Perşembe, Mayıs 28, 2020
Ana Sayfa Blog Sayfa 468

Çakralar ve Enerji Kanalları

1

- cakra1 287x300 - Çakralar ve Enerji KanallarıHer insanın içinde, dışarıdaki fiziksel dünyayı yorumlayan bir sinir ağı ve duyusal organlar mevcuttur. Aynı zamanda, içimizde, fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal varlığımızı gözeten üç kanal (nadi) ve yedi enerji merkezinin (çakra) yeraldığı gizli bir beden bulunmaktadır.
Yedi çakranın herbirinin birçok ruhani niteliği vardır. Bu nitelikler, içimizde hiç zarar görmemiş olarak yeralırlar, ve kendilerini çoğunlukla ortaya çıkarmamalarına rağmen asla yok edilemezler. Kundalini uyandığı zaman, bu nitelikler kendiliğinden ortaya çıkmaya ve yaşamımız içinde kendilerini ifade etmeye başlarlar. Böylece, düzenli meditasyon ile, otomatik olarak çok dinamik, yaratıcı, güven dolu ve aynı zamanda alçakgönüllü, sevecen ve şefkatli oluruz. Bu, Kundalini yükselmeye ve çakralarımızı beslemeye başladığı zaman kendiliğinden gelişmeye başlayan bir süreçtir.

Mooladhara Çakra Birinci çakra Kundalini´nin bulunduğu sakrum kemiğinin altında yeralır ve başlıca niteliği masumiyettir. Masumiyet, önyargıların ve şartlanmaların getirdiği sınırlar olmaksızın, saf ve çocuksu neşeyi deneyimlediğimiz bir niteliktir. Masumiyet bize haysiyet, denge ve son derece kuvvetli bir yön duygusu ve yaşama amacı verir. O, sadelik, saflık ve neşeden başka birşey değildir.

Masumiyet, küçük çocuklarda varolan ruhani bilgeliktir ve bazen modern yaşam tarzlarımız yüzünden bulutlanır. Ama bu nitelik sonsuza dek bizim içimizdedir ve asla yokedilemez. Masumiyet, Kundalini yükseldiği zaman, kendini saf neşe şeklinde göstermek için beklemektedir. Swadhistan Çakra

İkinci çakra, yaratıcılığın, saf dikkatin ve saf bilginin çakrasıdır. Bizi ruhani ilham kaynağına bağlar ve etrafımızdaki güzellikleri deneyimlememizi sağlar. Bu çakra tarafından verilen saf bilgi akla ait değildir, fakat avuçlarımızın içinde hissedilebilen ve gizli bedenimizdeki tıkanıklıkları ortaya çıkartan Gerçek´in birebir idrakıdır. Bu çakra ayrıca saf, istikrarlı dikkatin ve konsantrasyon gücünün de merkezidir. Fiziksel boyutta Swadhistan Çakra karaciğer, böbrekler ve karnın alt bölümünü kontrol eder. Çok fazla düşündüğümüz zaman, bu merkezin tüm enerjisi tükenir, ve bu çakra tamamen dengeden çıktığında şeker veya kan kanseri gibi hastalıklar ortaya çıkabilir.

Nabhi Çakra Üçüncü çakra bize cömertlik, mutlak tatminkarlık ve menuniyet duygularını verir. Sol tarafta, bu merkezin ana niteliği huzurdur, bu çakrayı temizleyerek kişi stres ve gerginlikten kurtulur. Sağ tarafta, dikkatimizin ve konsantrasyon gücümüzün organı olan karaciğeri yönetir.

Kundalini tarafından aydınlandığında, Nabhi Çakra bize ruhani yükselişi, dürüstlüğü ve ruhani ahlak duygusunu, ve hayatımızın her evresinde mutlak denegeyi verir. Void

İkinci ve Üçüncü çakrayı çevreleyen Void içimizdeki efendilik ilkelerini (guruluk ilkelerini) ortaya çıkarır. Birçok ruhani öğretilerde bu bölge, ruhani bir rehberin yardımıyla geçilmesi gereken “yanılsamalar okyanusu”olarak anlatılır. Kundalini uyandırıldığında ve Void´dan geçtiğinde, bu efendilik ilkesi içimize yerleştirilir. Böylece, Shri Mataji´nin dediği gibi, Sahaja Yoga´da siz, tüm sorunlarınızı parmaklarınızda hissettiğiniz ve kendi Kundalini´nizi kullanarak bütün bu sorunları iyileştirme gücüne sahip olduğunuz için, kendi kendinizin gurusu, kendi kendinizin ruhani rehberi olursunuz. Bunun da ötesinde, bu merkezi içimizde yerleştirmek, bütün alışkanlıklarımızdan, tembelliğimizden, bağımlılıklarımızdan ve bizi bir şekilde köleleştiren herşeyden kurtulmamızı sağlar: kendi kendimizin efendisi oluruz. Sadece güç elde etmekle veya cüzdanınızla ilgilenen yanlış “guruları” takip etmek, Void bölgesini derinden tahrip edebilir. Fakat Aydınlanmadan sonra, meditasyonla, Kundalini´nin saflaştırma gücü sayesinde herşey iyileştirilebilir.

Kalp Çakra veya Anahata Çakra Dördüncü çakra, kalbin çakrasıdır ve burası, bütün hareketlerimize şahitlik eden, içimizde gizlenmiş bir elmas gibi parlayan, ezeli ve ebediyyen saf olan ve hiçbirşey tarafından bozulmayan gerçek Kendi´mizin, Ruh´umuzun bulunduğu yerdir. Aydınlanmadan sonra, dikkatimiz ilk defa olarak Ruhumuzla iletişime girer ve biz böylece Ruhumuzun idrakına varırız. Egomuz ve şartlanmalarımızla oluşmuş olan tüm yanlış kimliklerimiz yokolur ve biz gerçek doğamız olan Ruhumuzla ödeşleşmeye başlarız.

