zor durumlarda yıpranmamaya olanak sağlayan pozitif düşüncelerinizi canlı tutmayı günlük alışkanlık haline getirin. Hayatı geliştirmek, zor hallerden çıkmaya yardımcı olacak güç insanın içinde bir yerde.

İnsan, zihninde hem pozitif hem de negatif düşünceler barınır. İş, daha fazla çalışarak pozitif düşünme kalıplarını geliştirmekte. “Düşünce gücü” öyle kuvvetli bir program ki, hem çağımızda hem çok eski süreçlerde binlerce insan hayatını iyileştirmek ve hedeflerine ulaşmak için ondan destek aldı. Antik dünyada da mutlu olmak için zihin kontrolü savunulurdu. Dış dünya tarafından dikte edilen negatif düşüncelere değil, içinizdeki “koç”un yönlendirmesine kulak verirseniz olumlu bir zihinsel tutumun sizi kuşattığını görmekte gecikmezsiniz.

Ancak, öncelikle iyi bir hayat yaşamak için istekli olmak gerekiyor. O yüzden bunu isteyen önce gözünü içine çevirmeli. Her şeyden önce, mutluluğun olumlu eylemlerin çocuğu ve bir iyilik hareketi olduğunu unutmayın. Sevinç ve memnuniyet arayan bir ruh karlı, sisli dağlarda değil, güneşli tepelerde dolaşır.

Sen hayatından ne istiyorsan…

İyi bir yaşamın reçetesi sizin ilmek ilmek örgünüzle ortaya çıkacak. Vücut hormonlarına sevinci, mutluluğu pompalamayı ve kendinize kendiniz hakkında “Kendimi her nasılsam o şekilde seviyor ve kabul ediyorum” gibi olumlu şeyler söylemeyi hiç denediniz mi? Size gelen içten yanıtı işittiniz mi? Sen hayatından ne istiyorsan hayatın sana tepkisi gecikmez! İyimser bir görünüme büründüğünüzde, ayaklarınız sakin bir limanın kenarına doğru sürüklenir. Başarıya, geçit vermez yollardaki barikatları devirmekle ulaşırsınız.

Kendinizi gevşetin

Günlük eylemlerle negatife koşullanmış bedeni önce iyice gevşetmek gerekir. Bir kapının kulakları tırmalayan gıcırtısı nasıl menteşeleri yağlandığında sona eriyorsa, siz de kimi zaman doğada yürüyüşlerle, bazen klasik müziğin eşsiz tedavi gücüyle, ya da yazmanın mucizevi etkisiyle kendinizi gevşetin! Çünkü sorunlardan iyice kastığınız bedeninizin buna ihtiyacı var. Yaşam yasasında sen ne hissediyorsan o sana gelir! İnişli çıkışlı akışlar olsa da ruhu yaralayan değişik durumlardan sıyrılmayı öğreten işte o içinizdeki “koç”unuzdur. Şuna inanın ki, onun size vereceği ilk danışmanlık “geçmişi temizlemek”tir. Bunun için sık sık tekrarlayacağınız, hatta bir kağıda yazıp evde görülecek bir noktaya yerleştirdiğiniz şu anahtar cümle, sihirli bir etki yaratacaktır bu arınma işleminde. “Geçmişi siliyorum, istediğim herşeyin olacağına inanıyorum.”

Çetrefilli sorunlara olumlu zihinsel bir tutum oluşturmak için geçmişe dair sizi sıkıştıran ne varsa önce onlardan arınmakla başlamalı. Bunun yollarından biri kelime dağarcığınızda… Bir kere zihne yerleşen negatif tabloyu değiştirmek için ilk adım günlük dili olumlu kelimelere yapılandırmak, bazı cümleleri ise adeta bir yaşam parolası gibi sık sık tekrarlamaktan geçiyor.

İçsel terapi yöntemleri

Bedenimiz içinde devamlı titreşen, düşük voltajlı bir elektromanyetik akım var. Bu akım fiziksel bedenle sınırlanmamış. Bir bedenden diğerine akış özelliği olduğu gibi, insandan maddeye de akışı mümkün. Yani oturduğunuz kanepeye, giysilerinize, kullandığınız her şeye akış yapabiliyor. Olumsuz, pesimist ve beyninde kısır döngülerle yaşayan bir insanda ise bu akış kesiliyor! Çünkü doğadan güneşten,sudan, havadan, aydan, toprakten ve bitkilerden bize yayılan kozmik enerjinin önü negatif enerjilerle kapanır. Umutsuz, depresif, kendine inanmayan ve cesareti kırılmış bir insan elinde varolana da küçümsemeyle bakar, asla sahip oldukları için teşekkür etmez. Sürekli en üstlere, ulaşamadıklarına gözünü diker ve onlar için ağlar. Oysa şükretmeyi, sahip olduklarına teşekkürü beceremeyen asla doymak bilmez! Maddeye olan tapınmayı bırakıp elinizdeki her şey için şükür edin.. Görebildiğiniz, yürüyebildiğiniz, varlığınız için…

