Çarşamba, Kasım 13, 2019
  • Kişisel Gelişim
  • Başarı Video

Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler

İlgini Çekebilir

İzlenebilecek En İyi Psikolojik Filmler

Sizler İçin İzlenebilecek Psikolojik İçerikli Filmleri Derledik. Psikolojik filmlerin konularını ve fragmanlarını izleyebilirsiniz. İşte Bu filmler.  1- Yağmur Adam (Otizm) Çoğumuz, muhtemelen...

Hiper Süper Mega İğrenç Espriler…..

İşte size birbirinden iğrenç espriler. Güleyim mi gülmeyeyim mi diye düşüneceğiniz iğrenç esprileri okumaya hazır olun.İşte iğrenç esprilerBen Aydan...

Beden Dili (Resimli Anlatım)

Çoğu havyan türleri gibi insanların da erkeği dişi yaklaşırken hazırlık hareketleri yapar. Daha önce bahsedilen otomatik fizyolojik tepkilere ek...
öğrenilmiş çaresizlik - afa603cbd85c3a449efa8ed44645968d s 120 d identicon r g - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler
Kişisel Başarı
2003 yılında amatör olarak başlayan ancak şu anda Türkiye'nin en kaliteli kişisel gelişim, eğitim ve psikoloji sitesi olmayı başaran www.kisiselbasari.com 'u facebook , twitter, youtube gibi sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz.Yasal Uyarı:KiSİSELBASARİ.com da yayınlanan yazıların kaynakları yazının altında belirtilir. Ancak kişisel başarı bazı yazıları kendi düzenlemeleri ile yayınladığı için “Kaynak: www.kisiselbasari.com” şeklinde kaynak gösterilmedikten sonra yayınlanması yasaktır.Telif ihlali olduğunu düşündüğünüz görseller, videolar ve yazılar için [email protected] eposta adresine “telif ihlali” konulu bir mail atmanız yeterlidir. İçerik incelendikten sonra FSEK yasssı Ek-4. maddesi gereği 3 gün içinde siteden kaldırılacaktır.Kuruluş tarihi 26 Ağustos 2003Kişisel Başarı markası 19/03/2008 tarihinde 2008 11724 tescil numarası ile T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilmiştir

Uzun zamandır, yaşadığımız hayatın içinde sahiplendiğimiz, kaçtığımız ya da kızdığımız sorunlara karşın tavrımızın iç dinamiklerini merak ediyordum.

En son grupta yaşanan “gitmek mi zor, kalmak mı zor” tartışması gibi gelinen bazı noktalarda kendi oluşlarımızı ya da maceralarımızı başkalarının da paylaştığı ya da paylaşması gerektiği çıkarımıyla sadece seçimlerimizi dayattığımız konularda pek bir öğrenme ve iletişim açısından ilerleme sağlanamadığını gözlemledim.

Etrafımdaki insanların davranışlarını incelemek kendimi tanımama katkıda bulunurken kendimi tanımak da başkalarını anlamama yardımcı oldu hep. Toplumun daha iyi eğitim almış kısmının içinde bulunduğu kesimin daha bezgin daha bıkkın daha umutsuz daha kırgın daha yenik olmalarının da aslında bir tür okumuşluğun ya da öğrenmişliğin doğal tepkilerimizin yerine geçmesi nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Tabii bu öğrenme süreci okumuşluğun artması ile doğru orantılı olabilir. Gerçi gazete ya da kitap okumayıp daha çok televizyon seyredenlerin aldığı uyarılar da var…

öğrenilmiş çaresizlik -     renilmi     aresizlik   zerine   nemli Bilgiler - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler öğrenilmiş çaresizlik -  C3 96 C4 9Frenilmi C5 9F  C3 87aresizlik  C3 9Czerine  C3 96nemli Bilgiler - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler
İnsanların bir mücadeleye girmedikleri konularda yenik hissetmeleri de bana epeyce çelişkili görünüyor.

Bizden önceki kuşakların türlü yokluk ve yoksulluk içinde hayatta kalma ve yer tutma mücadelesine rağmen bizim ve daha sonraki kuşağın nispeten türlü varsıllıklara rağmen haklı gerekçeleri olabildiği gibi başkalarının yenilgilerinden (okumak, gözlemlemek ve tembihlenmek suretiyle) fazla miktarda etkilenerek kendilerini çoğu konuda bedbin, mutsuz, yenik çaresiz hissettiklerini düşünüyorum. Hatta insanların bir mücadeleye girmedikleri konularda yenik hissetmeleri de bana epeyce çelişkili görünüyor. Bunun en önemli sonuçlarından birisi de bilgiye ulaşmada son derece isteksiz bir çoğunluk (bilgiye ulaşmada imkan sahibi olmalarına rağmen) haline gelmemiz.