Fiziksel boyutta, bu çakra kalbimiz ve akciğerlerimizi kontrol eder. Eğer bozulmuşsa astım veya kalple ilgili çeşitli rahatsızlıklar meydana gelebilir. Şefkat ve sevgi kalbimiz aracılığı ile ortaya çıkar, ve aynı zamanda bize sorumluluk duygusu ve başkalarına karşı temiz davranışlar verir. Kalp Çakra orta bölgede (göğüs kemiği bölgesinde) mutlak güvenlik ve inanç duygusu verir. Bütün endişelerimiz, şüphelerimiz ve korkularımız, Kalp Çakrası Kundalini tarafından tamamen aydınlandığında sona erer.

Vishuddhi Çakra Beşinci çakra, diplomasinin, başkalarıyla saf ilişkilerin ve neşe veren bağımsızlığın çakrasıdır. Kundalini tarafından açıldığı zaman, bütün suçluluk duygularımız ve vicdan azabımız yokolur ve şefkat dolu bir sese sahip oluruz. Başkalarına hükmetmek eğilimimiz veya başkaları tarafından hükmedilme duygusu, büyüklük veya küçüklük duygusu ve tüm kıskançlıklar, bu çakra Kundalini tarafından beslendiği zaman ortadan kalkar. Ayrıca, Vishuddhi, bizi bütüne bağlayan, bir olduğumuz ve bütünün bir parçası olduğumuz gerçeğini hissetmemizi sağlayan çakradır.

Agnya Çakra Altıncı çakra affediciliğin ve şefkatin çakrasıdır. Affedicilik, öfkeyi, nefreti ve küskünlüğü ortadan kaldıran ve alçakgönüllülük içinde, Ruhun soyluluğunu ve cömertliliğini keşfeden güçtür. Bütün egomuz, şartlanmalarımız, alışkanlıklarımız, ırkçılık fikrimiz ve tüm yanlış kimliklerimiz affediciliğin içinde eriyip yokolur. Bilincimizin yedinci çakra olan son durağa yükselmesi için yolu açan dar bir köprüdür Agnya Çakra.

Fıldır fıldır dönen gözler, saf olmayan şeylere bakmak veya benmerkezcilik bu merkeze hasar verir. Gökyüzüne, toprağa veya doğaya bakmak ise onu temizlemeye yardımcı olur. Sahasrara Çakra

Yedinci çakra bütün çakraları tüm nitelikleri ile birlikte içinde barındırır. İnsanın idrakının evrimindeki son kilometretaşıdır. Bugün, biz, bu çakraya tekabül eden konumdayız ve sınırlı aklımız ve kavramlarımızın ötesinde olan ve Sahasrara konumunda mutlağa dönüşen bu yeni idrak sahasına kolayca girebilme yeteneğine bilincimiz artık sahiptir. Bu çakra bize, merkezi sinir sistemimiz hakkında Gerçek´in kesin ve mutlak idrakını verir. Sahaja Yoga ile yapılan ve Kundalini´nin kendiliğinden uyandırılması sonucu elde edilen Aydınlanma sonucu kesin olarak ulaştığımız şey işte budur.

Üç enerji kanalıyla ilgili kısa bir açıklama: Sol kanal (mavi) geçmişimizin, duygularımızın, arzularımızın, hissiyatımızın kanalıdır. Bu kanalın sonu, tüm hatıralarımızın, alışkanlıklarımızın ve şartlanmalarımızın depolandığı süperego ile biter. Sağ kanal (sarı) hareketlerimizin ve planlarımızın, fiziksel ve zihinsel davranışlarımızın kanalıdır. Bu kanalın sonu, bize ben-lik fikrini, kendimizin bu dünyadan ayrı olduğumuz duygusunu veren ego ile biter. Orta kanal yükseliş kanalıdır, evrimimizi besleyen ve bize, bilinçlice veya bilinçsizce, Sahasrara´nın (yedinci çakra) daha yüksek idrakına doğru rehberlik eden güçtür.

Kaynak:sahaja yoga

Erdemlerin Yaşamı

0
34

- 34 300x224 - Erdemlerin YaşamıSaflık,
tüm erdemlerin “anası”dır..
Derin düşünce,
tüm erdemlerin “anahtarı”dır..
Neşelilik,
tüm erdemlerin “kanıtı”dır..
Tatlılık,
tüm erdemlerin “tadı”dır..
Değişmezlik,
tüm erdemlere “köprü”dür..
Uyumluluk,
tüm erdemleri beraberinde “getirir”
Olgunluk,
tüm erdemlerin “koruyucusu”dur..
Cesaret,
tüm erdemlerin “yüreği”dir..
Serinkanlılık,
tüm erdemlerin “abidesi”dir..

Sabır,
tüm erdemlerin “kalesi”dir..
Sevgi,
tüm erdemlerin “kralı”dır..
Huzur,
tüm erdemlerin “kraliçesi”dir..
Alçakgönüllülük,
tüm erdemlerin “temeli”dir..
İnanç,
tüm erdemlerin “ıtırı”dır..
Hoşgörü,
tüm erdemlerin “tacı”dır..
Hoşnutluk,
tüm erdemlerin “tahtı”dır..
Feragat,
tüm erdemlerin “süsü”dür..
Saygı,
tüm erdemlerin “gösterisi”dir..

