Pazartesi, Mart 23, 2020

Çok Takipçisi Olanlar Daha Mı Sosyal?

Editör Önerileri

Bayanlara Özel Test;Kalbin mi, mantığın mı?

Bu Bir Psikolojik Test, Uygula Öğren. Duyguların ne olursa olsun mantığını harekete geçirebilenlerden mi yoksa duygularına esir olanlardan mısın? 1 - Çok...

Kişisel Gelişim Alanları

İnsanın çeşitli alanlarda kendini geliştirebildiği görülmüştür: Sağlıklı alanında, kişinin yaşamını sağlıklı devam ettirebilmesi için modern tıbbın yanında günümüzde "alternatif tıp"...

Tatilde Gelişirken Eğlenmek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Okullar kapanıyor.. Öğrenci, Öğretmen ve Bir Çok aile tatile girmek üzere. Yaz ayaları tatil günleridir. Peki tatilde ne yapmalı....
- afa603cbd85c3a449efa8ed44645968d s 120 d identicon r g - Çok Takipçisi Olanlar Daha Mı Sosyal?
Kişisel Başarı
2003 yılında amatör olarak başlayan ancak şu anda Türkiye'nin en kaliteli kişisel gelişim, eğitim ve psikoloji sitesi olmayı başaran www.kisiselbasari.com 'u facebook , twitter, youtube gibi sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Yasal Uyarı:KiSİSELBASARİ.com da yayınlanan yazıların kaynakları yazının altında belirtilir. Ancak kişisel başarı bazı yazıları kendi düzenlemeleri ile yayınladığı için “Kaynak: www.kisiselbasari.com” şeklinde kaynak gösterilmedikten sonra yayınlanması yasaktır. Telif ihlali olduğunu düşündüğünüz görseller, videolar ve yazılar için [email protected] eposta adresine “telif ihlali” konulu bir mail atmanız yeterlidir. İçerik incelendikten sonra FSEK yasssı Ek-4. maddesi gereği 3 gün içinde siteden kaldırılacaktır. Kuruluş tarihi 26 Ağustos 2003 Kişisel Başarı markası 19/03/2008 tarihinde 2008 11724 tescil numarası ile T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilmiştir
- Advertisement -

Günümüzde artık her şey gibi sosyallik de ölçülebilir bir hal aldı. Ancak arkadaş ve takipçi sayısı üzerinden sosyalliği ölçmek hem ilişkilerimizi hem de kişiliğimizi olumsuz etkiliyor.

Sosyal hayatın içinde yer almak insanlığın bir gereği olsa da, sosyalliğe yüklenen anlam artık eskisinden biraz farklı. Teknolojinin işin içine girmesiyle kişinin ne kadar sosyal olduğu artık telefon rehberindeki kişi sayısı ya da sosyal medyadaki arkadaş ya da takipçi sayısıyla ölçülebilir bir hal aldı. Yanılgıdan ibaret olsa da çoğu kez bu hataya düşüyor, bu sayıyı artırmaya çalışırken sosyalleşmenin ne kadar iyi bir özellik olduğunun da fazlasıyla altını çiziyoruz. Peki sosyalleşmeye ne gibi yanlış anlamlar yüklüyoruz ve sosyalleşelim derken nelerden oluyoruz?

İçe dönük fıtrat anormal kabul ediliyor

‘Dışa dönük’ olarak sınıflandırılan insan grubu sayıca çoğunluğu oluşturuyor olsa da, içe dönüklük de en az dışa dönüklük kadar normal bir kişilik özelliği. Ne var ki günümüzde sosyalliğin altının çokça çiziliyor olması, içe dönük kişiliğin anormal ve asosyal olarak algılanmasına neden oluyor. Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Uzman Psikolog Ömer Akgül, “Fıtratında bireysel bir kişiyi sosyalleşmeye zorlamak, ilişkinin ters tepmesine neden olur. Özellikle aileler bu konuda çok hatalı davranıyor. Çocuklarının bireyselliği ağır basıyorsa, sosyalleşmesi için şartları fazla zorluyorlar.” diyor. Bu noktada yapılması gereken elbette ki çocuğu kaderine terk etmek değil. Uzman psikolog, “Çocuğunuzun zayıf olduğu alanları güçlendirin ancak baskın olduğu alanda kendini göstermesine fırsat tanıyarak, onu o şekilde kabullenin ve bu özelliğine saygı duyun.” tavsiyesinde bulunuyor. Nitekim çocuk ne kadar sosyalse hayata o kadar iyi tutunur düşüncesine sahip aileler, çocuklarının sosyal olmasını istiyor olsalar da, bu yönde baskı uygulamak agresif, karaktersiz ve kendi bireyselliklerinden kopmuş kişilerin yetişmesine neden oluyor.

