Cuma, Eylül 20, 2019
  • Kişisel Gelişim
  • Başarı Video

Başarabileceğinize inanın!

İlgini Çekebilir

İzlenebilecek En İyi Psikolojik Filmler

Sizler İçin İzlenebilecek Psikolojik İçerikli Filmleri Derledik. Psikolojik filmlerin konularını ve fragmanlarını izleyebilirsiniz. İşte Bu filmler.  1- Yağmur Adam (Otizm) Çoğumuz, muhtemelen...

Hiper Süper Mega İğrenç Espriler…..

İşte size birbirinden iğrenç espriler. Güleyim mi gülmeyeyim mi diye düşüneceğiniz iğrenç esprileri okumaya hazır olun.İşte iğrenç esprilerBen Aydan...

Beden Dili (Resimli Anlatım)

Çoğu havyan türleri gibi insanların da erkeği dişi yaklaşırken hazırlık hareketleri yapar. Daha önce bahsedilen otomatik fizyolojik tepkilere ek...
- afa603cbd85c3a449efa8ed44645968d s 120 d identicon r g - Başarabileceğinize inanın!
Kişisel Başarı
2003 yılında amatör olarak başlayan ancak şu anda Türkiye'nin en kaliteli kişisel gelişim, eğitim ve psikoloji sitesi olmayı başaran www.kisiselbasari.com 'u facebook , twitter, youtube gibi sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz.Yasal Uyarı:KiSİSELBASARİ.com da yayınlanan yazıların kaynakları yazının altında belirtilir. Ancak kişisel başarı bazı yazıları kendi düzenlemeleri ile yayınladığı için “Kaynak: www.kisiselbasari.com” şeklinde kaynak gösterilmedikten sonra yayınlanması yasaktır.Telif ihlali olduğunu düşündüğünüz görseller, videolar ve yazılar için [email protected] eposta adresine “telif ihlali” konulu bir mail atmanız yeterlidir. İçerik incelendikten sonra FSEK yasssı Ek-4. maddesi gereği 3 gün içinde siteden kaldırılacaktır.Kuruluş tarihi 26 Ağustos 2003Kişisel Başarı markası 19/03/2008 tarihinde 2008 11724 tescil numarası ile T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilmiştir

Başarıya ulaşmak için üç kapı vardır. Birinci kapı inanmak, ikinci kapı istemek, üçüncü kapı harekete geçmektir. Bu kapıların anahtarı ise soru sormaktır…

Başarı göreceli bir kavram olsa da, şöyle bir tanımlama onun ne anlama geldiği ile ilgili bize ışık tutacaktır: Yetenek, koşullar ve çevre faktörleri göz önünde bulundurulduğunda, varılması gereken yerin neresinde olunduğu, başarı ile ilgilidir.

Dolayısıyla başarıya ulaşmak isteyen birey, önce yeteneklerini sorgulamak zorunda. Her insanın öne çıkan bir özelliği mutlaka vardır. Sorun bu farklılığın tespit edilememesinde ve geliştirilememesinde. Aksi halde, sıradan insanların sıra dışı hikayelerini anlatan kitaplara rastlayamazdık.

Kişi kendini tanıdıkça, yeteneklerini keşfettikçe, ilgili olduğu alanda başarılı olabileceğini görecek ve buna inanacaktır. İnanç, tüm engelleri yok edecek ve başarı için temel adımın atılmasını sağlayacaktır. Bundan sonrası istek ile ilgili. Kendi yeteneklerine inanan insan, başarıyı istemeli. İstemek, istiyorum denerek tamamlanacak bir süreç değil. Hedeflerin saptandığı ve yol haritasının belirlendiği zorlu bir aşama. Ancak, içsel motivasyonun devamlılığı ile nihayete erer, özenli bir planlama gerektirir.

Şimdi, hedefi belli, kendine güveni tam olan kişinin atması gereken tek bir adım kalmıştır. Harekete geçmek. Şöyle bir düşünürsek, kim bilir kaç kitap müstakbel yazarının hala beyninde, kaç iş hiçbir zaman asıl sahibinin olamamıştır, kaç proje doğmadan sona ermiştir. Harekete geçmeyen birey, kendi korkuları ile baş başa kalır ve başarısız olur. Bu doğal bir süreç. Korkularınızı yenin!

Harekete geçip, başarısız olmaktan korkmayın. Çok meşhur bir söylemi yinelemekte fayda görüyorum. ‘Harekete geçin, başarısız olursanız, başarıya gitmeyen yollardan birini tecrübe etmiş, elemiş olursunuz’ denir, doğrudur da. Yılmayın, başarısız deneyimlerinizden ders alın ve farklı bir yöntemle tekrar deneyin.

İş yaşamında başarılı olmak için yine aynı yaklaşım geçerli. Buradan yola çıkarak, iş başvurusu yapan adayların zihin haritalarını da önüme koyup, neden istediklerini sandıkları işe davet edilmediklerini anlatmaya çalışacağım.

Karşılaştığım adayların iş arama süreçlerinin olumsuz olarak devam etmesinin temel nedenini inançsızlığa bağlıyorum. Earl Winson’un dediği gibi “Başarı tamamen şansa bağlıdır, isterseniz başarısızlara sorun.”

