Yeni Nesil Babalar Fazla Toleranslı

0
98

Babaların çocuklarına yeteri kadar sevgi ve ilgi göstermediği söylenir. Psikiyatri uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver, bu durumun değiştiğini, yeni nesil babaların bu açığı kapattığını ama yeni babaların eskiye nazaran çok daha toleranslı hale dönüştüğünü söyledi. Fazla tolerans da babaları sınır koyamayan, sorumluluktan kaçan bireylere çevirdi.Çocuğun bakımı ve eğitimi ile genellikle anne ilgilenir. Özellikle de duygusal ilişkilerde anne aktif rol oynarken baba arka planda kalır. Baba–evlat arasındaki iletişimi sağlar, arabuluculuk yapar. “Hanım çocuğa söyle eve geç gelmesin”, “çok para harcıyor konuş şu çocukla”, “Anne! babama söylesene bana biraz para versin”, “Akşam arkadaşlarda kalacağım babamdan izin alır mısın?” gibi diyaloglar bunu açıkça gösteriyor. Ancak çalışan anne sayısının artması, çocuğun ailedeki rolünün farklılaşması, babanın aile içindeki anlamını ve rolünü de değiştirdi. Baba da çocuğun gelişimi, eğitimi ve yetişmesinde anne kadar etken hale geldi. Nitekim günümüzde babaların çocuklarına karşı hataları da değişti. Bir babanın geçmişte en büyük yanlışı ‘çocuğa sevgi ve ilgi göstermemesi’ iken bu durum şimdi de ‘çok fazla toleranslı olması’na dönüştü. Psikiyatri uzmanı Dr. Barış Önen Ünsalver’e göre günümüzdeki babalar kendi babalarıyla yaşadıkları olumsuzlukları çocuklarına yaşatmamak adına fazla toleranslılar. Çocuk, arkadaş gibi görülüyor ve bu durumda çocuğun yaşına uygun olmayan bilgilerle karşılaşmasına zemin hazırlıyor.

Baba, bebeklik ve okulöncesi dönemde anne ve çocuk arasına giren üçüncü kişidir. Babanın varlığıyla çocuk, anne dışında başkalarının da bu dünyada olduğunu görür. Psikiyatri uzmanı Ünsalver, çocuk ve genç için bir babanın özgürleşmenin yolunu açan ya da kapayan, bağımsızlaşmanın aracısı, güvenliğin koruyucusu, hayatı kolaylaştıran bir figürü ifade ettiğini söylüyor.

Ünsalver, hamilelikten itibaren anne ve bebek arasında yaşanan ilişkinin yoğunluğu ve bebeğin doğum sonrası anneye bağımlı olması sebebiyle ilk yıllar anne ve çocuk ilişkisinin ön planda olduğunu belirtiyor. Ayrıca geçmişte babanın ekonomik imkânları sağlamak zorunda olmasının da çocukla baba arasındaki ilişkiyi daha da uzaklaştırdığını ifade eden Ünsalver, “Kültürel olarak da babaların çocuklarla fazla duygusal ilişkiye girmeden uzaktan sevmesi onay görüyordu. Mesela uyurken öpmek gibi. Kültür, babanın soğuk ve otoriter duruşunu destekliyordu. Son yıllarda kadınların da ekonomik hayatın içine girmesi ve güçlerinin babayla eşitlenmesiyle baba da devreye girmeye başladı. Babalar hem ev işlerinde hem de çocuk bakımı konularında annelere daha fazla destek veriyor. Öyle ki anneye göre çocuğa çok daha fazla toleranslılar. Ama büyük bir hata yapıyorlar.” diyor. Ünsalver, günümüz babalarının çocuklarını arkadaş gibi görmesinin çocuğun yaşına uygun olmayan bilgilerle karşılaşmasına sebep olduğuna dikkatleri çekiyor.

Baba-evlat ilişkisinde nasıl bir yol izlenilmeli?

Çok fazla tolerans göstermeyin, her isteğini yerine getirmeyin. Ancak sert ve anlayışsız bir baba da olmayın. Çocuklara öğretmen gibi ders verir tonda konuşmayın. Onlara sorgu memuru gibi sorular sormayın. Gözlerinin içine bakın, fiziksel temas kurun, okşayın, öpün. Korkularını endişelerini sorun, karşılaştığınız cevaplar karşısında paniğe kapılmayın, çocuğunuzun yaşadığı güçlükleri kabullenin. Korkuları ve güçsüzlüklerini cezalandırmayın, çözüm bulmaları için yardım edin. Bağışlayıcı olun. İşinizden bahsedin. Eşinize sevginizi gösterin ki çocuk kendisini bir sevgi ağacının meyvesi olarak görebilsin ve kendisinden memnun olsun. Eşinize duygusal ve fiziksel olarak destek olun.

Babaların yaptığı en büyük hatalar

Sınır koymakta güçlük çekmek: Her isteği hemen yerine getirilerek çocukların talepkar ve tatminsiz olmasına zemin hazırlanıyor.

Çocukla ilişkisi bozulmasın diye sorunlu davranışların çözümüyle ilgili sorumluluktan kaçınmak: Baba, çocukla ilgili herhangi bir problemde çocuğu anneyle baş başa bırakıyor. Bu durumda çocuk, anne ve babayı iyi-kötü polis gibi görüyor.

Duygusal olgunluğa erişmemiş babaların çocukla rekabete girmesi: Özellikle genç çocuğu gibi giyinip onun alışkanlıklarına özenen babalar her geçen gün artıyor. Baba, kendisine biçilen rolü yerine getiremezken çocuk da babayı ‘baba’ gibi görmüyor.

Aşırı çalışan babaların çocukla yeterli bir duygusal bağ kuracak vakit oluşturamamaları: Baba bir ATM makinesi gibi algılanıyor. Para kısmi bir mutluluk ve güven hissi oluştursa da koşulsuz sevginin sağladığı emniyet duygusuyla değiştirilemez. Sevgi yerine para verilen çocuk veya genç, hayatta da sevilebilmek için hep maddiyat peşinde koşar. Kendisini sevmeyen ama zengin biriyle evlenir ya da sevmediği ama iyi para kazandığı bir işte çalışmayı tercih eder.

Yüksek başarı beklentisi: Çocuklar, taşıyabileceğinden fazlasına zorlanıyor. Çocuk ya tükeniyor, utangaç bir yapı geliştiriyor ya da diğer insanlarla kurdukları ilişkilerde zorlayıcı ve buyurgan olup sürekli bir yetersizlik duygusu taşıyor.

Zeynep KAÇMAZ / Zaman