Salı, Nisan 7, 2020

İlk İzlenim İçin İkinci Bir Şans Yok

Editör Önerileri

Aşk, Psikoloji ve Fizyolojiyi Nasıl Etkiliyor?

Aşk psikolojisi insana çılgınca ve mantıksız işler yaptırıyor. Bazen insanın anlamadığı davranışlara neden oluyor? İşte aşk ve insanın psikoloji ve...

Kurşun Kalemden Alınacak Hayat Dersleri

*Kurşun Kalem Kurşun kalemin içi, kil ve kömür tozu karışımıdır. " h " yani kil oranı arttıkça, sert ve açık renk...

İnsan Bedeni ve Beyniyle İlgili İlginç Bilgiler

İnsan bedeni konusunda bazı gerçekler var ki sizin beyninizi şaşkına çevirecek. İşte insan bedeni ve beyniyle ilgili ilginç bilgiler,...
- afa603cbd85c3a449efa8ed44645968d s 120 d identicon r g - İlk İzlenim İçin İkinci Bir Şans Yok
Kişisel Başarı
2003 yılında amatör olarak başlayan ancak şu anda Türkiye'nin en kaliteli kişisel gelişim, eğitim ve psikoloji sitesi olmayı başaran www.kisiselbasari.com 'u facebook , twitter, youtube gibi sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Yasal Uyarı:KiSİSELBASARİ.com da yayınlanan yazıların kaynakları yazının altında belirtilir. Ancak kişisel başarı bazı yazıları kendi düzenlemeleri ile yayınladığı için “Kaynak: www.kisiselbasari.com” şeklinde kaynak gösterilmedikten sonra yayınlanması yasaktır. Telif ihlali olduğunu düşündüğünüz görseller, videolar ve yazılar için [email protected] eposta adresine “telif ihlali” konulu bir mail atmanız yeterlidir. İçerik incelendikten sonra FSEK yasssı Ek-4. maddesi gereği 3 gün içinde siteden kaldırılacaktır. Kuruluş tarihi 26 Ağustos 2003 Kişisel Başarı markası 19/03/2008 tarihinde 2008 11724 tescil numarası ile T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilmiştir
- Advertisement -

İlk izlenim için ikinci bir şans yok
Hepimiz bu sözün doğruluğunu biliyoruz. Ama oluşturduğumuz ilk izlenimi doğru yönetebilmek için ne yapıyoruz? İlk adım, bilinçlenmekten geçiyor.

İşteki ilk gününüzde içeri girdiniz, çevrenize baktınız… O andan itibaren mesai arkadaşlarınız olacak kişilere… İçlerinden biri dikkatinizi çekti; asık bir yüz, çatılmış kaşlar ve sert bir ses tonuyla karşısındaki kişiyle konuşuyor. Aksi, sert ve sıkıcı biri olduğunu düşünürdünüz muhtemelen. Aynı eski iş yerinizde diğer departmanda çalışan yönetici Metin Bey gibi…

Daha sonraki günlerde, o kişiye çok fazla yaklaşmamaya çalışır, hatta arkadaşlık etmekten kaçınırsınız büyük bir ihtimalle. Çevrenizdekiler size onun ne kadar harika ve sıcak bir insan olduğunu söylemesi, sizin o kişiyle ilgili duygularınızı, düşüncelerinizi değiştirmez. Oysa belki o kişi o anda çok zor bir durumdaydı ve birtakım problemler yaşıyordu. Belki de yıllardır ilk defa o kadar gergin, o kadar sinirliydi. Onun yerinde olsanız sizin de rahatlıkla verebileceğiniz bir takım tepkiler veriyordu. Belki o gün o şeklide davrandığı için sonradan pişman oldu. Ama ne yazık ki eskilerden günümüze gelen söz çok doğru: “İlk izlenim yaratmak için ikinci bir şansınız yoktur.”

