Yazarlar neden ölür?

0
100

New York Times’ın yazarlarından Bill Morris makalesini kazara ve kazada ölen yazarlara ayırdı

Görünüşe göre trafik kazansından. New Yorker sayesinde Granta ve NY Times’ın yazarlarından Bill Morris’in kazara ölenler konulu makalesini okuma şansım oldu. İntihar ve akciğer hastalıklarının yazarlar arasında yaygın olduğunu biliyordum ama trafik kazalarının da yaygın olduğundan haberim yoktu. (Örneğin müzisyenler motorlu araç kazasından çok uçak kazasında ölüyormuş.) Morris’in listesinde bizde pek tanınmayan isimler de var ama belli başlıcalarına değinecek olursak:
T.E. Lawrence: Arabistanlı Lawrence. David Lean’in Oscar’lı filmi de Peter O’Toole tarafından oynanan Lawrence’ın İngiltere’deki Dorset yolunda 1935 yılında yaptığı kazayla açılır. Bisikletli çocuklara çarpmamak için manevra yapar ve motoruyla bariyere çarpmasının ardından kaldırıldığı hastanede ölür. (Lawrence’ın asıl okunması gereken Churchill, Shaw ve Noel Coward’la mektuplaşmaları.)
Margaret Mitchell: ‘Rüzgâr Gibi Geçti’nin 75. yıl dönümü nedeniyle kendinden bolca bahsettiren Margaret Mitchell da trafik kazasıyla hayata veda edenlerden. Yazarın New York Times’taki ölüm ilanında şöyle yazıyormuş: “O kadar yorulmuştu ki bir daha tek bir kelime dahi yazmamaya yeminliydi.” 1949 yılında, Mitchell ve eşi John Marsh Atlanta’da Peachtree sokağında karşıdan karşıya geçerken şahitlerin ifadelerine göre Mitchell sağa sola bakmadan yola adım atıyor ve sarhoş bir taksi şoförü tarafından eziliyor. (Ölmesi beş gün sürüyor.)
Albert Camus: Camus’nün hikâyesini bilmeyen olduğunu sanmıyorum ama eksik kalmasın diye yazalım. Camus’nün niyeti aslıda Paris’e uçakla dönmektir. Ama son anda yayıncısı ve arkadaşı Gallimard’ın teklifini kabul eder ve arabayla yola çıkarlar. 4 Ocak 1960’ta Villeblevin yakınlarında Gallimard arabasının kontrolünü kaybeder ve ağaca toslar. Kırk altı yaşındaki Camus hemen oracıkta ölür, Gallimard ise birkaç gün sonra hastanede. Kazadan sağ çıkansa Camus’nün otobiyografik romanının 144 sayfalık müsveddesi olur.
Richard Farina: (Kitabının adının Türkçesine bakmak istedim ama ideefixe’te bulamadım, gerçekten Türkçeye çevrilmemiş olabilir mi?) Farina, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en önemli eserlerinden birinin yazarı. ‘Been Down So Long It Looks Like Up to Me’ (O kadar uzun zamandır yerlerde sürünüyorum ki bana yukarısı burasıymış gibi gelmeye başladı) ‘Yengeç Dönencesi’, ‘Yolda’ ve ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ gibi belirli bir döneme damgasını vurmuş eserlerden (ABD’deki yeni baskısında önsözü Pynchon yazmış, zaten Yerçekiminin Gökkuşağı kitabını da Farina’ya ithaf etmişti). Farina ve eşi Mimi (Joan Baez’in kardeşi) Farina’nın ilk ve tek romanı yayımlandıktan iki gün sonra Mimi’nn doğumgünü için bir parti düzenliyorlar. Misafirlerden biri Farina’yı Harley’iyle dolaştırmaya çıkıyor ama kaza yapıyorlar. Farina otuzunu göremeden ölüyor. (Ben bu yazıyı yazarken Pynchon da Türkçeye çevrilmedi dendi. Doğru olabilir mi?!)
Bir de Stephen King gibi kaza geçirip ölümden dönenler var. Neden bu kadar çok yazar trafik kazasında ölüyor? Yazarlar dikkatsiz sürücüler mi? Şansları mı kötü? Riskli hareketler yapmayı mı eğilimliler? Yanıtı bilmiyorum ama listeye bakıldığında ölen yazarların çoğunun büyük bir projenin ortalarındayken kazaya kurban gittiği görülüyor ve çoğu kariyerlerinin zirvesinde. Bencillik olduğunu bile bile söyleyeceğim, bu durum, ölümlerini normalde olacağından daha acı kılmıyor ama bizi eksik bırakıyor. Tam da bu nedenle iki kat hüzün verici.

Kaynak: Radikal – Zeynep Heyzen Ateş