Kaynak:Meditasyonyapalim.com

Reiki Nedir ?

0
001

- 001 300x224 - Reiki Nedir ?Rei her yerde varolan, ki: ruhsal yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Sözcük anlamı, Japonca´da, “Evrensel Yaşam Enerjisi” anlamına gelmektedir. Hz. İsa ´nın nasıl şifa verdiği ile ilgili sorular 1900´lü yılların başında Japon bir rahip olan Dr.Mikao Usui tarafından çok eski olan şifa yönteminin araştırılmasıyla ortaya çıkmıştır

Reikinin tarihi çok daha eski olmasına rağmen bu bilginin günümüze ulaşmasındaki en önemli kişi bu konuyu derinlemesine araştıran Mikao Usui´dir. Reiki herhangi bir din yada inanç şekli değildir her inanca sahip insan tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir. Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır. Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Bir çok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar,zihinsel ve bedensel gerginlilerden kurtulmayı sağlar, ilaçların yan etkisini azaltır,yorgunlukları giderir,bağımlıklardan kurtulmaya yardım eder kısaca sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yapar. Reiki etkili olarak soğuk algınlığı, yanıklar,yaralar ağrılar, sızılar gibi rahatsızlıklardan; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, gibi ciddi hastalıklara kadar bir çok sağlık sorununda son derece etkilidir. Özellikle yeni oluşmuş hastalıklarda çok daha kısa zamanda etkisini gösterecektir. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir. Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir. REİKİ NASIL ÇALIŞIR?

Tüm canlıların sahip olduğu bir yaşam enerjisi vardır ve bu enerji doğumla birlikte getirilmiştir. Yaşam enerjisi düşük olan insanlar daha kolay ve daha sık hasta olurlar. Yaşam enerjisi yüksek olanlar ise daha dayanıklıdırlar. Reiki insanın yaşam enerjisini arttırıcı bir yöntemdir. Reiki uygulayıcısı ister kendine ister bir başkasına reiki uygulasın kendinden bir enerji vermez O sadece reikiye kanal olur. Dolayısıyla enerjisi azalmaz aksine artar. Reiki kişinin vücut dengesini ve uyumunu korumasını sağlar. Eğer vücudunda herhangi bir yerde bozukluk yada sorun varsa bu tüm vücudu etkileyeceğinden bütüne yönelir. Günümüzde bir çok hastalığın altında zihinsel nedenlerin bulunduğu ve hastalığa yol açan zihinsel kalıplar değiştiğinde hastalığın da iyileştiği artık bilinmektedir. Reiki sadece fiziksel boyutta değil zihinsel ve ruhsal boyutta da şifa verici özelliklere sahiptir. Reiki tıpla birlikte çalışır ve tıbbi tedaviyi asla reddetmez. Dünyada yapılan araştırmalar tıbbi tedavi gören hastaların reiki kullanmaları durumunda iyileşme hızının %50 arttığı ve ilaçların yan etkilerinden çok daha az etkilendiklerini ortaya koymuştur. Reikiyi düzenli olarak kullanmanın bir çok faydası vardır. Bunlardan bazıları şunlardır.;
Kronik hastalıklarınızı yavaş yavaş ortadan kaldırır.

Bağışıklık sisteminizi güçlendirerek sizi hastalıklara karşı korur.
Stresli zamanlarınızda sizi rahatlatır ve sakinleştirir.

Korku duygusunu yenmenize yardım eder.
Kafanız karışık olduğunda düşüncelerinizi netleştirmenizi sağlar.

Ağrı ve acılarınızı azaltır.
Düşüncelerinizi doğru noktaya yönlendirmenize yardım eder.

Varolan hastalıklarınızın ilerlemesini durdurur.
Vücudunuzu toksinlerden arındırır ve zehirli maddelerin atımını sağlar.

Duygusal blokajları çözer ve duygusal sorunlarınızı çözmenize yardım eder.
Sezgisel yeteneklerinizi ve farkındalığınızı arttırır.

Vücudunuzdaki yaraların daha kolay geçmesini sağlar
Kötü alışkanlıklarınızdan ve size zarar veren tutumlarınızdan vazgeçmenize yardım eder.

İnsanlarla ilişkilerinizde daha sakin ve daha yapıcı olmanıza yardım eder.
Sanatsal üretkenliğinizi arttırır ve ilham almanızı kolaylaştırır.

Kin, nefret,öfke gibi zarar verici duygulardan sıyrılmanıza yardım eder.
Bilinçaltınızdan kaynaklanan sorunları tedavi eder.

Kendiniz için daha doğru ve iyi olanı bulmanıza yardım eder.
Enerji vererek sizi dinçleştirir ve yaşlanma etkilerini azaltır.

Cinsel sorunlarınızın çözülmesinde yardımcı olur.
Psikolojik rahatsızlıklarda,fobilerde ve depresyonda olumlu sonuçlar verir.

Sevgi ve ilgi duygularınızı artırır ve duygusal ilişkilerinize olumlu katkısı olur.
Uykusuzluk, bitkinlik ve isteksizlik gibi sorunlarınızın çözülmesine yardım eder.

Fiziksel,psikolojik ve zihinsel sorunların çözümlenmesine yardım etmesi ve diğer pozitif etkileri hem iş yaşamında hem duygusal yaşamınızda hem de sosyal ilişkilerinizde sizi destekleyecek ve çok daha mutlu bir insan olmanıza yardım edecektir.

Kaynak:Reikiturk

Bahçenizde Feng Shui Havası

0
16s1on

- 16s1on 300x217 - Bahçenizde Feng Shui HavasıÇin bahçeleri üç bin yıldır feng shui ilkelerine göre tasarımlanıp düzenleniyor. Batılı ziyaretçiler bu bahçelerin kalitesinden ve içlerinde çoğunlukla rastlanan piramit çatılı tapınakların (pagoda) zarafetinden etkilenmişlerdir.

