fbpx

    Bebeklerin Ahlakını Kim Bozuyor?

    Aileler çocukların pek ahlaklı olmadığından şikayetçi. Toplum “gençlik nereye gidiyor?” diye soruyor. İşte bu yazımızda bebekler ve ahlakı inceliyoruz.

    Bebekler aslında ahlaklarıyla doğuyor da onları sonradan biz mi bozuyoruz?



    Son yıllarda bebeklerin iyiyi kötüyü ayırıp ayıramadığını ölçmek için yapılan deneyler arttı.

    – Bebekler aslında ahlaklarıyla doğuyor da onları sonradan biz mi bozuyoruz?

    sorusu kafaları her geçen gün daha da fazla kurcalıyor…

    ‘’İnsanların ne ölçüde ahlaklı doğduğu, ne kadar sonradan bozulduğu’’

    konusunda ciddi tartışmalar var.

    Bunlara yanıt bulmak için gelişen teknolojiden de yardım alarak,
    Artık bebeklerle pek çok psikolojik, sosyolojik deney yapılabiliyor.

    Bu yazımda bazılarını sizlerle paylaşacağım.

    Deney 1; Haini dışla!

    5-6 aylık bebeklere bir video seyrettiriliyor.
    Videoda üzerlerine insan yüzü çizilmiş üç cisim kullanılıyor;

    1- Mavi bir küp
    2- Kırmızı bir top
    3- Sarı bir üçgen.

    Kırmızı top bir yokuşa tırmanmaya çalışıyor, bir türlü tepeye ulaşamıyor.
    Bunun üzerine sarı üçgen gelip onu arkasından yokuş yukarı itip,
    yardımcı oluyor ve top yokuşun tepesine tırmanmayı başarıyor
    Ancak tepedeki mavi küp kırmızı topu itip aşağıya düşürüyor.

    Araştırmacılar bebeğe bunu birkaç kez seyrettirdikten sonra
    mavi küp ile sarı üçgeni bir tepsinin üzerine koyup bebeğe uzatıyorlar.
    Bebeklerin tamamı, kırmızı topu aşağı iten maviyi değil, yardım eden sarıyı seçiyor.

    Deney 2; Yaramaza tokat at!

    Bir yaşındaki erkek bebeğe bir kukla gösterisi seyrettiriliyor.

    Deneyde üç kukla var;

    Ortadaki kukla sağında oturan kuklaya bir top yuvarlıyor,
    Sağdaki kukla da topu geri gönderiyor.
    Ortadaki kukla bu kez topu solundaki kuklaya yuvarlıyor
    Soldaki kukla topu geri yuvarlamıyor, alıp kaçıyor.
    Daha sonra sağdaki dürüst kuklayla soldaki topu kaçıran kuklayı
    getirip bizim denek bebeğin önüne koyuyorlar.
    İlaveten sağdaki ve soldaki kuklaların önüne şeker yığıyorlar.
    Denek bebeği de o şekerlerden almaya çağırıyorlar.
    Bebek soldaki yaramaz kuklanın önündeki şekerlerden alıyor ve
    Üstüne üstlük kuklaya bir de tokat atıyor.
    Böylece hak yerini buluyor:)

    Gözlem 1; Bunda bir gariplik var!

    Gözler bebekler için de zihne açılan pencere.
    Araştırmacılar, bebeklerin ilginç ya da şaşırtıcı bulduklarına
    gözlerini kırpmadan uzun süre baktıklarını gözlemlemişler.
    Örneğin bebekler hokkabazlık numaralarına gözlerini kırpmadan bakıyorlarmış.
    Altındaki desteği kaldırılan ve havada kalan bir tahtaya
    düşmemesine şaşırarak, gözlerini dikip, kırpmadan bakıyorlarmış.
    Bu da bebeklerin, nesnelerin-şeylerin nasıl davranması gerektiği konusunda
    bir fikir, beklenti içinde olduklarına işaret ediyor.

    Gözlem 2; Ağlarım ama…

    Bebekler aslında başka insanların nasıl düşündüğü,
    Neyi niçin yaptıkları, onlar acı çektiğinde acılarını hissetmek gibi
    henüz öğrenmeye vakitleri olmadan bazı duygularla doğuyorlar.

    Hepimiz yapmışızdır…
    Karşısında ağlama taklidi yaptığımız bir bebeğin
    hemen alt dudağı titremeye başlar.

    Ya da bir yerimiz kesildiğinde, acı duyduğumuzda
    Pek çok bebeğin yüzünde gelişen acı, korku, dehşet ifadesini,
    ağlamasını hatırlayın…

    Yeni doğan bebek koğuşunda bir bebek ağladığında
    Hemen diğerleri de ona katılır…
    Katılma, benzeme, duygudaşlık, empati hali başka nasıl açıklanabilir?