Birey olmadan sosyal oluyoruz

Herkesin birbirinden farklı sosyallik algısına sahip olduğuna dikkat çeken psikolog Efkan Yeşildağ, bazıları sosyal ilişkilerini kısıtlı bir çevreyle sınırlamayı tercih ederken, bazılarının da geniş bir çevreyle tatmin olduğunu söylüyor. Günümüzde özellikle sosyal medyanın etkisiyle muhabbetlerin, ‘fotoğraf yayınladım neden beğenmiyorsun?’, ‘ben seni takip ediyorum, sen beni neden etmiyorsun?’ gibi bir yüzeyselliğe hapsolduğunu anlatan Yeşildağ, temel hatanınsa bireyselleşmeden sosyalleşmek olduğu görüşünde. “Herkes mutlu olduğu gibi yaşamakta özgür. Ancak insanlar diğerleri için kendinden vazgeçtiğinin farkına bile varamıyor. Hâlbuki bir kimse kendi inanç ve değer yargılarına vakıfsa çevresiyle ilişkileri de o kadar sağlıklı olur.” ifadelerini kullanan Yeşildağ’a göre, çok insan tanımanın iyi bir şey olduğuna vurgu yaparak bireyselliğimizin önünü tıkıyoruz. Birey olmadan sosyal olmaya kalkmak ise kişisel ve sosyal problemlere kaynaklık ediyor. Kendi özelliklerini bilmeden sosyalleşen kişi, zaaf içine düşüyor. Bu nedenle yalnızlığın da bir ihtiyaç olduğunu unutmamak gerekiyor.

Takipçi ve arkadaş sayısı ciddi bir baskı

Günümüzde sosyalliğin ölçütü büyük oranda sosyal paylaşım siteleri olmuş durumda. Kişileri bu sitelerdeki arkadaş ya da takipçi sayısına bakarak etiketliyoruz. Hesabı olmayan kimselerinse sosyallik adına esamesi bile okunmuyor. ‘Sosyal medya’ ifadesindeki ‘sosyal’ ibaresinin ironisine dikkat çeken psikolog Emel Yıldırım, insanların birbirlerinin mutlu fotoğraflarına baktığında mutsuzluğa sürüklendiğini, bunun sosyallik ya da arkadaşlıkla uzaktan yakından alakalandırılacak bir şey olmadığını söylüyor. Yıldırım, “Hastalarımın neredeyse yüzde 70’i ‘bugün öyle bir şey yazmalıyım ki takipçi sayım şuna ulaşmalı ya da arkadaş sayım artmalı’ düşüncesinden mustarip. Sayının kaliteyi belirlediğine yönelik yanlış düşünce insanları mutsuzluğa sürüklüyor.” diyor. Ayrıca bu psikoloji kişiyi sürekli bir onaylanma ihtiyacına soktuğu gibi temelinde de şöhret olma, tanınma ve kabul görme ihtiyacı yatıyor. Hatta gençler evden bile şöhreti yaşayabilirim duygusuna kapılarak sanal sosyalliği gerçek ilişkilere tercih ediyor. Yıldırım’a göre görülme sıklığında artış yaşanan kişilik yaralanmaları ve dünya algısında bozulmaların altında da bu baskı yatıyor.

Kaynak: Zaman Gazetesi

- Advertisement -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -- mutlu   ocuk kare - Çok Takipçisi Olanlar Daha Mı Sosyal?

Yeni İçerikler

Koronavirüs salgınında psikolojimizi korumak

Kaosa dönen medya bombardımanları, kaygısı yüksek, karamsar kişilerin daha fazla paylaşım yapması bizi objektif ve olumlu bilgilerden...

Duygusal Bir Deneyimdir “Öğrenme”

Öğrenme, karmaşık ve duygusal bir deneyimdir. Öğrenme yöntemimiz; daha bebeklik döneminde, okula başlamadan çok önce, başta annemizle, daha sonra da diğer aile bireyleri ile...

Satış Konusunda Yapılmaması gereken 6 Hata

Yapılan araştırmalar sonucunda dünyanın “En İyi Satıcıları” ve “İyi Satıcılar” arasında en önemli fark; İyi Satıcılar başarılı, ama sadece kendisi gibi kişilere satış yapabiliyor,...

Meslek Hastalığı Nedir?

İş yerinde çeşitli etkenlerin oluşturduğu hastalıklara meslek hastalığı deniyor. İş yerinde mevcut insan sağlığına zararlı olan kimyasal maddelerin, fiziksel ve biyolojik etkenlerin meydana getirdiği...

Depresyon Hareketsiz Çocuklarda Daha Yüksek

Çocuklarımız hareketsiz... Televizyon, telefon karşısında hayatları geçiyor. Bu hareketsizlik çocuklarda depresyon ihtimalini artıyor. İşte bilimsel araştırmalar. Londra Üniversitesi'nden...

Bu İçerikleri de Beğeneceksiniz

- Advertisement -