Başarıyı yakalayamayan adaylar, şanssız olduklarını düşünürler. Bir süre sonra kendilerine olan güvenleri iyiden iyiye azalır ve umutsuzluğa düşerler. Kaderlerine küserler. Kendi yeteneklerini dikkate almadan kabul edildikleri ilk işe girerler. Tabi kısa bir süre sonra (en geç bir yıl) iş arama süreçleri yeniden başlar. Halbuki ne demiştik, başarının ilk adımı ümitvar olmak, yani yapabileceğine inanmaktır. Aceleci yaklaşım, hayatın önemli bir bölümünü kapsayan iş yaşamının kabus haline gelmesine neden olabilir. Aman dikkat!

Kendine güveni kalmayan kişi, gazete ve internette gördüğü tüm iş ilanlarına başvurur ve davet edilmeyi bekler. Onlarca mülakata katılır ama sonuç alamaz. Sonuç alamaz çünkü, o şirkete başvurup başvurmadığını, hangi pozisyon için çağırıldığını bile hatırlamaz hale gelir. Bu durumla ne kadar sık karşılaştığıma inanamazsınız. Siz yayın grubunuza muhabir arıyorsunuzdur ama o mühendistir, bankacıdır ya da kardeş bir ülkeden yeni gelmiştir; Türkçe konuşamamaktadır. Konuyla ilgisi yoktur ama başvurmuştur. Bu inanmamışlık hem aday hem de işveren için öyle verimsiz bir durumdur ki, aday daha da ümitsiz hale gelirken, işverene zaman ve para kaybettirir. Dolayısıyla kişi kendini tanımalı ve uygun olduğu pozisyonlara başvurmalı. Bu yaklaşım daha kısa sürede sonuç almasını sağlayacaktır.

Adaylar, üstlerindeki ataleti fark edip, ondan bir an önce kurtulmalılar. Yeteneklerine göre isteklerini gözden geçirmeli ve hangi pozisyonda, nasıl bir iş ortamında, ne kadar ücretle çalışabileceklerini netleştirmeliler. Kısacası, hedefi tanımlamalılar. Hedefe ulaşmak için farklı artılara ihtiyaçları varsa (yabancı dil, etkili konuşma, ehliyet, askerliği tamamlamış olmak vb.) hemen bunların üzerine eğilmeli ve engel olmaktan çıkarmalılar.

Sonrası önemli, ama kolay tarafı, çalışmayı arzu ettikleri şirketlerin ilgili bölümlerine başvurmalı, yani harekete geçmeliler. Yeri gelmişken, yapılan bir hataya daha değinmek istiyorum. Adaylar başvurdukları şirket hakkında araştırma yapmadan görüşmeye gitmemeli. Hedefini bilen aday, işletmeyi çok iyi tanımalı, beklentileri önceden öğrenmeli. Böylelikle, önemli oranda artı puan alacaktır.

Tüm bunların sonunda, halen istediğiniz gibi bir işte çalışmıyorsanız, lütfen başa dönün. Kendinizi gözden geçirin, hedeflerinizi gözden geçirin ve yeniden harekete geçin. Süreçlerden birinde eksik taraflar olabilir. Sevdiği işi yapan insanların hem sosyal hayatta, hem aile hayatında hem de özel yaşamlarında daha mutlu olduklarını unutmayın. Sevebileceğiniz, kendinizi adayabileceğiniz işi yapın. Yıllar sonra geriye baktığınızda çok şey üretmiş ama hiç yorulmamış olacaksınız.

yenibiriş /Ergün Güler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu Yazıya Benzer İçerikler

- Advertisement -- mutlu   ocukk - Başarabileceğinize inanın!

Yeni İçerikler

Türkler Hediyeye Para Harcamayı Seviyor

Mastercard, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 18 ülkede hediye alışverişi tercihlerini yayınladı. Buna göre, Türkiye’de her 6 kişiden...

Çocuklara Asla Söylenmeyecek Kelimeler

Ebeveyn olmak gerçekten çok zor bir iş. Çocuğun fizyolojik ihtiyaçlarının karşılamaya çalışırken onu duygusal açıdan doyurabilmek, sorularına doğru yanıtları, doğru şekilde verebilmek...

Düşmek ve Tekrar Düşmek Üzerine…

Düşmek ilerlediğimizin göstergesidir...Bu konu üzerine yazmadan önce oldukça düşündüm; düşmek, kalkmak ve yine düşmek belki yine kalkmak ya...

Hayatımıza Bir Anlam Vermeyi Seçebiliriz

Pozitif Psikolojinin Kurucusu Martin Seligman ile Söyleşi...Psychologies Dergisi Türkçe Edisyonunda Pozitif psikolojinin kurucusu psikolog Martin Seligman...

Kitap Önerisi: Stresli Bir Dünyada MUTLU ÇOCUK Yetiştirmek

Güçlü Hafıza, Güçlü Beyin, Üşenme Erteleme Vazgeçme ve Sevdim Seni Matematik kitapları ile tanınan Ahmet Yıldız bu sefer çocukların mutluluğu konusuna değiniyor....
- Advertisement -- 2019 08 13 14 13 13 - Başarabileceğinize inanın!