Zeka Oyunları İle Çocukları Erken Tanıştırmalı

0
233

Çocukların zeka gelişimi ve kendini ifade etmesinde oyunun önemi büyüktür. Özellikle zeka oyunları, çocuklara zihinsel deneyim sunduğu gibi gerçek hayata da hazırlıyor.

Akıl oyunlarında çocuklar yanlışlarından ve yenilgilerinden çok şey öğreniyor. Zira çocuğun kazandığında sevinmesi güzeldir fakat yenilgi kadar öğretici değildir.

Çocukların birçoğu ya çizgi film karşısında çok fazla zaman geçiriyor yahut zihinsel gelişimine hiçbir katkı sağlamayan oyuncaklarla günü bitiriyor. Bilgisayar başında çeşitli oyunların müptelası olan yeni nesil çocuklar, satrançtan habersiz büyüyor.

Uzmanlar, ailelere oyun ve oyuncak alırken çocukları zihinsel açıdan etkin kılacak, düşünmeye yöneltecek ve mümkünse bir başkasıyla etkileşime girebilecekleri oyunlar almalarını öneriyor.

Akıl Oyunları Akademisi’nin kurucusu Uzman Psikolog Mücahit Gültekin, çocukların öğrenme iştahıyla dünyaya geldiklerini belirterek, bunu yanlış tutumlarla söndürmemek gerektiğini vurguluyor.

Oyunun zekâ gelişimindeki önemini de şu sözleriyle anlatıyor: “Burada özellikle ‘akıl oyunları’ olarak bilinen ve çocuklarımızın bilişsel gelişimine yönelik hazırlanmış oyunlardan bahsetmemiz gerekir. Dünyanın mühendislik ve yönetimde gelişmiş ülkelerinin akıl oyunlarına büyük önem verdiğini ve çok küçük yaşlarda çocukları akıl oyunlarıyla tanıştırdıklarını görüyoruz. Bu oyunlar çocuklarımız için zihinsel deneyim fırsatı sunuyor. Aslında çocuklar bu oyunlar vasıtasıyla gerçek yaşama hazırlanıyor.

Gültekin, çocukların artık çok erken yaşta televizyonla tanışarak pasif bir hale büründüklerini dile getirerek, “Çocuk aktif olmak ister; tutmak, vurmak, atmak, sallamak ister. Daha bir yaşına girmemiş bir çocuk, elindeki kaşığı tencereye vurarak çıkardığı sesi dinler. Halıya vurduğunda çıkardığı sesle tencereye vurduğunda çıkardığı sesin farklı olduğunu öğrenir. Ama maalesef çocuklarımızın öğrenme iştahını kendi ellerimizle söndürüyoruz.” diyor. Akıl oyunlarının çocuklar arasında iletişimi ve paylaşımı da geliştirdiğini ifade eden Gültekin, oyunların çocuklara doğal bir ortam sunduğunu söylüyor.

Eğlendiren oyuncak grubunun, çocukları pasif konuma ittiğine dikkat çeken psikolog, çocuğun kendi oyununu kendi kurduğu geleneksel oyun türünün öğretici olduğunu belirtiyor. Akıl oyunlarında sonuca değil sürece odaklanmanın önemini vurgulayan Gültekin, “Sonucu çok önemsemek, oyun sürecinde kazanacaklarımızdan bizi mahrum edebilir. Akıl oyunlarında oyunun her bir aşamasından öğreneceğimiz çok şey vardır. Özellikle yanlışlarımızdan ve yenilgilerimizden. Kazanmak bizi sevindirebilir ama iyi değerlendirilmiş bir yenilgi kadar öğretici değildir.” diye konuşuyor.