Aşağıda Seligman’ın deneyinde 2. grupta gözlendiği gibi elektrik şoku verilerek ve mevcut sıkıntılı şartları düzeltmek için bir şey yapılamayacağını, ya şartların kendiliğinden ya da başkaları tarafından düzeltilmesini bekleyen grup, çaresizliği bir eğitim alarak öğreniyor.

Ancak 1 grup; zorluklarla baş etmek için bir düğmenin olduğu konusunda eğitim aldıklarından kendilerini bu durumdan kurtarıyorlar.

Ancak bu konuda hiçbir eğitim ya da şartlanmaya tabi tutulmayan grup, kendi içgüdüleriyle verilen elektrik şokuyla buradan kaçmayı başarabiliyor.

Burada dikkat edilecek diğer bir husus da 2. gruptakilerin çok az bir kısmının bu şartlanmaya rağmen bu durumdan yine de kurtulabilmeleridir. Yani 8 denekten 2 si şokun kesilmeyeceğine şartlanmalarına rağmen çaresizliği öğrenmiyor

Yaşadığımız hayattaki zorlanmalarımız ya da yenilgilerimiz bize ya da bazılarımıza en ufak bir şeyi bile değiştiremeyeceğimiz konusunda sonuçlara ulaştırırken, mevcut ve şikayetçi olduğumuz şartların ya kendiliğinden değişmesini bekleyeceğiz ya da başkalarının düzeltmesini. Düzeltmeye kalkanlarımız da belki çaresizlik eğitiminden kurtulsak bile acelecilikten, donanımsızlıktan ve neyin bilgi olduğu konusunda sabır gösteremediğimizden ilk heyecanla saldırdığımız şey tarafından hayal kırıklığına uğratılarak diğerleriyle daha da yakınlaşacağız. Ve kendimize ya da başkalarına açıklamalarımız yenilginin bilgisizlik dolayısıyla olduğu şeklinde olmayacak, diğer, çaresizliği öğrenmişlerden kopya çekeceğiz.

Yaşanmış deneyimlerden etkilenmenin veya olumsuz etkilenmenin kişiye göre değiştiğine dikkat edersek kişiliğin burada baskın rol oynadığını söyleyebiliriz. Ayrıca insan karakterini ölüsevici ya da yaşamsever olarak keskin hatlarla ayrıştıramasak bile bu ruh hallerinden ölüsevici eğilimi daha baskın olanın çaresizliği daha kolay öğrendiğini kendi gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim.

Öğrenilmiş Çaresizlik

1965’in başlarında, Martin E. P. Seligman meslektaşları ile birlikte, öğrenme ile korku arasındaki ilişkiyi incelemek üzere, köpekler üzerinde Pavlov’un (klasik koşullanma) şartlı refleks deneyini yaparken tesadüfen beklenmedik bir fenomen keşfetti. Kendinizi veya bir köpeği gözlemlediğinizde göreceğiniz gibi, size bir yiyecek gösterildiğinde tükürük salgılama eğilimindeydiniz. Pavlov, yiyeceğin gösterilmesiyle zil (veya bir sesin) çalınması işleminin defalarca tekrarlanarak eşlenmesi sonucunda köpeklerin salya akıttıklarını keşfetti. Bundan sonrası zili çalıp köpeğin salya akıtmasını izlemekten ibaretti.

Seligman, deneyinde, herhangi bir deneye tabi tutulmamış 24 tane köpek aldı ve onları üç gruba ayırdı. Birinci gruptaki köpeklere “kaçış grubu” adını verdi, beyaz bir kabinin içerisine yerleştirilmiş bir hamağa sarmalanmış bir halde yatarlarken, arka ayaklarından 500 voltluk zararsız bir elektrik şoku uyguladı. Bu gruptaki köpekler kabinde kafalarının bir yanındaki paneldeki bir düğmeye basarak şoku kesme imkanına sahiptiler. Eğer 30 saniye içinde düğmeye basılamazsa şok kendiliğinden kesiliyordu. Bu köpekler düğmeye basmayı hızla öğrendiler ve gittikçe daha az sürede düğmeye basmayı başardılar.

İkinci gruba “boyunduruk grubu” adını verdi ve bunlar “kaçış grubu ile aynı şartlar altında şoka maruz bırakılıyorlardı. Ancak bu köpekler düğmeye bassalar bile şok kesilmiyordu. Bu köpeklere uygulanan şok süresi kaçış grubundaki bir köpeğe uygulanan kadardı. Böylece kaçış ve boyunduruk grubu aynı sürelerde şoka maruz kalıyorlardı. Ancak boyunduruk grubu panele bassa bile şok kesilmediği için 30 denemeden sonra paneldeki düğmeye basmaktan vazgeçiyordu.

