Sinir Bilimi ve özgür irade

1

- 0 300x225 - Sinir Bilimi ve özgür iradeBeynin yapacagimiz hareketleri onceden bildigini gosteren klasik deney aslinda yanlis anlasilmis olabilir.

Özgür irade savunuculari  şimdilik rahatlayabilirler. Ozgür iradeye karşı çıkmak için kullanılan 30 yillik klasik deney yanlış degerlendirilmis olabilir.

1980′lerin başında, Benjamin Libet, San Francisco’da bulunan California Üniversitesi’nde, EEG kullanarak kendilerinden spontan bir hareket yapmalari istenen gönüllülerin beyin aktivitelerini kaydetti. Bu deney sirasinda, kesin bir zamanlayici yardimi ile gönüllülerden hareket durtusunun farkina vardiklari ani okumalari istendi. Libet bu farkindalik ve hareketin kendisi arasında ortalama 200 milisaniye gecikme oldugunu gordu.

Ancak EEG kayitlarinda beyinde bundan daha da once – hareketin kendisinden ortalama 550 milisaniye –   ortaya çıkan bir sinyal tespit edildi. Hazir olma potansiyeli(readiness potential) olarak adlandirilan bu durum, beynin bizim hareket etme durtusunun bilincinde olmamizdan daha once hazir oldugunu ortaya koydugundan özgür iradeye bir darbe olarak yorumlandı .

Bu sonuç, hazır olma potansiyelinin, beynin, yapilacak hareket icin planlama ve hazirlik yaptiginin bir isareti oldugunu varsaymaktadir. Fransa Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Ulusal Enstitüsü’nden Aaron Schurger’in soyledigine gore  ”Libet’in çalışmalarını elestiren insanlar dahi genel olarak bu varsayima karsi cikmadilar.”

Bu varsayima karsi cikmak icin bir girişim 2009 yılında yapildi. Yeni Zelanda, Otago Üniversitesi’nden  Judy Trevena  ve Jeff Miller, gonullulerden bip sesini duyduktan sonra onlerindeki klavyeye dokunup dokunmama  konusunda karar vermelerini istediler.Sonuc olarak karardan bagimsiz olarak  hazır olma potansiyelinin mevcut oldugu goruldu. Ancak bunun ne anlama geldigi hala net değildi.

Şimdi, Schurger ve arkadaşlarınin bir açıklamalari var. Onlar su soruyu sorarak başladılar: beyin nasıl kendiliğinden bir hareketi yapmaya karar veriyor? Ipuçları bulabilmek için diğer karar alma senaryolarıni incelediler. Önceki çalışmalarin gosterdigine gore biz görsel girdiye dayalı bir karar verecek isek, nöron gruplari çeşitli olası sonuçlar lehine görsel kanıtlar biriktirmeye başliyorlar. Bir sonucu destekleyen kanitlar iliskili noron grubunu tetikleyecek seviyede guclu oldugunda ise karar tetikleniyor.

Schurger ekibinin tezine gore beyinde bu duruma benzer bir şey Libet deneyi sırasında da meydana geldi. Ancak o deneyde , gönüllülerden özellikle spontan bir hareket yapmadan önce dışarıdan gelen bilgileri dikkate almamalari istenmisti.  Yani tetikleme icsel olmaliydi.

Beyindeki nöral aktivitede gorulen rastgele dalgalanmalar bir esik degerine ulastiginda bu tetiklemeyi saglayabilir.

Ekip, bu fikri araştırmak için bu nöral aktiviteye dair bir bilgisayar modeli oluşturdu. Nöral gürültü seviyesi belli bir eşiği her geçtiginde bunun hareket icin verilen karar anlamina geldigi goruldu. Bircok denemenin ortalamalarini inceleyen ekip, karar vermeye goturen noral gurultuye dair modelin hazir olma potansiyeline benzedigini ortaya cikardi.

Daha fazla test etmek için, ekip Libet deneyini tekrarladı, Ancak bu sefer gonulluler spontan hareket icin beklerken, hemen hareket etmleri gerektigini isaret eden bir ses duydular. Ekip, sese karsi en hizli tepkinin noral gurultu seviyesinin esik degere en yakin oldugu anlarda kaydedilecegini ve bunun beynin bir hareketi islemek uzere oldugu anlamina gelecegini ongormustu. Bu durum noral gurultuyu hazir olma potansiyeli olarak gosterecekti.

Tam olarak gordukleri de bu oldu. Ek olarak, yavaş tepkilerde , hazır olma potansiyeli EEG kayıtlarında mevcut değildi (Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları , : 10.1073.pnas.1210467109 DOI ).

Schurger: “Libet, bizim bir hareketi yapmaya bilincli olarak niyetimizin olusmasindan daha once  beynimizin zaten karar vermis oldugunu savunuyordu. Biz bilinç oncesi karar verme süreci gibi görünen seyin aslında verilmis bir karari yansıtmıyor olabileceğini öne sürdük. Bu sadece, beyindeki spontan aktivitenin doğası geregi oyle görünüyor. ”

Bilinç oncesi karar verme süreci gibi görünen sey aslında bir karari yansıtmayabilir

Yani bu bize özgür irade hakkında ne diyor?  ”Eger yanilmiyorsak, Libet deneyi bilinçli irade karşıti bir delil olarak sayılmaz.” diyerek Schurger sozlerini tamamliyor.

İngiltere, Sussex Üniversitesi ‘nde bilişsel nörobilim uzmani olarak calismalarini surduren Anil Seth ise bu calismadan etkilenmesine ragmen ozgur irade hakkinda soylediklerine ihtiyatla yaklasiyor.  “Bu calisma daha cok hazırlık potansiyeli hakkinda tatminkar bir mekanistik açıklama sunuyor. Ama bilinçli ozgur iradeyi tekrar resmin içine koymak icin yeterli degil.“ Seth soyle diyor: “Libet deneyinin bir yönünun yoruma açık olmasinin gösterilmesi bilinçli ozgur iradeye karsi tüm argümanlarin bir kenara atilmasinin gerektigi anlamına gelmez.”

Seth’e gore Libet deneyindeki gönüllüler hareket için bir dürtü hissettiklerini ifade ettiklerinde, bir deneyimlemeden bahsediyorlardi. Aynen tat veya koku deneyimlemede oldugu gibi. Seth:  “Yeni model iradenin bilincli olarak deneyimlenmesinin noral temelininin daha iyi anlaşılmasına yönelik kapıyı açiyor.”

Kaynak : New Scientist

Çeviri : Gökhan Erdem

izlemek isteyenler için :

Sinir Bilimi ve Özgür İrade – 6 Saniye Önce