Zihnimizi Esir Alan Obsesyonlar

0
438

Bende takıntı yok demeyin… Hepimizi bir şekilde etkileyen envai çeşit takıntı var. Kimimizde temizlik, kimimizde aşk takıntısı var. İşte Zihnimizi Esir Alan Obsesyonlar…

İnsan bir kere bir şeye takmaya görsün, hayatı cehenneme döner. Zihnimizin bize oynadığı bir oyun olan takıntılar, zamanla tüm yaşamımızı etkilemeye başlar. Bu da hem bizim hem de çevremizin hayatını alt üst eder. Farklı şekillerde kendini gösteren takıntıların birçoğu tedavi gerektirir.

Zihnimize gelip takılan, kolayca gitmeyen ve yoğun sıkıntı yaşatan düşünce ve görüntülere obsesyon veya diğer adıyla takıntı diyoruz. Takıntı hastalığı; insana büyük acı veren, dayanılması zor bir hastalıktır. Takıntıyla ilgili örnekler milyonda bir karşılaşılan istisnai vakalar değil, hepimizin her gün karşılaştığı tablolardır.

2 MİLYON KİŞİ MUZDARİP

Takıntı hastalığının görülme sıklığı yüzde 2.5’tir. Yani her bin kişiden 25’i, hayatında en az bir dönem takıntı hastalığı geçirmiş veya halen geçirmektedir. Bu da; Türkiye’de yaklaşık 2 milyon, dünyada ise 150 milyon takıntı hastası olduğu anlamına gelir. Takıntı hastalığının yanı sıra bir de ‘zorlantı’ da denen kompulsiyonlar vardır. Kompulsiyonlar; sıkıntıyı azaltmak ya da yaşanabilecek kötü bir olayın olmasını önlemek için kişinin yapmaya zorunlu hissettiği, gerçekle aslında hiçbir bağlantısı olmayan, sürekli tekrarlayan davranışlardır. Sürekli bir şeyleri kontrol etme isteği, tekrar tekrar el yıkama, art arda banyo yapma, yoldan geçen arabaları sayma, aynı duayı defalarca tekrarlama gibi kişiye ve çevresine fazla zarar vermeyen kompulsiyonların aksine takıntılar hayatı cehenneme çevirebilir. Psikohayat dergisi, takıntı hastalığını ve başlıca takıntıları derledi…

TEMİZLİK TAKINTISI
SONUÇ HASTANE OLABİLİR

Defalarca el yıkama, evi temizleme, dışarıdan gelen her şeyi dezenfekte etme gibi tekrar tekrar yapılan, hayatı temizlikten ibaret hale getiren temizlik takıntısı; önlem alınmazsa, kişiyi hastanelik edebilir. Yıkama takıntısı olan kişiler, bir şeye dokunduktan sonra hemen ellerini yıkamazlarsa tehlikeli birçok olayın gerçekleşebileceğine dair yüksek bir beklenti duyarlar. Böyle kişiler, çevrelerindeki her şeyi pis olarak algılarlar. Bu pisliğin kendisine ya da bir başkasına bulaşması sonucu gelişeceğini düşündüğü zararları önleyebilmek adına da kendilerini temizliğe verirler. Temizlik takıntısı olan kişiler, genellikle şikayetleri şiddetlenip gündelik hayatlarını olumsuz etkilemeye başlayınca tedaviye başvururlar.

SAYMA VE SORU SORMA TAKINTISI
AİLE HAYATINI DA ETKİLER

Sayma ve sorma takıntılarında en önemli iki temel duygu; şüphe ve suçluluktur. Aynı şeyleri tekrar tekrar soran, bir rakamı takıntı haline getiren hastaya, bu düşünceler inatçı ve rahatsız edici şekilde gelir. Soru takıntıları da diğer takıntılar gibi kişiyi ve ailesini ciddi anlamda zora sokar. Soru sorma takıntısında kişi, takıntısına çevresini de kattığı için anne, baba, kardeş; kime daha sık soru soruyorsa, o kişiler için de durum dayanılmaz hal alır. Bu nedenle ailenin, takıntı rahatsızlığı olan kişiye yaklaşımı çok önemlidir. Tedavide psikoterapi büyük yer tutar. Tedavi esnasındaki en önemli aşama, kişinin zihnine gelen soruları çözmeye çalışmasının yararsız olduğunu fark etmesidir.

AŞK TAKINTISI
MUTLULUK MU İŞKENCE Mİ?

Aşk insanın içini kıpır kıpır eden bir duygu olsa da, bu bir takıntı haline geldiğinde korkular ve endişelerle insanın hayatını cehenneme dönüştürür. Bazı aşklarda; mutluluktan çok korku, endişe ve mutsuzluk hakimdir. Takıntılı aşkta kişi aşık olduğu kişiyle ilgili düşüncelerle meşguldür. Bu kaygılarından kurtulmak için de kendini rahatlatacak eylemlerde bulunur. Örneğin aşık olduğu kişinin başkası ile birlikte olabileceği kaygısı ile sürekli onu arar, nerede olduğunu kontrol eder. Bu kontroller bir süre kendisini rahatlatsa da, kısa bir aradan sonra tekrar başlar.

CİNSEL TAKINTILAR
ACABA EŞCİNSEL MİYİM?

Cinsellikle ilgili akla her gelen düşünce bir takıntı olmasa da, farklı cinsel düşünceler zihne yapışıp kalıyorsa, tarifi imkansız sıkıntı veriyorsa; uzman yardımı almak şarttır. “Acaba hemcinslerimden mi hoşlanıyorum?”, “Yoksa ben eşcinsel miyim?”, “Yoksa ben pedofil miyim?” gibi sorular sık sık aklımıza gelip takılsa, uzun süre akılda kalsa ve gittiğinde bile tekrar tekrar geri dönse dahi; eğer sıkıntı yaşatmıyorsa buna takıntı demiyoruz. Örneğin bir genç sürekli bir kızı düşünüyor, kız bir türlü aklından gitmiyor, gitse bile tekrar tekrar geliyorsa ve bu durum onda sıkıntı değil de güzel duygulara yol açıyorsa; bu durum bir takıntı değildir. Cinsellikle ilgili olarak en sık rastlanan takıntılar, eşcinsellikle ilgili takıntılardır. Her takıntı gibi cinsel takıntı da gerçekten çok zorlayıcı bir psikolojik sorundur. Çevresindekiler, bu durumun hastaya yaşattığı azabı anlayamazlar. Tedavi için uzman yaklaşımı gerekir.

SALDIRGANLIK TAKINTISI
NEDENİ AŞIRI SORUMLULUK

Saldırganlık takıntıları, takıntı hastalığının en kötü türlerinden biridir. Çünkü bu insanlar kendilerini bir cani, alçak bir katil, bir sapık gibi algılarlar. Mesela; bir anne bebeğini düşürme korkusuna kapılır, onu kucağına alamamaya başlar, emzirirken “Fazla sıkıp kemiklerini kırarım” endişesiyle öz yavrusunu bağrına basamaz olur. Halbuki birine zarar verecek en son insan, bir obsesiftir. Zaten bu hastalığın altında yatan temel kişilik örüntüsü, aşırı sorumluluk duygusudur. Ahlaki değerlere, kanunlara en bağlı insanlar obsesiflerdir. Hatta ‘anti-sosyal’ kimselerin beyinlerinde, takıntı hastalarının beyinlerindekinin tam tersi bulgulara rastlanmıştır.

Sabah