Aslında feng shui ile ilk kez ilgilenmelerini sağlayan da bu pagodalardır. Bu yapılar orjinal olarak çevredeki kırlık alanın feng shui´sini düzenlemek amacıyla dikilmişlerdir. Küçük porselen pagodalar Çin bahçelerinde sık kullanılan süslerdendir.

Bahçenin feng shui´sini düzenlemek için yapılabilecek bir-iki şeyden söz ettik. Ağaç dikebilir, bir çeşme ya da kaynak ekleyebiliriz, duvarlar, çitler ve sınırlarla Ch´i´nin hareketini kolaylaştırabiliriz, hem de çevremizi daha sevimli hale getirebiliriz. Ama yapabileceklerimiz bu kadarla sınırlı değil. Bahçenizin planının üzerine bir pa-kua yerleştirip, yönleri belirleyin.

Kuzey yönü ününüz ve toplumda duruşunuzla, kişisel gücünüzle ilgilidir. Uygun renkler kırmızı ve turuncudur.

– Güneydoğu para ve zenginliktir. Kırmızı, yeşil, mavi, mor uygun renklerdir.
– Batı sağlıktır. Kahverengi ve mavi uygun renklerdir.
– Kuzeydoğu bilgi ve öğrenmeyle ilgilidir ve renkleri yeşil, mavi ve siyahtır.
– Kuzey kariyerinizle ilgilidir. Açık renkler (su gibi) mavi ve siyah.
– Kuzeybatı kılavuz ve yolculuk yönüdür. Beyaz, gri ve siyah renkleridir.
– Batı çocuklar, evcil hayvanlar ve yaratıcılık demektir. Beyaz ve gümüş burada kullanılması gereken renklerdir.
– Güneybatı evlilik ve aşkın yönüdür; renkleri pembe, kırmızı ve beyazdır. Çiçekler

Canımızın istediği yere canımızın istediği renkte çiçek ekmemizde bir sakınca yoktur, ancak belli bir bölgenin enerjisini tetiklemek istiyorsak, o zaman doğru yere doğru renkte çiçek ekmemiz gerekecektir. Bahçenin büyüklüğünün bir önemi yoktur. Hatta çiçek ektiğimiz yer yalnızca bir pencere içi saksısı bile olabilir. Önemli olan doğru çiçeği dikip, sonra da ilgilenmektir.

Pek çok insan bahçesinde karahindiba görmekten nefret eder. Ama karahindibalar feng shui açısından çok yararlıdır. Aile üyelerini kazadan beladan koruduğuna, sağlıklarını kolladığına inanılır. Ayrıca para simgesidirler.

“Hiçbir açıklaması olmayan bir nedenle karım karahindibadan feng shui açısından yararlanmama izin vermiyor, bunun çimleri biçmemek için bir bahane olduğunu düşünüyor.”

Sardunyalar da çok yararlı feng shui çiçekleridir. Kırmızı olanlar bereket getirir. Bahçenizin güneydoğu bölümüne dikilmeleri gerekir ama arka ve ön kapınızın iki yanına da dikebilirsiniz; beyaz sardunyalar iç huzuru getirerek güzel düşler görmenizi sağlarlar.

Çobanpüskülü para çeker, bu nedenle güneydoğu yönüne uygun bir çiçektir. Yasemin arkadaşlık ve sevgi anlamına gelir. Kuzeybatı ya da doğuya dikilmelidir.

Gülhatmi üretkenliğin simgesidir ve çocuk isteyen çiftlerin evlerinin batı ve güneybatısına dikilmesi gerekir. Nar ağaçları da bereketi temsil eder.

Zerrin, fulya ve nergis kuzeydoğuya dikilirse açık kafalılığı, cömertliği ve iletişimi simgeler. Ancak bu çiçekleri çok sık dikmeyin çünkü enerjinizi dağıtabilirler.

Peygamber çiçekleri ilişkinizde denge anlamına gelir. Hangi ilişkilerinizde denge arıyorsanız, ihtiyacınız olan her yöne dikebilirsiniz ama genellikle kuzeybatı ve güneybatıya dikilirler.

Güller özel olarak yararlıdır. Beyaz güller bir durumun aslını görmenize yardımcı olurlar. Sarı güller entelektüel tartışmaları ve öğrenmeyi simgelerken, kırmızı güller güzelliği simgeler, ama bir bahçe fazlasıyla kırmızı gül doldurulursa bu kibir anlamına gelir. Evin güney yönüne dikilmeleri gerekir. Gül çalılarının sayısının tek sayı olması tercih edilir.

Lale, özellikle de kırmızı lale aşk demektir. Güneybatı ve doğuya dikilmeleri gerekir. Begonyalarsa ortaklık ve sağlıklı çocukları simgelediği için batıya dikilmelidir.

Bir bahçede her renkten çiçek yararlıdır ve Ch´i enerjisini çoğaltır. En iyi çiçekler pek çok çiçeği ve yeşil yaprakları olanlardır. Uzun ömürlü bitkiler bolluk, uzun yaşam ve sağlık simgeledikleri için tercih edilmeliler. Bahçenizde feng shui´nin en sevilen beş çiçeğini ihmal etmeyin: şakayık, krizantem, manolya, orkide ve lotus.