Algı ve önyargılar hakkında
Davranışlarımız gerçeğin kendisine değil, o gerçeği nasıl algıladığımıza bağlıdır. Gördüklerimiz, duyduklarımız bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığımız yorumlar ve yargılarla anlam kazanırlar. Dolayısıyla da deneyimlerimiz, aldığımız eğitimler, içinde bulunduğumuz toplumun kültürü ve değerlerinden o anda içinde bulunduğumuz sosyal ortama kadar pek çok şey o ilk kez karşılaştığımız insanlar hakkında oluşturduğumuz yargıları başka bir deyişle ilk izlenimleri etkiliyor. Tabii ki ilk izlenimler de gelecekte kurulacak her türlü iletişimi ve muhtemelen bütün ilişkiyi… Sosyal algılama dediğimiz bu süreçte, karşımızdaki kişileri tanımaya ve anlamaya çalışıyoruz. Bu süreçte farkında olmadan birtakım önyargılar bizi etkiliyor ve davranışlarımızı yönlendiriyor. Böylece karşımızdakileri sınıflandırıyoruz, onlara birtakım nitelikler atfediyoruz. Çok kısa zamanda oluşturduğumuz ya da bizim hakkımızda oluşturulan ilk izlenimler tamamen bir yanılsama olabilir. Bu değerlendirmeler içinde bulunduğumuz iletişim sürecinde tarafların dinleme ve tepki verme şekillerini etkiler.
Mülakat yaparken bazı adaylarla görüşmeye başladıktan birkaç dakika sonra o kişinin işe uygun olmadığını düşündüğünüz hiç olmadı mı? Mülakata gelen kişinin kapıdan girerken sergilediği rahatsız duruş mülakat esnasında ne söylerse söylesin onun satış yapabilecek kadar rahat ve sıcakkanlı bir insan olmadığı düşüncenizi değiştirmeyecektir. Bazen de tezatlar yönlendirir algı sürecimizi. Eğer mülakat yaptığımız 4 kişi gerçekten çok iyi ise ortalama olan beşinci kişi bize olduğundan daha kötü görünecektir. Ya da ekibimizde bir kişi hariç herkesin performansı çok iyi ise, diğer kişinin daha az iyi olan performansı göreceli olarak kötü görünecektir.

Doktorlar beyaz önlük giyer
Her bireyde, her toplumda belli bir kategorideki kişileri genelleştirerek, o gruba belli özellikleri atfetme eğilimi vardır. Bazen belli bir yaş grubu, bazen de bir meslek grubunu seçeriz. O kategorideki kişiler ortak birtakım özellikler taşırlar. Bizlerde bu kategorideki herkesin bu özellikleri taşıdığını düşünür ve herkesi bu kapsamda değerlendiririz. Kalıplaşmış örnekler (stereotip) yazılı ve görsel medya tarafından desteklenir. Bu durum bizim kalıplaşmış örneklerimizin daha da pekişmesine yol açar. Hayatınız boyunca her hastaneye gittiğinizde beyaz önlüklü doktorlar gördüyseniz, seyrettiğiniz bütün filmlerde, okuduğunuz kitaplarda, göz attığınız dergilerde doktorlar hep beyaz önlüklüyse, o zaman sizde “Doktorlar beyaz önlük giyer” kalıplaşmış örnek haline dönüşmüştür. Bu da özellikle çok net olmayan ilk karşılaşmalarda karşınızdaki kişi ile ilgili algılama sürecinizi ve o kişi hakkındaki ilk izlenimlerinizi etkiler. Sir Joshua Reynolds’un dediği gibi:”Gerçek düşünme işçiliğinden kaçınabilmek için bir kişinin başvuramayacağı yol yoktur.”

Her olumlu özellik bir diğerini getirir
Bir kişi ile ilgili en baskın ya da görünür ilk olumlu fiziksel özelliği seçeriz ve daha sonra bu kişiye o özellikle birlikte başka olumlu nitelikler yükleriz. Örneğin gözlüklü birisiyle tanıştınız. Bu kişinin entellektüel, okumayı seven, bilgili, işinde iyi bir kişi olduğu yargısına varmanız çok zaman almayacaktır. E L Thorndike’ye (“A Constant Error on Psychological Rating’, 1920) göre “Hale etkisi”(Halo Effect) olarak bilinen bu kurala göre bir kişi ya da olayı tek bir olumlu özelliğinden dolayı tümden olumlu değerlendiririz. Benzeri şekilde “Şeytan etkisi” (Devil Effect) ise bize tek bir olumsuz özelliğinden dolayı kişi ve ya olayı tümden olumsuz değerlendirebileceğimizi söylüyor. İş hayatında ne kadar çok örneği vardır bu etkilerin, değil mi? Çalışma arkadaşınız son derece dakik ve işlerini zamanında bitiriyor. Yıllık değerlendirmeler sırasında onun her zaman iyi performans gösterdiği ve sonuç elde ettiğini söyleyerek terfi ettirildiğini duydunuz. Oysa ki zamanında verdiği raporlar genellikle yeterince kapsamlı ve yanlışsız olmazdı. Nasıl olabilir diye düşünmeyin çünkü cevap basit: Hale etkisi! Tersi de mümkün. Mülakata geç gelen bir adayı düşünün, büyük bir ihtimalle onun sorumsuz, böyle bir görüşmeyi bile ciddiye almayan güvenilmez biri olduğu sonucuna varacaksınız. O görüşmenin sonu muhtemelen aday için pek de memnuniyet verici olmayacaktır.