Üçüncü gruptaki köpekler ise kontrol grubuydu ve herhangi bir şoka maruz kalmıyorlardı.

24 saat sonra tüm köpekleri kısa bir çitle iki bölmeye ayrılmış kapalı bir alana götürdüler. Köpeklere 10 kez şok veriliyor ve köpeklerin bu 10 denemenin birinde duvarın üstünden karşı tarafa atlayarak şoktan kurtulacakları umuluyordu. Kaçış grubu ve kontrol grubu kurtulmada hemen hemen aynı başarıyı gösterirken, “boyunduruk grubu” diğer gruplardan önemli ölçüde farklılık gösterdi. Bu gruptaki 8 köpeğin 6 sı 10 denemeden sonra bile duvarın üzerinden atlayıp şoktan kurtulamadı. Bir hafta sonra ise bu 8 köpeğin 5 i hala 10 denemenin herhangi birinde karşıya atlamayı beceremiyordu. Bu gruptaki köpeklerin %75’i neredeyse karşıya hiç atlayamıyor, %62.5’i ise yedi gün geçmesine rağmen hala başarısızlıklarını sürdürüyorlardı.

öğrenilmiş çaresizlik -     renilmi     aresizlik psikolojisi - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler öğrenilmiş çaresizlik -  C3 B6 C4 9Frenilmi C5 9F  C3 A7aresizlik psikolojisi - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler
Öğrenilmiş Çaresizliğin teorisi daha sonra his ve duygu yokluğu olarak tanımlanan depresyonu açıklayan bir model için insan davranışlarını da içine alacak şekilde genişletildi.

Deneyin sonuçları tuhaf biçimde ikinci gruptaki köpeklerin çaresiz olmayı öğrendiklerine işaret ediyordu. Bu sonuç B. F. Skinner’ın öngördüğü, “köpeğin orada öylece yatması için mutlaka ödüllendirilmiş (mesela nefis bir köpek bisküvisi ile) olması gerekir” diyen davranışçılığı ile taban tabana zıttı. (Durumlarını kurtarmak için acının bir süreliğine dindirilmesinin köpeğe oturması karşılığında verilen bir ödül olduğunu bile iddia ettiler, ama bu iyi bir argüman değildi. Bir başkası ise buna alternatif olarak, oturduğu sürece şok devam ettiğinde köpeğin oturduğu için cezalandırılmış olduğunu ileri sürdü. Bu bana eski bir espriyi hatırlattı.

Soru: Adam başparmağını neden çekiçle ezdi?

Cevap: Çünkü kendisini çekici durduramayacak kadar iyi hissediyordu. )

Bu gözlemler bilişsel psikolojinin davranışçılığın yerini almasına neden olan bilimsel bir devrim başlattı. Düşündüğünüz şeyler davranışlarınızı belirler (sadece görünür bir ödül veya ceza değil).

Öğrenilmiş Çaresizliğin teorisi daha sonra his ve duygu yokluğu olarak tanımlanan depresyonu açıklayan bir model için insan davranışlarını da içine alacak şekilde genişletildi. Bunalan (depresyondaki) insanlar çaresizliği öğrendikleri için o hale geliyorlardı. Bunalımdaki (depresyondaki) insanlar ne yaparlarsa yapsınlar boşuna olacağını öğrenmişlerdi. Depresif insanlar görünüşe göre hayatları boyunca hiçbir şeyi kontrol edemediklerini öğrenmişlerdi.

Öğrenilmiş çaresizlik pek çok şeyi açıkladı, fakat ardından araştırmacılar bir çok kötü yaşam deneyiminden sonra bile bunalıma girmeyen insanlar gibi öğrenilmiş çaresizliğin de açıklayamadığı istisnalar bulmaya başladılar. Seligman bunalımdaki insanların kötü olaylar hakkında bunalımda olmayanlardan daha kötümser olduklarını keşfetti. O bu düşünceyi, “attribution theory” “kaynağına bakma teorisi”nden ödünç aldığı “açıklayıcı tarz” olarak adlandırdı.

öğrenilmiş çaresizlik -     REN  LM       ARES  ZL  K - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler öğrenilmiş çaresizlik -  C3 96 C4 9EREN C4 B0LM C4 B0 C5 9E  C3 87ARES C4 B0ZL C4 B0K - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler
“Ben aptalım” ifadesi içsel (ben kullanılıyor), evrensel ve de sürekli olarak sınıflandırılabilir.