Meyve ağaçları

Meyve ağaçları feng shui açısından pek çok farklı şeyi simgelerler. Elma, kayısı ve nar bereket ve ün sahibi olmaktır. Şeftali arkadaşlık, aşk ve ölümsüzlük, armutsa uzun ömür ve zenginlik simgesidir. Erikler gençliği ve canlılığı simgeler; portakala gelince, şans, zenginlik ve mutluluk anlamına gelir.

Diğerleri Bahçenizin başka yönlerini de göz ardı etmemelisiniz. Bahçenizin anayolu batı yönünde olmalıdır. Düz yollar olmamalı, tüm yollar kavislenmelidir. Bu, uzun yaşamı simgeler.

Ağaçlar doğu ve güneydoğu yönüne ekilirse güç ve güven sağlar. Bir perde görevi görecekleri ya da bir shar´a engel olacakları her yere ekilebilirler elbette.

Akarsular çok yararlıdır ve zenginliği simgelerler. Bir akarsuyunuz olacak kadar şanslıysanız, suyunun temiz olmasına özen gösterin ki pek çok enerji yaratsın size.

Havuzlar başarı simgesidir. Güney ve doğuya konulmalı ve içlerinde tek sayıda Japon balığı bulunmalıdır. Havuzunuzun çevresini kayalık yapmanız ve minik bir şelale inşa etmeniz çok yararlıdır.

Son olarak da bahçeniz baktığınız zaman hoşunuza gitmeli. Yaşamınızda iyileştirmek istediğiniz noktaları göz önüne alarak doğru bitkileri dikin elbette, ama yalnızca hoşunuza giden bitkileri de dikin. Evinizin dışından gelen Sharları gözden saklayarak bahçenizi güvenli bir yer haline getirin. Güvenli, içinde rahatladığınız, dinlendiğiniz ve toprakla uyum içinde yaşadığınız bir yer olsun.

Kaynak: Sabah Ekleyen:Yagmurdamlasi

Glenn Cunningham

0
Glenn Cunningham

Kansas´ taki bir okulda iki kardeş çalışıyordu ve her sabah sınıftaki sobayı yakmak onların göreviydi..Soğuk bir günün sabahı, kardeşler sobayı temizlediler ve odunla doldurdular..Birisi bir şişe gazı odunların üstüne döktükten sonra ateşe verdi..O anda öyle bir patlama oldu ki, eski bina sallandı !..Patlama sırasınd…a büyük kardeş öldü..! Diğerininde bacakları feci şekilde yandı !..

Daha sonra, şişeye yanlışlıkla benzin doldurulduğu ortaya çıktı..! Yaralanan çocuğu tedavi eden doktor, çocuğun bacaklarını kesmenin daha iyi olacağını söyledi !..Anne ve babası yıkılmıştı ; Zaten bir oğullarını yitirmişlerdi..! Şimdi de diğer oğulları, bacaklarını kaybedecekti !..Fakat inançlarını kaybetmemişlerdi..Doktora kesme işlemini ertelemesini rica ettiler..Doktor kısa bir süre için bunu kabul etti..Anne ve baba çocuklarının bacaklarının iyileşmesi için dua ediyor ve hergün doktordan kesmeyi birgün daha ertelemesini istiyorlardı !..Bu, iki ay sürdü..Doktorla hergün tartışıyorlardı..! Bu arada çocuklarını birgün tekrar yürüyebileceğine inandırıyorlardı..Çocuğun bacakları kesilmedi ama sargılar açıldığında, sağ bacağının diğerinden 6 cm daha kısa olduğu ortaya çıktı..Sol ayağındaki parmaklar da neredeyse yoktu !..

Fakat genç adam kararlıydı ; Acılar içinde kıvranmasına rağmen, hergün egzersiz yaptı ve nihayet bir iki adım atmayı başardı..Genç adam, daha sonra koltuk değneklerinden de kurtuldu ve yürümeye, sonra da koşmaya başladı..Bu genç adam koştu, koştu ve koştu..Neredeyse kesilmek üzere olan bacakları ona bir dünya rekoru bile kazandırdı..Bu genç adam ; Glenn Cunningham´ dı..´ Dünyanın En Hızlı İnsanı ´ olarak tanınan gence ; ´ Madison Square Garden ´ da yüzyılın sporcusu ünvanı verildi…*

´ Yüreğinin ve iradenin gücünü eğer son damlasına kadar kullanırsan;BAŞARI kaçınılmaz sonuçtur.

Parapsikoloji ve Din

0

Algıladığımız zaman diliminde 2000 dünyasında yedimilyar insanın varolduğu gezegende dinler ve mezhepler adını verdiğimiz ve yorumlamaktan kaçındığımız bir çok inanç sistemi mevcuttur. Yer kürede bilinen tarihte bir çok inanç sistemi milyarlarca inançlısıyla süregelmektedir. insan düzenini yaşam biçimini kardeşliği ve birlikte sevgi paylaşımlarını amaçlayan dinler bilinen tarih düzeninde çok önemli sosyal toplumsal olayların ivme kazanmasında önemli rollere sahiptir. Din ve ruhsal inançadını verdiğimiz bu sistematiği kronolojik açıdan incelemek sayfalar dolusu bilgiyi içerir.