Madem biliyoruz, o halde yönetelim…
Genel olarak karşımızdaki insanın öncelikle ırk, cinsiyet, yaş, boy, kilo, yüz ifadesi, gözler ve saç, giysiler, hareket ve duruşunu fark ederiz. Ardından, bizim için taşıdıkları önem sırasına göre çekicilik düzeyi, kişilik ve yaratılış, eğitim düzeyi, başarı derecesi, mali durumu, kıdem düzeyi, sosyal ve ahlaki değerleri, sosyal konumu hakkında yargılara varırız. Ve sonunda, güvenip güvenmediğimize, hoşlanıp hoşlanmadığımıza, iş yapıp yapmayacağımıza karar veririz. Algılama sürecini, önyargıları, hale ve şeytan etkilerini, kalıplaşmış örnekleri (stereotip) ve hepsinin hayatımıza olan inanılmaz etkilerinin farkına vardığımıza göre bundan sonra bu süreci ve sonuçta başkalarında oluşturduğumuz izlenimleri yönetmeye ne dersiniz? Unutmayalım ki izlenimleri yönetmek için kullanılabilecek en etkili araç iyi bir kişisel sunumdur. Bu ise iyi ve etkili bir imaj yönetimi ile sağlanabilir. Size önerim bütünleşik imajın tüm öğelerini çevrenizdeki kişilerin gerçek sizi algılayabilmeleri, sizi sizin gördüğünüz gibi görebilmeleri için kullanmanız.

İlk fark ettiklerimiz: Irk, cinsiyet, yaş, boy, kilo, yüz ifadesi, gözler ve saç, giysiler, hareket ve duruş.

Ardından: Çekicilik düzeyi, kişilik ve yaratılış, eğitim düzeyi, başarı derecesi, mali durumu, kıdem düzeyi, sosyal ve ahlaki değerleri, sosyal konumuyla ilgili ipuçları.

Son olarak: Güvenip güvenmediğimiz, hoşlanıp hoşlanmadığımız, iş yapıp yapmayacağımız hakkında yargılar.

Rana Özşeker
İmaj Danışmanı ve Yönetici Koçu
RNA Danışmanlık

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -- mutlu   ocuk kare - İlk İzlenim İçin İkinci Bir Şans Yok

Yeni İçerikler

Sapiens Yazarı Harariye Göre Koronavirüs sonrası dünya

Yuval Noah Harari*Çeviri: Ömer Bozer** İnsanoğlu, belki de bizim kuşağın görmemiş olduğu bir kriz ile karşı...

Evde Kalın, Hayatın Akışı İçinde Kaçırdıklarınızı Yakalayın

Evlerde kapalı olmayı fırsata çevirmeniz için online derslerden online konserlere, kaçırdığınız tiyatro oyunlarından kısa filmlere, online müzelerden yoga ve nefes derslerine, uzaktaki...

Koronavirüsü ve Yaşlılarımızın Psikolojisi

Yaşlılarımızın evde kalması konusunda genelge çıkarıldı. Her şey onların ve toplumun sağlığı için. Son dönemde gençlerin yaşlılar üzerinden yaptığı espriler bir yere...

Koronavirüs salgınında psikolojimizi korumak

Kaosa dönen medya bombardımanları, kaygısı yüksek, karamsar kişilerin daha fazla paylaşım yapması bizi objektif ve olumlu bilgilerden koparabilir, bunu unutmamalı

Duygusal Bir Deneyimdir “Öğrenme”

Öğrenme, karmaşık ve duygusal bir deneyimdir. Öğrenme yöntemimiz; daha bebeklik döneminde, okula başlamadan çok önce, başta annemizle, daha sonra da diğer aile bireyleri ile...

Bu İçerikleri de Beğeneceksiniz

- Advertisement -