Diyelim ki bir matematik sınavından çaktınız. Bunun nedenini nasıl açıklarsınız? Şöyle düşünebilirsiniz:

  1. Ben aptalım,
  2. Matematiğim pek iyi değil.
  3. Çok şanssızdım, ayın 13’ü cumaya gelmişti
  4. Matematik hocası önyargılıydı.
  5. Matematik hocasının notu kıt.
  6. O gün kendimi iyi hissetmiyordum.
  7. Matematik hocası bu sefer bana özellikle zor bir test verdi.
  8. Çalışmaya vaktim yoktu.
  9. Hoca sınıf ortalamasına göre not verir.

Seligman bu açıklamaların 3 boyutta değerlendirilebileceğini buldu:

  • kişiselleştirme: içsele karşı dışsal,
  • yaygınlık: özele karşı evrensel;
  • istikrar: geçiciye karşı sürekli.

O en kötümser açıklama tarzının en ileri seviyedeki depresyonla orantılı olduğunu keşfetti.

“Ben aptalım” ifadesi içsel (ben kullanılıyor), evrensel ve de sürekli olarak sınıflandırılabilir. Bu cevap cesaretin kırılmasını, ümitsizliği ve çaresizlik duygusunu açığa çıkarır. Diğer taraftan, daha iyimser bir insan başka birisini veya başka bir şeyi sorumlu tutacak, mesela “matematik hocası bu sefer bana özellikle zor bir test verdi” diyecektir. En iyimser açıklayıcı tarz, dışsal, özel ve geçicidir. Buna karşın iyi bir olay için açıklayıcı tarz tam tersine döner. Mesela, matematik sınavında mükemmel bir not için depresif biri zekasını hafife alarak “O gün şanslıydım diyebilir”. İyimser insan ise “ben akıllıyım” gibi çok daha cesur bir şey söyleyebilir. Açıklama tarzlarını genellikle ebeveynimizden öğreniriz.

Hem iyimser hem de kötümser açıklayıcı tarzların avantajları vardır. Bir buluş yapabilmek için ya da pazarlama gibi bazı işlerde iyimser bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Muhasebecilik ya da kalite kontrol gibi işlerde ise kötümser bakış açısı gereklidir.

Seligman “öğrenilmiş iyimserlik” isimli kitabında, insanların yeni açıklama tarzlarını öğrenerek bunalımlarının (depresyonun) üstesinden gelebileceklerini ileri sürdü. Bu, bilişsel terapinin temelini oluşturur. Bu tür terapilerde, terapist müşterilerinin inançlarına ve yaşadıkları olaylara ilişkin açıklamalarına meydan okur.

Eğer son sınavdan çaktığınız için kendinizi bunalımda (depresif) hissediyorsanız, bu açıklamaya itiraz edin ve yukarıdaki kriterlere göre daha iyimser bir bakış açısı bulun ve öğrenin. Veya birkaç espri okuyun. Bütün bu kendine-yardım hareketi aslında kendimizi daha iyi yönde değiştirebileceğimiz iyimser inancına dayanır…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Bu Yazıya Benzer İçerikler

- Advertisement -öğrenilmiş çaresizlik - mutlu   ocuk kare - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler

Yeni İçerikler

İlber Ortaylı Türk Eğitimi İle İlgili Ne Düşünüyor?

İlber Ortaylı: Hiçbir yerde eğitim bu kadar soysuzlaşmış değilProf. Dr. İlber Ortaylı,...

Yaptığı İşten Usananlar İçin Pratik Öneriler

Her sabah erkenden kalkıp gece geç saatlerde eve dönmekten sıkıldınız mı? Özellikle de özel sektörde çalışma saatleri çok uzun sürdüğü için herkes aynı sorundan...

Kişisel Sınırlar ve İletişim

Ugur, çocukları uyutmaya giden karısının çantasının içindeki telefonuna gizlice bakıyordu ki tam o sırada karısı salona girdi ve yine büyük bir kavga koptu.Yıldız’ın kayınvalidesi...

Gençlik Dönemi

Kişi fırtınalarla başa çıkmak için bu dönemde rehbere ihtiyaç duyuyor. Sık değişen sınav sistemi ile birlikte kendisinde ve ailesinde artan kaygılar gençlerin kişilik gelişim sürecini...

Türkler Hediyeye Para Harcamayı Seviyor

Mastercard, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 18 ülkede hediye alışverişi tercihlerini yayınladı. Buna göre, Türkiye’de her 6 kişiden 1’i sevdikleri için hediye almaya...
- Advertisement -öğrenilmiş çaresizlik - 2019 08 13 14 13 13 - Öğrenilmiş Çaresizlik Üzerine Önemli Bilgiler