Tartışabilirmiyiz? Bu da bakış perspektifimize bağlıdır. Günümüz küresinin ekonomik ve sosyal hakimiyetini sağlamış toplulukların inanç sistemleri bizi yerkürenin ve batı kartezyen biliminin doğuşunu hazırlayan tanıdığımız bir inançla başlayalım 2000 yılını kutlamakta olduğumuz Hırıstiyan bilimi ve inancı Kökenini eski mısır ve musevilikten alan bu teoloji insanı tanrılaştıran ve her insanın tanrının tanrının bir parçası sayan bir dindir. Rama da ve Krişna da olan üçlü(TESLİS) inancını insanlara anlatmaya çalışmıştır. Tanrının görüntüsü olan insan İsa bir çok mucizeler gerçekleştirmiştir. Ölümden sonra dirilmiş, yiyecekleri çoğaltmış,öleceği günü bilmiş,ölüleri diriltmiş,hastalara şifa vermiş Ona ihanet edecekleri bilmiş,evren ,tanrı(baba)hakkında hakkında sonsuz bilgi sahibi olmuş bir TANRISAL yaşam sürmüş binlerce paranormal olay ve bilgi yükü imanlıları Matta,Markos,Luka ve yuhanna ismindeki tanrı İSA nın şakirtlerinin yazdıkları ile tanımışlar ve iman etmişlerdir, İslam inancıyla bu inanç mensupları arasındaki temel çatışma ve inkar konusuna değinmek istiyorum.

HIRISTİYAN imanlısına göre MESİH İSA Tanrının bir görüntüsüdür.Yani kendisidir.Yer küreye insanın günahlarını ödemek üzre tekrar insan bedeninde tezahür etmiş bir görüntüsüdür.Ezelden beri vardım diyen isa gibi veya ete kemiğe büründüm YUNUS diye göründüm diyen derviş benzeri, Dolayısıyla ölümünden sonra onun ağzından dökülen kelamı kaleme alan bu dört şakirt dünya kiliselerince Tanrının sözlerini kaleme almışlardır.Yani eklenen ve abartılı yalan yalnış veya değiştirilmiş bir kelam ortada yoktur. Kilise bu dört şakirtin kitaplarına islam inancındakinden faklı bir gözle bakar, ve onları tanrının yani MESİH İSANIN sözleri olarak kabul eder. Günümüz dünyasında politika siyaset ve ekonomide önemlibir yer tutan Hırıstiyan imanlılarının biliç altlarında Musevi,Müslüman ve diğer din mensuplarının zavallı,aciz,ve inançsız günahkarlar olduğu bilinci yatmaktadır. Bu toplulukların kollektif şuuraltları diğer imanlılarla paylaşma bilincinden uzaktır. Ve savaşlar kan dökmeler sadece politik ve siyasi olmamaktadır. Yukarıdaki anlatmaya çalıştığım bir dinin imanlısının dininden çıkardığı gerçeklerdir. fakat okuduğu,kiliselerde işittiği,annesinden,anneannesinden duydukları ve bazen yaşadıkları bu inancı güçlü ve tartışılamaz yorumlanamaz ve eleştirilemez konuma getirmiştir. Yaşanmış bireysel olaylar diyorum çünkü İSA imanlısı inancıyla isa imanıyla iyileşmiş,uyşturucu batağından kurtulmuş, Savaş kazanmış.Hırıstıyan azizlerini yardıma ihtiyacı olduğu anda karşısında görmüş. Kiliselerde körlerin gözü açılmış,felçli insanlar kalkıp yürümüş,Tanrı İSA karşısına çıkmış,Kutsal bakire

MERYEM iSPANYA FATİMA sında görünmüş ve anlatılan binlerce paranormal yani tanrısal olay. işte o zaman siz bu insanlara nasıl aptal yalnış ve zavallı yalnış inanç sahipleri dersiniz. Çünkü o Tanrısının ve tanrısal imanının gücünü gördü. Ve Ulusal bayraklarına, parlementosuna,mahkemelerine tanrısı MESİH isanın sözlerini ve yasalarını sembollerini taşıdı. Ve siz onun 2000 yıllık sembollerini ve yaşanmış olaylarını nasıl parapsikolojik hadislerdir diye anlatabilirsiniz. işte onu anlatmaya çalışacağız. Mevcut kitab-ı MUKKADDES zaman yolculukları, telekinetik, teleportasyon,psikometri,psikokinesis,düşünce aktarımları bioenerji,dış zamanı algılama,rölativite,ve kuant mekaniğini içeren hadiselerde ve örnekleri ile doludur. Günümüz Hırıstiyan paranormal olaylar sergileyen bireyleri tanrısal mekanizmaya yorumları oalyları yaşarlar.ve bunları Tanrının ve imanı gücüne yorumlarlar. Avrupa ve amerikada EMMANUEL SWEDENBURG kilisesi tamamıyla paranormal olaylarla doludur.Kısaca değinecegim.SWEDENBURG,EMANUEL KANT döneminde yaşamış isveçli bir durugörü medyomudur.Yüzlerce paranormal olay yaşamış ve bunları tanrısal düzlemde bağdaştırmış ve günümüz dünyasında milyonlarca imanlısı tarafından peygamber olarak algılanan bir aziz dir. ilgilenenler bu AZİZ hakkında daha geniş bilgi, sahibi olabilirler.

Parapsikoloji ve Hipnoz

0
Parapsikoloji ve Hipnoz

Ülkemizde bilimsel çalışma imkanı olmayan fakat son yıllarda gerek görsel gerek yazılı basında gündemde olan bu iki konu hakkında hazırlanan bu sayfalarda Türkçe ve İngilizce bilgi sahibi olma imkanı olabilirsiniz.

21yy girdiğimiz bu dönemde ülkemiz üniversitelerinde kürsüleri olmayan bu iki alan başta A.B.D ve birçok ülkede araştırmacıların yoğun olarak gelişmeler kaydettiği bilimler olmuştur. Gelen yüzyılın tıp psikoloji ve diğer bir çok bilim dalında devrim niteliğinde bir takım değişimlerin doğumunu yapacak olan bu bilimlerin ülkemizde de bir çok dürüst ve saygınlığı olan araştırmacı ve bilim adamının ilgi alanına girmiştir.

