Zirveye Taşıyan Güçlükler

1
211

Hayatımızda karşımıza birçok güçlükler ve zorluklar çıkacaktır. Hayatımızın zirvesine tam ulaşacağımız zaman beklenmedik güçlükler bizi engelleyebilir. Bizi depresyona itebilir. Bana kalırsa işte gerçek başarı burada. Gerçek başarı, bizi zirveye taşıyacak çalışmalarımızı engelleyen güçlükleri aşmaktır. Beethoven diyor ki: “İradesine hakim olan insanlar, her güçlüğü yenmeye çalışır. Beni yükselten, hep güçlükler olmuştur.” Gelin Beethoven, Joanne Kathleen Rowling ve Stephen Hawking’i zirveye taşıyan güçlükleri aşarak başarıya ulaşmalarının hikayelerine bakalım.

Beethoven‘ı zirveye taşıyan, yükselten güçlükler nelerdi? Beethoven daha 11 yaşındayken piyano virtüözü olmayı başarmıştı. Virtüöz, bir müzik aletini en üst seviyede kullanabilene denir. Besteleri çok beğenilmiş, artık şöhreti saray çevrelerine de yayılmıştı. Şöhretin doruğundayken Beethoven, kulaklarının duymadığını fark etmeye başladı. 28 yaşına geldiğinde, tamamen sağır olmuştu. Önceleri hayata küstü. Hastalığını herkesten sakladı. İnzivaya çekildi. Ama daha sonra beste yapmaya başladı. Hayata dönüşünün tek nedeninin sanat aşkı olduğunu dostlarına ifade etti. En unutulmaz eserlerini sağır olduktan sonra besteledi. Beethoven, “Sesleri hayalimde yaşatıyorum.” diyordu. Böylece dünya müzik tarihinin en büyük bestekarları arasına girdi. Müzik hayranı olan, bu kadar müziği seven ve besteler yapan birinin hayattaki en büyük engeli nedir? Sağır olması değil midir? Ama Beethoven en büyük engeli, en büyük güçlüğü yenerek yoluna devam etti.

Joanne Kathleen Rowling. Milyonlar satan ve hatta sonradan filmi yapılan “Harry Potter” adlı romanın yazarıdır. Bayan Rowling çok zorlu bir hayatın içindeyken kitap yazmaya karar vermiştir. Çünkü 4 aylık kızı ile yalnız başına maddi manevi zorluklar içinde yaşıyormuş. Şimdi o, dünyanın en zenginlerinden biri. Kitapları 47 dile çevrilmiş, üstelik sinemaya aktarılmış ve harika bir sonuç çıkmış ortaya. Bu da gişe hasılatına yansımış.

Stephen Hawking. Oxford Üniversitesi Fizik bölümünü birincilikle bitirmiştir. Hayatının kabus dolu günleri, ALS Motor Nöron hastalığına yakalanmasıyla başladı. Omurilik ve beynindeki şuurlu kas hareketlerini düzenleyen sinir hücreleri dağılmıştı. Konuşma bozukluğu ve yutma güçlüğü çekiyordu. Derken vücudununun beyni hariç hiçbiryeri tutmuyordu. Hatta doktorlar 2 yıllık ömrünün kaldığını söylemişlerdi. Ama Hawking sürekli bilim kurgu kitapları okuyordu. Ailesi ve hocasının desteğiyle/sevgisiyle doktorları yanılttı ve iyileşti. Artık ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Konuşamıyordu. İletişimi ancak bilgisayarla sağlayabiliyordu. Sağlık durumunun bu kadar bozuk olmasına rağmen aşık oldu ve evlendi. Eşinin yardımıyla yüksek lisansını, ardından doktorasını yaptı ve profesör oldu. 1978 yılında teorik fizikteki en büyük ödül olan Albert Einstein ödülünü aldı. 1982 yılına gelindiğinde artık dünyanın dört bir tarafından ödüller yağmaya başlamıştı. Kraliçe tarafından verilen Britanya İmparatorluğu Kumandanı nişanı bunlardan biriydi. Küresel ısınmayı ilk ortaya atan Stephen Hawking oldu. Buna benzer teorilerin ve verilerin sahibi olan Hawking acı çekerek zirveye çıkanlara en büyük örneklerden.