Hayatı ve kendinizi daha pozitif bir yöne götürmek, problemlere takılmak yerine, olumlu düşünme biçimlerine odaklanmak çok önemli. Zihin, beden ve ruh bir bütün… Kriz dolayısıyla, bu doğrultuda içsel terapi yöntemlerine hayli ihtiyaç duyulan dönemlerden birindeyiz. Belirsizlik ortamı kişilere çaresizlik hissini daha çok duyumsatıyor. Dolayısıyla “içsel terapi” yöntemleriyle sağlıklı zihinsel bir tavır geliştirmek gerekiyor. Hatta buna kendinizi zorlamalısınız. Olumlu insana ve doğru yaşama klavuzluk eden bir çok kitabın yazarı Albert Ellis´in de bu çerçevede, alttaki cümleleri çok dikkat çekici: “Kendinize getirdiğiniz zorunlulukları, güçlü ve esnek tercihlere dönüştürün. Kendinize getirdiğiz zorunluluklara eşlik eden rahatsız edici duyguları ve eylemleri zorla değiştirin. Düşünceleriniz, duygularınız ve eylemlerinizin dayatmacı olmamasına çalışın.”

Yüzyılladır süregelen bir gelenek

“Pozitif olumlamalar” yaşamda güçlü dirençler oluşturuyor. , “Pozitif olumlama”nın bir başka yolu yazmak! En büyük güç aslında yazmaktan geçiyor. Zihninize yazdığınız silinebilir, fakat kağıda yazılanlar kalıcıdır. En fazla istediğiniz dileğiniz her neyse, onu bir kağıda yazın ve hergün okuyun. Okudukça, o isteğinizle beyninizde inanılmaz bağlantılar oluşturursunuz.. Yazıya döktüğünüz dileğinizi günde iki defa okumayı ihmal etmeyin.

Aslında yazının gücü de “düşünce gücü”yle eşdeğer. Hatta zihninize yazdığınız silinebilir, izi kaybolabilir. Ama kağıda aktardığınız kalıcıdır. Bir defa yazmak on defa okumaktan daha etkileyicidir. Yazdığınız okuyarak tekrar edildikçe, o isteğinizle beyniniz arasında inanılmaz bağlantılar oluşturursunuz.. Yazıya döktüğünüz isteğiniz “telkin” etkisi yaratacak dileğinizi güçlendirecektir. Bu sırada salgılanan hormonlarınız ve beyninizde oluşan yeni nörolojik ağlar sayesinde, karşı konulmaz bir arzu üreteceksiniz onu gerçekleştirmeye… Bazı mistik yerlerde, antik tapınaklarda, kutsal mekanlarda ve Hıdırellez gününde ağaçlara bağlanmış, farklı yerlere iliştirilmiş küçücük kağıtlarda yer alan dilekler de bu gücün etkisi… O dileklerin sahiplerini de mutlaka böyle bir güç motive etti. Yüzyılladır süregelen bu geleneği ilk başlatanların mutlaka bir bildiği vardı!

Anahtar cümleler

“pozitif düşünce gücü” kazanmak üzere zihinsel egzersizler geliştirebilirsiniz. Ve tabii aracınız olumlu cümleler olmalı. İnandırıcı ve yüksek volümle onları seslendirerek, egzersizlerinizi başlatabilirsiniz. Negatif algılamalara karşı koymak için masada, direksiyonda, bilgisayar karşısında, mutfakta “Daima bir çözüm yolu vardır”, “Yetenekliyim ve paylaşımcıyım” gibi cümleleri sık sık tekrarladığınızda etkisini göreceksininiz.

İstemediğimiz bir şey sadece aklımızdan bile geçse, zihin o düşüncelere doğru hareket eder. Pozitif düşünce ise engeller olsa da hayatın güzelleşeceğine dair bir umudu beslediği için çok güçlü bir etkiye sahip. Dolayısıyla, doğal olarak pozitif kişileri ve hayattaki pozitif durumları kendinize doğru çekmeniz, düşüncenin sihirli kuvvetiyle mümkün. Elde ettiğiniz bu enerjiyle, olumlu zihinsel duruş, gün boyunca sizinle birlikte olacaktır. Bundan sonra bir parola gibi aklınızdan çıkarmamanız gereken anahtar cümle şu olmalı: “Düşündüğüm şeyler zamanla gerçeğe dönüyorsa sadece gerçekleşmesini istediğim şeyleri düşünmeliyim!”

Ayla Önder

onderayla@gmail.com