Fakat bilimsel otoritenin soğuk ve alaycı tavırları 1999 Türkiye’sinde kişilerin yalnız kalması ve desteklenmemesi ile bölük pörçük çalışmalarla kalmıştır. Ülkemizde bu konu ile 1950’ li yıllardan beri bu alanlarda çalışma ve emek veren Türk araştırmacılarını bu sayfalardan saygı ile anıyorum.

Dr. Bedri Ruhselman, Dr.Hüsnü Öztürk, Dr.Recep Doksat, Dr.Tahir Özakkaş ve daha ismini sayamadığım bir çok yürekli araştırmacı, zamanlarının bilinmeyen ve anlaşılırlığı olmayan büyücülük ve doğa üstücülük kavramlarıyla tanımlamaları ile karşılaşmışlar deneyimlerini ve bilgilerini kendileri ile paylaşabilmişlerdir.

Dürüst ve yürekli kişilerdi diyorum. Çünkü deneyleri ve yaptıklarını bir çok ilgiliyle paylaşmalarına rağmen hiç bir destek görememişlerdir. Mücadeleleri bilimsel ve akademik alana yayılamayan bu araştırmacılar umuyorum 21yy Türkiye’sinde diğer arkadaşlara umut olurlar.

PARAPSİKOLOJİ VE TEDAVİ

0

PARAPSİKOLOJİ VE TEDAVİ ŞAMAN: ŞİFACI ve PSİKOTERAPİST Stanley Krippner STANLEY KRİPPNER; her ikisi de San Fransisco,’da bulunan Saybrook Enstitüsü ‘nde Psikoloji Profesörü ve California Entegral Çalışmalar Enstitüsü ‘nde Ord. Profesördür. Maimonides (Brooklyn, New York) Tıp Merkezi’ndeki Rüya Ldboratuvarının eski yöneticisi ve Kent (Kent, Ohio) Eyalet Üniversitesi’ndeki Çocuk Araştırma Merkezinin ‘yöneticisi olan Krippner; Insanın Olasılıkları:SSCB’de ve Doğu Avrupa’da Akıl Üzerine Araştırmalar adlı kitabın yazarı ve Rüya Telepatisi, Rüya Çalışması, Şifa Durumları, Şifa Alemleri ve Kişisel Mitoloji adlı kitapların da yardımcı yazartdır. Şamanlar; toplumsal olarak kabul gören, dikkatlerini gönüllü olarak ayarlayarak, normalde alınamayan bilgilere girebilen, bunu cemaatlerinin üyelerinin ve cemaatin bütününün ihtiyaçlarına hizmet etmek üzere yapan pratisyenlerdir. Bir başka deyişle, şamanlar; onlara şamanik statüyü veren toplumsal grubun yararı için kullanabilecekleri gücü ve bilgiyi sağlamak için “ruhlar dünyası”na girdiklerini iddia ederler. Şamanın bütün rolleri arasında en çok görüleni şifacılıktır. Şamanların işlevleri çeşitli mahallerde farklılaşabilir ama hepsi de hastalığı önceden tahmin etmek ve önlemek veya hastalık oluştuğunda teşhis ve tedavi etmek için çağrılrlar. Çağdaş psikologlar gibi şamanlar da şifaya dört noktadan yaklaşırlar: rahatsızlığın yapısı, has­tamn yapısı, mahallin yapısı ve tedavinin yapısı. Şamanların rahatsızlığın yapısını kavramlandırışları, yerden yere ve pratisyenden pratisyene değişir. Bazıları hastalığı doğal sebeplerden (biyolojik ve/veya psikolojik) ve metafiziksel sebeplerden olanlar diye ayırırlar. Son kategori daha da alt kollara bölünebilir, örneğin, dezekarne varlıklar tarafından meydana getirilenler ile büyücülerin meydana getirdikleri arasında; bir kişinin yaptığı yanlış işlerden kaynaklananlar ile bir aile üyesinin suçundan dolayı meydana’ gelenler arasında; geçmiş bir hayattaki küçük suçlardan kaynaklananlar ile hastanın şu anki enkarnasyonundaki faaliyetlerinden kaynaklananlar arasında. Yardım arayan kişinin durumu da kavramlandırmada değişiklikler gösterir. Birçok geleneksel şifa sistemi, “fiziksel” ve “mantal” hastalıklar arasında ayrım yapmaz; insan organizmasını tek bir parça olarak görürler. Yine de hastanın ailesinin veya kabilesinin, hastalığın bir parçası olarak düşünülmesi de pek görülmedik bir şey değildir çünki birey ve cemaat arasındaki çizgiler kesin biçimde çizilmemiştir. Bazı sistemler ise, örneğin yaş, cinsiyet, toplumsal pozisyon veya inanç sistemini temel alarak başka farklılıklar meydana çıkarır. Mahal de önemli bir değişkendir. Bazı mahallerin güç yerleri Olduğu ve bu mahallerin ihlalinin hastalık getirebileceği düşünülur. Diğer yandan, hastanın terapisine, kutsal bir yerin ziyaret edilmesi de eklenebilir. Terapik karşılaşmanın mahalli, hastanın evi, pratisyenin işyeri veya pratisyen tarafından belirlenmiş belirlenmiş bir yer olabilir. Tedavinin yapısı ise bir hayli değişkendir. Bazı geleneksel şifa sistemleri tedaviyi; ilaçla, büyüyle ve mistik kategoriler diyerek ayırırlar -birincisi,bitkisel ilaçlar ve fiziksel müdahaleleri; ikincisi; rahatsız eden “büyü”ye veya “lanet”e karşı gelen ayinleri ve nesneleri (büyülü bitkiler ve onlardan çıkartılanlar) içerir; üçüncüsü, dezekarne varlıkların yardımını isteyerek veya hasta, değişmiş bir şuur haline girdiğinde ruhlarla karşılaşma kapasitesini kullanarak yapılır.

