Yaşım 35 ama ruhum 55 gibi diyor…

1
211

Geçtiğimiz günlerin birinde bir arkadaşım yaşım 35 ama ruhum 55 gibi dedi.

 

Ruhum 55 yaşında derken anladığım kadarıyla yorgunluk, bıtkınlık, isteksizlik, moralsizlik ve mutsuzluk gibi olumsuz hislerle dolu olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

 

Kendisinin pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da bir ön yargı kurbanı olduğunu söylemeliyim. Ben bırakın 55 yaşını yaş yetmiş iş bitmiş tezini çürütecek şekilde 70 yaşında ve hatta daha da yaşlı insanların dinç, istekli, mutlu ve başarılı olduğunu biliyorum.

 

Bu arkadaşım anladığım kadarıyla işinden, çevresinden, ailesinden, kendisinden, hayatından, memleketinden vs.. pek çok şeyden memnun değil. Memnuniyetsizliği moralsizliğe dönüşmüş ve bu moralsizlikle kendini tanımlarken bir çırpıda yerden yere vurabiliyor.

 

Böyle düşünmesinin kendince pek çok sebebi olmakla birlikte bende genel olarak tahmin etmeye çalıştım. Ondan çok daha az kazanan insanlar, çok daha az şeyi olan insanlar, hayat standartları ondan çok daha olumsuz olanlar, sağlık problemi olan ve hayata tutunmaya çalışan insanlar ondan daha mutlu iken o neden kendi mutluluğunun bir yolunu bulamadı ki?

 

Onun mutluluğunun bir yolu yok sahiden?

 

Ya beklentileri çok fazla ve sahip oldukları bu beklentileri karşılamadığı için bir memnuniyetsizliği var.

Ya bir şeylere sahip olmaya o kadar çok odaklanmış ki olduklarının farkında değil…

Ya gerçekten çok yokluk çekmiş ki bolluğun içinde olduğu halde yokluk korkusuyla hala kazanmaya çabalıyor.

Ya şaka yapıyor…

Ya da tam bir nankör…

 

Beklediği nedir? Ya da istediği?

 

İç motivasyon düşüklüğünü sürekli dış motivasyon ile gidermeye çalışan insanların en tipik davranışı kendilerini her fırsatta evlerinin dışına atmalarıdır. Kapalı havalarda ışık az olduğu için biraz durgunlaşmak doğaldır. Ama bu durgunluğu hüzne dönüştürmek tipik bir dış motivasyon yoksunluğu belirtisidir. Hava açık olursa mutlu, kapalı olursa mutsuz olmasının sebebi kapalı havalarda kişinin dış motivasyon yoksunluğu çekmesidir.

 

İşin doğrusu mutluluğun bir değil binlerce yolu vardır. Herkes kendince bir yol tutturmuş ve kendi mutluluğunun mimarı olmuştur.

 

Tabi aynı şeyleri tekrarlarsanız, aynı yerlere gider, aynı kişilerle görüşür, aynı şeyleri yer, içerseniz bir süre sonra bu da bıtkınlığa dönüşebilir. Gardrobunuzu bile zaman zaman yenilemelisiniz zira aynı renkleri giymek de bir süre sonra bıtkınlık vermeye başlayabilir.

Tabi hayatınızı değiştirin derken sevdiklerinizi kategorize etmediğimi de söylemeliyim yani onlar bu değişimin istisnasıdır yani onları değiştirmeyin sevmeye devam edin…

 

Evet ya bak bu çok doğru bir tespit oldu zira sevdiğiniz zaman sevgiyi hissedersiniz işte belki de o arkadaşımın derdi budur! Hayatındaki sevginin yokluğunu paranın, malın, mülkün, ünün, şanın çokluğuyla gidermeye çalışmak yerine sevilmeyi beklememeli önce sevmeli ve kendini sevilir hale getirmelidir…

 

Ne dersiniz?

Şimdi buna onu desem… Hemen bir kulp takmaya kalkabilir…

 

İyisi mi aramızda kalsın belki yazımı okur da bu aynada kendini görür…

 

 

Sarp KAYA

  • Emine Ceylan

    Peki sevgili editör, dışarıdaki havadan moralman etkilenen insanların durumu çok daha teknik,tıbbi bir durum ise , hiç bunu düşündünüz mü , ışık farklılığı sebebiyle beyin kimyasının değiştiği bilinen bir gerçek… siz vücudunuzda virüs olup ateşiniz 40 derece iken “çok sağlıklıyım” deseniz durumunuz değişir mi????