    O zaman??? Bebekler boş levha olarak değil de adalet, iyilik duygusu, sevgi ile mi doğuyor?

    Freud´dan Piaget´e kadar pek çok klasik psikolog;

    – Bebeklerin ahlakının olmadığını, insanların bu tür duygularla doğmadığını

    savunur.

    Ahlaki değerlerin, evrimle kazanıldığını ve çocukların ahlakla ilgili tutumları
    Ana-babalarından ve toplumdan öğrendiklerini düşünürler.

    Bebeklerin zihinlerinin doğduklarında boş levha gibi olduğu ve
    yıllar içinde bu boş levhanın gelenek ve görenekler,
    ahlak ve dinlerin ilkeleri, toplumsal etkilerle doldurulduğunu kabul ederler.

    Oysa bu basit deneyler dahi bebeklerde iyiyle kötü fikrinin,
    sevgi, adalet duygusunun doğuştan var olduğunu açıkça gösteriyor

    Aslında günlük yaşamımızda bebekleri, çocukları
    dikkatle, duyarlılıkla izlesek, gözlesek
    bizler de bu görüşü destekleyecek yüzlerce örnek saptayabiliriz.

    Bir yaşından küçük bebeklerin kötülere antipati, iyilere sempati
    ve bazı olaylarda empati duyma halini sonradan edinmeleri olanaksız.

    Modern psikoloji artık bebeklerin, küçük çocukların da beyinlerini,
    zihinlerini inceleyebilecek teknoloji ve yöntemlere sahip.
    Bu alanda büyük mesafeler kat edilmiş durumda.

    Artık biliyoruz ki Teknolojik, psikolojik ve sosyolojik araştırmalara göre
    ‘’iyilik/kötülük’’ bireysel soyaçekimle değil,
    insan türünün genel gen yapısı, DNA’larla ilgili.
    Bu nedenle çocuğu katil, hırsızınki hırsız olmuyor.
    Bunlar sonradan edinilen kültürle ilgili.

    İnsanları iyi ve kötüye dönüştüren unsurlar toplumsal ve
    İnsanın içinde olduğu ağın yapısı ile çok yakından ilgili.
    Hatta belirleyici.

    Neyin içinde büyür, yaşarsak ondan etkileniyoruz.

    ‘’Sosyal duygu bulaşıcılığı’’, ‘’beynin kopyalama özelliği’’

    Artık çok rahat analiz edilip, ölçülebilen olgular.

    Neler yaptığımız belli! Nasıl yapmayacağımıza bakalım!..

    Sonuçta; Bebekler, hepimiz; tamamen boş bir levha olarak değil,
    saf bir iyilik, ahlak duygusuyla sevgi dolu olarak doğuyoruz.
    Sonradan bozuluyor, bozuyoruz.
    Şimdi nasıl bozmayacağımıza, odaklanalım.
    Böyle pırıl pırıl doğan ruhları arsız, katil, başarısız, kaba, hırsız, fesat
    kısacası mutsuz, sağlıksız yapmamanın yollarına odaklanalım…

    Çocuğumuza, sevdiklerimize yargılama dolu kelime, cümle sarf eder,
    beden dilimizle olumsuz sinyaller yollarken ‘’bu yazıyı’’ hatırlayıp
    bi duralım!!!

    Kişisel Başarı
    2003 yılında amatör olarak başlayan ancak şu anda Türkiye'nin en kaliteli kişisel gelişim, eğitim ve psikoloji sitesi olmayı başaran www.kisiselbasari.com 'u facebook , twitter, youtube gibi sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz.

    Benzer içerik

    Vücudunuz Hayat İçin Enerji Merkezidir

    Vücudunuz yetenekli bir enerji dönüşüm merkezidir. Taşıdığınız trilyonlarca hücre, besinlerle aldığınız...

    Yorumlar

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    Yeni Eklenenler

    Kendine zarar vermek nedir?

    Kendine zarar vermek, zor hislerle baş etmekte kullanılan bir...

    Ergenlikte Kimlik Karmaşası

    Kimlik şekillenmesi yaşamboyu sürmesine karşın, en dikkat...

    Şampiyon Sözleri : Şampiyonların Başarı Sırları

    Spor tarihine geçen efsane sözlerin sahibi olan...

    İletişimde kalın!

    75,418BeğenenlerBeğen
    187,653TakipçilerTakip Et
    262TakipçilerTakip Et
    2,382TakipçilerTakip Et