Ajna çakra meditasyon tekniği

1
cakra

- cakra - Ajna çakra meditasyon tekniğiAjna Çakra: Entelektüel ve idealist iseniz çakranız mükemmeldir. İleriyi görebilme kapasiteniz iyi ise, sezgileriniz güçlü ise çakranız açıktır. Bunalım, strese bağlı baş ağrısı, zihinsel karmaşa yaşıyorsanız, problemler başlamış demektir. Nane ve yasemin kokusu iyi gelir.Teninize değecek şekilde mavi safir taşı önerilir. La notasında “ksham” bija mantrasını yüksek ses ile söyleyin ve meditasyon yapın. Bu çakranın özelliği affetmektir.

Rahat ve bacaklarınız çapraz posizyonda oturunuz. Bu meditasyon için bir duvara yaslana bilir yada sandalyeye otura bilirsiniz.
Herhangi bir alarm cihazını 20 dakikaya ayarlayınız.
Omurganızı düz konuma getiriniz(dik oturun), başınızı dik tutun ve çenenizi hafif dışa doğru çıkarın, hazır olda olan bir asker gibi. Bu hareket omurganız ile başınızın hizalanmasını sağlayacaktır.
Burnunuzdan 5 derin ve yavaş nefes alıp verin. Bu adım kanınızı oksijene edip sizi rahatlatacaktır.
Başınız dik bir şekilde ve gözleriniz üçüncü gözünüze bakarcasına(kaşlarınıza doğru) bakın. Bu göz pozisyonuna “shambhavi yoga mudra” denilmektedir. Bu göz pozisyonundayken gözlerinizi kapatın. Rahatsız olacak kadar zorlamayın.
Ellerinizi herhangi rahat bir şekilde dizlerinizin üzerine koyun.
Olabildiği kadar hareketsiz kalmaya özen gösterin fakat rahatsızlık derecesine gelmeyecek kadar.
Şimdi, derin bir nefes alın ve yavaş, yumuşak ve sürekli bir ses ile “OM” (Söyleniş şekli: “AUM”). “OM” (AUM) kelimesini her söyleyişiniz nefesiniz tükenene kadar sürmelidir. Söyleyiş biçimi uzun bir “Oh”un benzer uzunluktaki “Mmmm” tarafından takip edilmesine benzer. Nefesiniz tükendiğinde tekrar derin bir nefes alıp etkili bir biçimde tekrarlayın. OM kelimesinin alnınızda, kaşlarınızın arasından gelen ve bütün vücudunuza yayılan bir enerji ve ses olduğunu hayal edin.
Meditasyona devam edin. Eğer gözleriniz “shambhavi yoga mudra” pozisyonundan yorulduysa, mudra pozisyonunu bırakıp gözlerinizi normal haline getirin fakat OM kelimesini tekrarlamaya devam edin. Mudra hareketini hazır ve rahat olduğunuzda tekrar uygulayın.
Meditasyonunuzu tamamladığınızda, avuçlarınızı ısıtmak için birbirine sürtün ve gözlerinizin üzerine yerleştirin ve yavaşça gözlerinizi açın. Bu hareket gözlerinizi rahatlatıp kasların gevşemesini sağlayacaktır

-Alıntıdır, İngilizce´den Türkçe´ye çevrilmiştir-

Ekeleye:tarçın

Meşhur Türk Yalanları

0

Vallaha sarıda geçtim memur bey…

Kazanmak önemli değil mühim olan yarışmaya katılmaktı…

Dünya ahiret bacımsın…

Şu an 70 milyon bizi izliyor…

Bütün kadınlar güzeldir…

Sen bir de beni gençliğimde görecektin…

Ağlamıyorum… Gözüme bir şey kaçtı…

Çocuğum yemezsen arkandan ağlar…

Bir oturuşta iki büyük deviririm…

Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için…

Ağzıma sigara sürmedim…

Ben almayım rejimdeyim…

E ne zaman gidiyoruz içmeye?…

Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır…

İşim bitsin ben seni ararım…

Bir kez olsun yüzüm gülmedi…

İhraç fazlası bunlar…

O elinizdeki tek kaldı, başka yok…

Bi´tanem… Ben de tam seni arayacaktım…

Bir şey olmaz… Ben eski yüzücülerdenim…

Bizi davet ettiler ama gitmedik…

Valla bu size çok yakıştı…

Senin annen bir melekti yavrum…

Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı…

Merak etme hayatim sekreterimi görsen çok çirkin….

Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alin teri…

Arkasından değil, burada olsa yüzüne de söylerim…

Gol atmayı sevmiyorum.Asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor…

Senin eline kimse su dökemez…

Söyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun…

Benim için önemli olan ruh güzelliği…

Bir arkadaşa bakıp çıkacağım, istersen kimlik bırakayım…

Elimden bir şey gelmez…

Telefon şehirler arasına kapalı…

Ben zaten böyle olacağını biliyordum…

Bir kereden bir şey olmaz…

Biz sadece arkadaşız…

Hiç acıtmayacak…

Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaşlılara bağışlarım…

ha bir de okul yaptırayım… A

bi kızı göreceksin valla bir içim su…

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİNİZ

76,175BeğenenlerBeğen
190,772TakipçilerTakip Et
2,411TakipçilerTakip Et

YENİ İÇERİKLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR